ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerde yaşanan tıkanıklık, uluslararası petrol piyasalarında fiyat artışlarına yol açarken, Asya borsalarında yatırımcılar temkinli bir bekleyiş içine girdi. Brent petrolün varil fiyatı, haftanın ilk işlem gününde yüzde 1’in üzerinde değer kazanarak 75 doların üzerine çıktı; ABD ham petrolü (WTI) ise 71 dolara yaklaştı. Bu hareketlilik, Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin son raporların ardından tarafların birbirine suçlamalarda bulunması ve müzakere masasından uzaklaşma sinyali vermesiyle tetiklendi. Asya-Pasifik borsalarında ise Japonya’nın Nikkei 225 endeksi hafif kayıpla kapanırken, Çin’de Şanghay Bileşik Endeksi yatay seyretti; Hong Kong Hang Seng Endeksi ise yüzde 0,5’lik düşüşle günü tamamladı.
Müzakere Sürecindeki Tıkanıklık
Birleşmiş Milletler’in nükleer gözlemci kuruluşu Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) son raporuna göre İran, Natanz tesisinde yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştirmeyi hızlandırdı. Bu oran, silah sınıfı uranyumun büyük ölçüde yakınına tekabül ediyor. Tahran yönetimi, bunun barışçıl amaçlı olduğunu savunurken, Batılı ülkeler bu adımı müzakereleri baltalama girişimi olarak nitelendirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İran’ın bu tutumunun masada kalmasını zorlaştırdığını ve Washington’un seçeneklerini gözden geçirdiğini açıkladı. Buna karşılık İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin yaptırımları kaldırmada yetersiz kaldığını ve bu yüzden ilerleme kaydedilemediğini savundu. Taraflar arasındaki karşılıklı suçlamalar, diplomatik kanalların tıkanmasına ve piyasalarda belirsizliğin artmasına neden oldu.
Petrol fiyatlarındaki artış, özellikle Orta Doğu’dan gelen arz kesintisi riskine karşı yatırımcıların endişelerini yansıtıyor. Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan ham petrol sevkiyatlarının dünya toplamının yaklaşık beşte birini oluşturduğu düşünüldüğünde, ABD-İran gerginliğinin tırmanması durumunda küresel enerji arzının ciddi şekilde etkilenebileceği belirtiliyor. Analistler, piyasanın bu tür jeopolitik risklere oldukça duyarlı olduğunu ve kısa vadede fiyatların yüksek seyrini sürdüreceğini öngörüyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Asya borsalarındaki sakin seyir, yatırımcıların jeopolitik riskleri fiyatlarken aynı zamanda ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikalarına yönelik beklentilerini de dengede tuttuğunu gösteriyor. Çin’de açıklanan imalat sanayi verilerinin beklentilerin hafif altında kalması, bölgedeki toparlanmanın kırılgan olduğu endişelerini beraberinde getirdi. Öte yandan Japonya’da enflasyonun hedefin üzerinde kalması, merkez bankasının para politikasında sıkılaşmaya gidebileceği yorumlarını güçlendirdi. Güney Kore’de ise Kospi endeksi, teknoloji hisselerindeki satışlarla yüzde 0,4 değer kaybetti. Avustralya’da ASX 200 endeksi ise madencilik hisselerindeki yükselişle yüzde 0,5 prim yaptı.
Enerji fiyatlarındaki yükselişin Asya’nın en büyük petrol ithalatçıları olan Çin, Hindistan ve Japonya ekonomileri üzerinde enflasyonist baskı yaratması beklenirken, bu ülkelerin dış ticaret dengeleri de olumsuz etkilenebilir. Öte yandan ABD-İran geriliminin devam etmesi, Çin’in İran’dan yaptığı indirimli ham petrol ithalatını riske atabilir. Pekin yönetimi, ABD yaptırımlarına rağmen İran’dan petrol alımını sürdürüyor. Bu durum, Washington ile Pekin arasında yeni bir gerilim konusu olabileceği için dikkatle izleniyor.
Uzmanlar, müzakerelerin yeniden canlanması için Avrupa Birliği arabuluculuğunun kritik önem taşıdığını ancak taraflar arasındaki güvensizliğin derinleştiği bir ortamda ilerleme sağlanmasının zor göründüğünü ifade ediyor. İsrail’in İran’a yönelik askeri seçeneklere sıcak baktığına dair haberler de risk primini artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki gerginlik, Türkiye’nin enerji maliyetlerini doğrudan etkileyen bir gelişme. Türkiye, doğal gaz ve petrol ithalatında dışa bağımlı bir ülke olarak, petrol fiyatlarındaki artışın cari açık ve enflasyon üzerinde olumsuz yansımaları olabilir. Öte yandan Ankara’nın Tahran ile sürdürdüğü diplomatik ilişkiler olumlu katkılar sağlayabilir; Türkiye, bölgesel bir krizin önlenmesi adına iki taraf arasında da yapıcı bir arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ayrıca, Türkiye’nin İran ile enerji alanındaki iş birliği ve doğalgaz anlaşmaları, gerginliğin ticari boyuttaki etkilerini dengeleyebilir. Bu nedenle, tansiyonun düşürülmesi ve müzakerelerin yeniden başlaması Türkiye’nin enerji güvenliği açısından kritik önem taşıyor.