ABD ile İran arasında son günlerde tırmanan askeri gerginlik, küresel petrol fiyatlarında keskin bir yükselişe yol açarken, merkez bankalarının faiz artırma ihtimalini de yeniden gündeme taşıdı. Bloomberg'in Insight with Haslinda Amin programının 14 Temmuz 2026 tarihli bölümünde ele alınan bu gelişme, enerji piyasalarının kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlara göre, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan son misillemeler ve ABD'nin bölgeye ek askeri sevkiyatı, arz endişelerini körükleyerek Brent petrolün varil fiyatını 95 doların üzerine taşıdı. Bu durum, enflasyonla mücadelede son aşamaya gelen merkez bankalarını yeniden zor bir karar sürecine sokuyor.
Gerginliğin arka planı
ABD ile İran arasındaki son kriz, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin çökmesinin ardından başladı. Tahran yönetimi, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'ın üzerine çıkarırken, ABD yeni yaptırımlar ve Körfez'deki askeri varlığını artırma tehdidinde bulundu. Gerginlik, 10 Temmuz'da bir ABD savaş gemisinin Hürmüz Boğazı'nda İran devrim muhafızlarına ait sürat teknelerine ateş açmasıyla fiili çatışmaya dönüştü. İran ise misilleme olarak Basra Körfezi'nde iki ticari gemiye el koyduğunu duyurdu. Petrol fiyatları bu gelişmelerle birlikte haftalık bazda yüzde 8'den fazla yükseldi.
Piyasa oyuncuları, Hürmüz Boğazı'nın dünya petrol arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, olası bir blokajın küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi büyük üreticilerin yedek kapasiteleri sınırlı olduğu için, arz kesintisi durumunda fiyatların 120 doların üzerini görmesi an meselesi. Bu senaryo, özellikle petrol ithalatçısı gelişmekte olan ülkeler için ciddi bir cari açık ve enflasyon riski anlamına geliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran çatışması sadece enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel güvenlik dengelerini de etkiliyor. İsrail, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ABD'nin yanında yer alırken, Çin ve Rusya Tahran'ı destekleyen açıklamalarda bulunuyor. Çin, İran'dan petrol ithalatının yaklaşık yüzde 30'unu sağlıyor ve olası bir ambargo Pekin'in enerji güvenliğini doğrudan tehdit ediyor. Rusya ise İran'a askeri ve teknik destek sunarak ABD'nin bölgedeki nüfuzunu kırmaya çalışıyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler arabulucu girişimlerini hızlandırmış durumda. Almanya ve Fransa, tarafları diyalog masasına dönmeye çağırırken, ABD'nin İran'a yönelik ek yaptırım paketini onaylaması halinde krizin daha da derinleşeceği öngörülüyor. Bu belirsizlik ortamı, küresel yatırımcıları güvenli limanlara (altın, ABD tahvili) yöneltirken, riskli varlıklardan çıkışa neden oluyor. Borsalarda satış baskısı artarken, dolar endeksi değer kazanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak petrol fiyatlarındaki yükselişten doğrudan etkileniyor. Artan enerji maliyetleri, cari açığı büyütürken enflasyonu da yukarı çekiyor. Ayrıca Türkiye, İran ile komşu olması nedeniyle olası bir sıcak çatışmanın sınır güvenliği ve mülteci akını gibi sonuçlarıyla karşı karşıya kalabilir. ABD ve İran arasındaki gerilim, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefini de tehdit ediyor. Zira Doğu Akdeniz ve Irak üzerinden geçen alternatif hatların güvenliği de risk altında. Türkiye'nin bu krizde denge politikası izlemesi, hem Batı ile ilişkilerini hem de İran ile olan ekonomik bağlarını korumak açısından kritik önem taşıyor.