ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 15 Nisan 2025'te İran'ın bölgesel müttefiklerine yönelik gerçekleştirdiği saldırı girişimine karşılık olarak 90'dan fazla İran yapımı drone ve füzeyi düşürdüğünü açıkladı. CENTCOM Sözcüsü Tuğamiral Michael Burgess, operasyonun İran'ın "doğrudan ve provokatif bir tehdit" oluşturması üzerine başlatıldığını belirtti. Burgess, İran'ın balistik füzelerinin hedeflerini tutturamadığını, ancak Kuveyt'e atılan iki füzenin yörüngeden saptığını ve kırsal alana düştüğünü söyledi. Saldırıda herhangi bir can kaybı yaşanmazken, bölgede alarm seviyesi yükseltildi.
Gelişmenin arka planı
İran'ın bu saldırısı, ülkenin nükleer programıyla ilgili artan gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Geçtiğimiz haftalarda İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığına dair raporlar, Batılı ülkelerin yeni yaptırım tehditlerini beraberinde getirmişti. CENTCOM yetkililerine göre, İran'ın attığı füzelerin menzili, Kuveyt, Bahreyn ve Suudi Arabistan'daki Amerikan üslerini hedef alabilecek kapasitedeydi. Ancak füze savunma sistemleri etkili bir şekilde devreye girdi. Suudi Arabistan hava sahasından geçen füzeler, Patriot bataryaları tarafından imha edildi. ABD, bölgede Patriot, THAAD ve Aegis gibi çok katmanlı bir hava savunma ağı kurmuş durumda. Bu sistemler, İran'ın 2019'daki Aramco tesislerine yönelik saldırının ardından özellikle Körfez ülkelerinde güçlendirilmişti.
İranlı bir askeri yetkili, saldırının "işgalci güçlere" karşı meşru müdafaa hakkı kapsamında olduğunu iddia etti. Tahran, saldırıyı doğrularken, hedeflerin "askeri tesisler" olduğunu ve sivil kayıp yaşanmadığını savundu. Ancak ABD'li bir istihbarat kaynağı, saldırının koordinasyonunun zayıf olduğunu ve füzelerin bir kısmının kendi kendine imha olduğunu öne sürdü. Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına ve ABD'nin Yemen'deki Husilere yönelik saldırılarına bir yanıt olduğunu düşünüyor. İran Devrim Muhafızları'nın bu saldırıyı, bölgesel caydırıcılığını artırmak için tasarladığı belirtiliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu olay, İran'ın doğrudan ABD hedeflerine yönelik son yıllardaki en büyük saldırı girişimi olarak kayda geçti. 2020'de Kasım Süleymani'nin öldürülmesinden bu yana İran, ABD üslerine genellikle vekil güçler aracılığıyla saldırmıştı. Şimdi ise doğrudan bir çatışma riski yükseliyor. ABD Başkanı, saldırıya misilleme yapılacağını ima ederken, İran ise "her türlü saldırıya" karşılık vereceğini açıkladı. Bölge ülkeleri tansiyonun düşmesi için diplomatik çabalara ağırlık veriyor. Umman ve Katar'ın arabuluculuk girişimleri sürerken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantı çağrısı yaptı. Küresel petrol fiyatları, saldırı haberinin ardından yüzde 5'in üzerinde yükseldi. Uzmanlar, İran'ın bu saldırısının Körfez'deki deniz ticaret yollarını da tehdit ettiğini, Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerlerin sigorta primlerinin arttığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin İran ve Körfez ülkeleriyle olan ilişkilerinde denge politikasını yeniden test ediyor. Türkiye, doğal gaz ve enerji ithalatında İran'a bağımlı olduğu için bu çatışma, enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, İran sınırına yakın bölgelerdeki güvenlik endişeleri artarken, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak ABD'nin bölgedeki askeri hareketliliğine destek vermesi beklenebilir. Ancak Türkiye, İran'la iyi ilişkilerini koruma eğiliminde. Bu olay, Türkiye'nin arabuluculuk potansiyelini ortaya koyabilir; zira Ankara, İran ve Batı arasında geçmişte de benzer krizlerde köprü görevi üstlenmişti. Krizin derinleşmesi halinde Türkiye'nin enerji maliyetleri artabilir ve Doğu Akdeniz'deki enerji keşifleri daha kritik hale gelebilir.