ABD Başkanı Donald Trump, İran'la varılan geçici barış anlaşmasını savunmak için Çarşamba günü yoğun bir çaba sarf etti. Ancak Fransa'daki G7 zirvesinin ardından düzenlediği uzun basın toplantısı, eleştirmenleri ikna edecek son dakika sürprizlerinin olmadığını ortaya koydu. Trump'ın açıklamaları, anlaşmanın hem iç politikada hem de uluslararası arenada tartışma yarattığı bir dönemde geldi.
Anlaşmanın Arka Planı ve Trump'ın Savunması
Trump, Fransa'nın Biarritz kentinde düzenlenen G7 zirvesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'la varılan geçici anlaşmanın bölgede istikrarı sağlamak için önemli bir adım olduğunu söyledi. Anlaşma kapsamında İran'ın nükleer programını sınırlandırması ve bölgesel faaliyetlerini kısıtlaması karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları hafifleteceği belirtiliyor. Ancak Trump, anlaşmanın ayrıntılarına girmekten kaçındı ve "Mükemmel bir anlaşma değil, ama savaşı önleyecek" ifadelerini kullandı.
Eski Başkan Barack Obama döneminde imzalanan 2015 nükleer anlaşmasından 2018'de çekilen Trump, yeni anlaşmanın İran'ı nükleer silah edinmekten alıkoyacağını savunuyor. Ancak İran yönetimi, anlaşma şartlarını henüz resmen kabul etmedi. Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı John Bolton ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo gibi şahin isimler, anlaşmanın İran'a çok fazla taviz verdiğini ve ABD'nin caydırıcılığını zayıflattığını ileri sürüyor.
New York Times'a konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, "Başkan anlaşmayı satmaya çalışıyor ama kendi ekibi bile ikna olmuş değil. Bu bir felaket olabilir" dedi. Muhafazakar yorumcular, anlaşmanın İran'ın bölgesel yayılmacılığını durdurmayacağını, tam tersine teşvik edeceğini öne sürüyor. Öte yandan, liberal kesim anlaşmayı yetersiz bulurken, ABD'nin NATO müttefikleri anlaşmanın Avrupa güvenliğini etkileyebileceği endişesini taşıyor.
G7 zirvesinde Trump'ın anlaşmayı diğer liderlere sunması bekleniyordu ancak Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un anlaşmaya ihtiyatlı yaklaştığı bildirildi. Macron, daha önce İran'la ABD arasında arabuluculuk yapmaya çalışmış ancak başarılı olamamıştı.
İran tarafından ise anlaşmaya ilişkin resmi bir açıklama gelmedi. Dini Lider Ali Hamaney'in danışmanlarından biri, anlaşmayı "Amerikan tuzağı" olarak nitelendirdi. İran'ın nükleer programındaki ilerlemeler, Batılı istihbarat kaynaklarına göre anlaşmanın başarısız olması halinde bölgede yeni bir krize yol açabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Ortadoğu'nun dengelerini etkileyebilir. Suudi Arabistan ve İsrail, anlaşmanın İran'ı durdurmada yetersiz kalacağı gerekçesiyle Washington'da lobi faaliyetlerini artırdı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, "İran'ın nükleer silah üretmesine izin verecek hiçbir anlaşmayı kabul etmeyiz" açıklamasını yaptı. Suudi Arabistan ise Yemen'deki İran destekli Husilere karşı mücadelesinde anlaşmanın kendilerini zor durumda bırakacağından endişe ediyor.
Körfez ülkeleri, İran'ın petrol ihracatını artırabilecek bir anlaşmanın küresel petrol fiyatlarını düşürebileceğini hesaplıyor. Enerji analistlerine göre, İran'ın yeniden petrol piyasasına dönmesi halinde Brent petrolün varil fiyatı 10 dolar kadar gerileyebilir. Bu durum, Rusya ve Suudi Arabistan başta olmak üzere diğer üreticileri olumsuz etkileyebilir.
Avrupa Birliği, anlaşmayı dolaylı olarak desteklerken, ABD'nin tek taraflı adımlarının uluslararası hukuku zayıflatmasından kaygılı. Birleşmiş Milletler'deki diplomatik kaynaklar, anlaşmanın BM Güvenlik Konseyi'nde onaylanması halinde İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasının yolunu açabileceğini belirtiyor. Ancak bu sürecin aylar alabileceği ve Trump'ın seçim öncesi bir zafer kazanma arzusunun anlaşmayı aceleye getirmiş olabileceği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olarak bu anlaşmadan doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Anlaşma, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir yere sahip olan İran'dan doğalgaz ve petrol alımını kolaylaştırabilir. Ayrıca, bölgesel istikrarın sağlanması, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin güvenlik çıkarlarıyla örtüşüyor. Ancak ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını hafifletmesi, Türkiye'yi Halkbank davası gibi konularda Washington'la yeni bir gerilime sokabilir. Türk diplomatik kaynaklara göre, Ankara anlaşmanın detaylarını dikkatle izliyor ve olası ekonomik fırsatları değerlendiriyor. NATO müttefiki olarak ABD'nin politikalarına tam destek vermemekle birlikte, anlaşmanın bölgede savaş riskini azaltmasını olumlu karşılıyor.