ABD ile İran arasında aylardır süren fiili ateşkes, artan misilleme saldırılarının gölgesinde çatırdıyor. Tahran yönetimi, Basra Körfezi'ndeki gerilimin bir adım ötesine geçerek, küresel petrol arzı için hayati öneme sahip Babülmendep Boğazı'nı kapatma tehdidini yeniden gündeme getirdi. Bu hamle, iki ülke arasında son haftalarda yaşanan karşılıklı saldırıların ardından geldi ve bölgesel bir yangının kapıda olduğu yorumlarına yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı: Misillemeler ve Stratejik Hamleler
ABD Başkanı Donald Trump'ın 2020'de İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından başlayan gerginlik, son dönemde yeniden alevlendi. İran yanlısı grupların Irak ve Suriye'deki ABD hedeflerine düzenlediği saldırılara karşılık Washington, İran destekli milislere yönelik hava operasyonlarını artırdı. Geçtiğimiz hafta, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de bir İsrail bağlantılı gemiye saldırmasıyla tansiyon daha da yükseldi. Husiler, İran'ın en önemli vekil güçlerinden biri olarak kabul ediliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Babülmendep'in kapatılmasının 'meşru müdafaa hakkı' olduğunu belirterek, uluslararası toplumu uyardı: 'Eğer İran'ın güvenliği tehdit edilirse, bölgedeki tüm enerji hatlarını yeniden gözden geçiririz.'
Babülmendep Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %12'sinin geçtiği stratejik bir su yoludur. Umman Denizi'ni Kızıldeniz'e bağlayan bu geçit, Suudi Arabistan, Irak ve Kuveyt gibi Körfez ülkelerinin Avrupa ve Kuzey Amerika'ya petrol ihracatı için kritik öneme sahip. İran'ın 2018'deki benzer tehdidi, Suudi Arabistan'ın geçici olarak alternatif boru hatlarına yönelmesine neden olmuştu. Ancak bu kez, İran'ın doğrudan kapatma girişiminde bulunması halinde, küresel petrol fiyatlarının varil başına 5-10 dolar artabileceği tahmin ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Güvenliği Tehlikede
ABD'nin bölgedeki askeri varlığı, 5. Filo ve Bahreyn'deki Deniz Kuvvetleri üssüyle Babülmendep'in açık kalmasını sağlamaya çalışıyor. Ancak İran'ın deniz mayınları ve hızlı saldırı botlarıyla boğazı kapatması, ABD için büyük bir lojistik meydan okuma olacak. İran, 2023'te yaptığı bir tatbikatta, gemileri ele geçirme ve boğazı abluka altına alma senaryolarını başarıyla denedi. Uzmanlar, İran'ın 'asimetrik savaş' doktrini gereği, büyük bir filoya ihtiyaç duymadan boğazı geçici olarak kapatabileceğini belirtiyor.
Pakistan ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, bu gelişmeden en çok etkilenecek ülkeler arasında. Çin ise İran'dan petrol alımını artırarak Tahran'ın elini güçlendiriyor. Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile yaşadığı gerginlik, Tahran'ın alternatif bir müttefik olarak öne çıkmasına neden oldu. Jeopolitik analistler, İran'ın bu hamlesinin, nükleer müzakerelerde elini güçlendirmek için bir pazarlık kozu olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Babülmendep'in kapatılmasından doğrudan etkilenecektir. İran ve Irak'tan gelen petrolün yanı sıra, Suudi Arabistan ve Katar'dan gelecek LNG sevkiyatları da boğazdan geçiyor. Türkiye'nin Ceyhan terminali üzerinden Avrupa'ya yaptığı enerji ihracatı da sekteye uğrayabilir. Ekonomik olarak petrol fiyatlarındaki artış, cari açığı büyütecek ve vatandaşın enerji faturasına yansıyacaktır. Diplomatik açıdan ise Türkiye, İran ve ABD arasında denge politikası izlemek zorunda kalacak; hem doğal gaz tedarikinde İran'a bağımlılığı hem de NATO üyesi olarak ABD ile ittifakı bu krizi yönetmesini zorlaştıracak.