ABD ile İran arasında Basra Körfezi'nde gerginlik yeniden tırmanıyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'ye ait bir Apache helikopterini düşürdüğünü duyururken, Pentagon ise İran yapımı silahlarla donatılmış bir deniz aracını imha ettiğini açıkladı. Analistlere göre Tahran, Hürmüz Boğazı'ndaki ABD devriyelerini caydırmak için bu hamleleri yapıyor. Son saldırılar, iki ülke arasında 2023'te imzalanan gayriresmî anlaşmanın çatırdadığına işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı: Hürmüz Boğazı'nda güç gösterisi
Olay, 5 Mart 2025 sabahı erken saatlerde, Umman Denizi ile Basra Körfezi'ni birbirine bağlayan stratejik Hürmüz Boğazı'nın kuzey sularında meydana geldi. İran resmî ajansı IRNA'ya göre, Devrim Muhafızları'na bağlı deniz kuvvetleri, ABD Donanması'na ait bir Apache helikopterini 'ulusal güvenlik bölgesini ihlal ettiği' gerekçesiyle angaje etti. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise helikopterin uluslararası sularda rutin bir devriye görevi yürüttüğünü ve hiçbir İran hava sahasını ihlal etmediğini belirtti.
Buna karşılık, ABD Donanması, aynı gün içinde bir İran insansız deniz aracını (USV) imha etti. Pentagon sözcüsü Patrick Ryder, yaptığı açıklamada, 'İran yapımı patlayıcı yüklü bir insansız deniz aracının, ticari gemilerin seyir rotasına yaklaştığını tespit ettik. Tehdidi bertaraf etmek için gerekli önlemleri aldık' ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, ABD'nin saldırısını 'uluslararası hukukun ihlali' olarak nitelendirerek, 'İran, egemenliğini ve güvenliğini korumak için her türlü meşru savunma hakkını saklı tutar' dedi. Taraflar arasındaki bu son çatışma, 2023'te yapılan ve İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlaması karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları hafifletmesini öngören gayriresmî anlaşmanın sorgulanmasına yol açtı.
Bölgesel ve küresel boyut: Deniz ticareti tehdit altında
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kritik bir su yoludur. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre, boğazdan her gün 17 milyon varilden fazla ham petrol ve petrol ürünü taşınıyor. Olası bir tıkanma, küresel petrol fiyatlarında anında yukarı yönlü baskı yaratabilir. Çatışmanın hemen ardından Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,5 artışla 84 dolara yükseldi.
Uzmanlar, İran'ın bu hamlelerinin, ABD'nin bölgedeki askerî varlığını zayıflatma ve kendi caydırıcılık kapasitesini sergileme amacı taşıdığını düşünüyor. Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden Dr. Ali Nurani, 'Tahran, müzakerelerden ziyade güç kullanarak ABD'yi geri adım atmaya zorlamak istiyor. Ancak bu strateji, kontrolsüz bir tırmanışa yol açabilir' değerlendirmesini yapıyor.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkeleri, tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulundu. Bölge ülkeleri, İran'ın Yemen'deki Husilere verdiği destek nedeniyle de Ankara'da endişe yaratıyor. Husiler, Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını 2024 boyunca sürdürmüş, uluslararası deniz ticaretini sekteye uğratmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerginliğinin tırmanması, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da bölgesel istikrarı etkilemesi açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Basra Körfezi ve çevresinden karşılıyor; Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir aksama, enerji fiyatlarını olumsuz etkileyerek Türkiye'nin cari açığını büyütebilir. Ayrıca, Tahran ile Ankara arasındaki ticaret hacmi 2024'te 30 milyar doları aşmış durumda. Türkiye, bu krizde arabulucu rolü oynayarak hem enerji güvenliğini korumak hem de NATO ile İran arasında denge kurmak isteyecektir. Bununla birlikte, ABD'nin bölgedeki askerî varlığının artması, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını da dolaylı olarak etkileyebilir.