ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü yaptığı açıklamayla İran ile kapsamlı bir barış anlaşmasına varıldığını duyurdu. Anlaşmanın Cuma günü imzalanması beklenirken, Trump’ın ifadesiyle “anlaşma artık tamamlanmıştır.” Bu kapsamda stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz trafiğine yeniden açıldığı ve ABD’nin bölgedeki deniz ablukasını kaldırdığı belirtildi. Pakistanlı yetkililer de süreci doğrulayarak imza törenine ev sahipliği yapacaklarını duyurdu. Anlaşma, yıllardır süren nükleer müzakerelerin ve bölgesel gerilimlerin ardından gelen en somut diplomatik adım olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, 2018’de nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran’a karşı “maksimum baskı” politikası izlemiş, bu çerçevede ağır ekonomik yaptırımlar ve askeri caydırıcılık uygulamıştı. Son iki yıldır Basra Körfezi’nde yaşanan tanker saldırıları, insansız hava araçlarının düşürülmesi ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğinin tehdit edilmesi, tarafları diyalog arayışına itti. Pakistan’ın arabuluculuğuyla başlayan gizli görüşmeler, geçtiğimiz haftalarda hız kazandı. Anlaşmanın temel maddeleri arasında İran’ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması, yaptırımların kademeli olarak kaldırılması ve bölgesel güvenlik işbirliği yer alıyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın açılması, küresel petrol arzında ciddi bir darboğazı ortadan kaldırarak enerji piyasalarında rahatlama sağlayacak.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, Ortadoğu’nun jeopolitik dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran’ın bölgesel nüfuzunun sınırlandırılmasını memnuniyetle karşılarken, Yemen ve Suriye’deki vekâlet savaşlarının sonlanması için de bir zemin oluşabilir. ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, ticaret yollarının güvenliğini artıracak ve petrol fiyatlarının istikrar kazanmasına katkı sağlayacak. Öte yandan İsrail ve bazı Avrupa ülkeleri, anlaşmanın uygulanabilirliğine yönelik şüphelerini koruyor. Anlaşmanın nükleer denetim mekanizmaları ve bölgesel füze programları gibi kritik konuları ne kadar kapsadığı, önümüzdeki haftalarda netlik kazanacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu anlaşma, Türkiye’nin enerji güvenliği açısından hayati önem taşıyan bir gelişmedir. Hürmüz Boğazı’nın açılması, Türkiye’nin ithal ettiği ham petrol ve doğal gazın yaklaşık üçte birinin geçtiği bu su yolunda seyrüseferin kesintisiz devamını sağlayacaktır. Ayrıca İran ile ilişkilerin normalleşmesi, Türkiye’nin bölgesel ticaret hacmini artırabilir ve iki ülke arasındaki doğal gaz anlaşmalarının önünü açabilir. Ancak anlaşmanın sürdürülebilir olması, Türkiye’nin de dahil olduğu genişletilmiş bir güvenlik mimarisini gerektirebilir. Ankara’nın, tüm taraflarla diyaloğunu koruyarak bu süreci dikkatle izlemesi beklenmektedir.