ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın askeri programını destekledikleri gerekçesiyle Çin, Pakistan, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan'da faaliyet gösteren 10 kuruluş ve şirkete yaptırım uyguladı. Yaptırımlar, Washington'un Tahran'a yönelik baskı kampanyasının bir parçası olarak duyuruldu. Bakanlık, söz konusu kuruluşların İran'ın balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) üretimine katkı sağladığını öne sürdü.
Yaptırımların arka planı ve kapsamı
ABD Hazine Bakanlığı'nın Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından açıklanan yaptırım listesinde, İran merkezli savunma sanayi kuruluşlarının yanı sıra Çin, Pakistan ve Türkiye'de yerleşik tedarikçi firmalar ile Suudi Arabistan'da faaliyet gösteren bir şirket bulunuyor. Yetkililer, bu kuruluşların İran'a hassas teknoloji, parça ve malzeme sağlayarak ülkenin askeri kapasitesini güçlendirdiğini belirtti. Yaptırımlar kapsamında söz konusu şirketlerin ABD'deki mal varlıkları dondurulacak ve Amerikan vatandaşlarıyla ticaret yapmaları yasaklanacak.
ABD yönetimi, İran'ın nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana Tahran'a yönelik ekonomik ve askeri baskıyı artırıyor. Son yaptırım paketi, İran'ın bölgesel etkisini sınırlamayı ve füze ile İHA programlarını hedef almayı amaçlıyor. Hazine Bakanlığı, İran'ın son yıllarda Rusya'ya sağladığı İHA'ların Ukrayna'daki savaşta kullanıldığını da hatırlatarak, uluslararası güvenliğe tehdit oluşturduğunu vurguladı.
Yaptırım listesinde adı geçen Türkiye merkezli firmanın, İran'a çift kullanımlı (sivil ve askeri) ekipman temin ettiği iddia ediliyor. Türk yetkililerden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Uzmanlar, yaptırımların Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturabileceğini, ancak kapsamın sınırlı tutulduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Çin ve Pakistan gibi ülkelerle olan ilişkilerde de sürtüşme yaratabilir. Çin, daha önce ABD'nin tek taraflı yaptırımlarını eleştirmiş ve meşru ticaretine müdahale edilmesini kabul etmeyeceğini açıklamıştı. Pakistan ise İran ile uzun bir sınırı paylaşıyor ve ticari ilişkilerini sürdürüyor. Suudi Arabistan'ın listede yer alması ise Riyad'ın İran ile normalleşme çabalarına rağmen ABD'nin baskı politikasına dolaylı olarak dahil olduğunu gösteriyor.
Uzmanlara göre, yaptırımlar İran'ın askeri tedarik ağını tamamen kesmeye yetmeyebilir; zira Tahran, yıllardır yaptırımlara karşı alternatif tedarik yolları geliştirdi. Ancak bu tür adımlar, İran'ın maliyetini artırarak ve tedarikçileri caydırarak programı yavaşlatmayı hedefliyor. Ayrıca ABD, müttefiklerini de benzer önlemler almaya teşvik ediyor.
Uluslararası kriz grubu gibi düşünce kuruluşları, yaptırımların insani etkilerine dikkat çekerek, sivil halkın zarar görebileceği uyarısında bulunuyor. İran hükümeti ise yaptırımları "ekonomik terörizm" olarak nitelendiriyor ve meşru savunma hakkını kullandığını savunuyor.
Yaptırım kararı, ABD'nin İran ile nükleer müzakereleri yeniden başlatma çabalarının sürdüğü bir dönemde geldi. Taraflar arasında dolaylı görüşmeler devam ederken, yaptırımların müzakere sürecini zorlaştırabileceği değerlendiriliyor. Avrupa Birliği, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına mesafeli yaklaşmakla birlikte, İran'ın füze programına yönelik endişelerini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin yaptırım listesinde Türkiye'den bir firmanın yer alması, Ankara-Washington ilişkilerinde yeni bir baş ağrısı olabilir. Türkiye, İran ile ticari ve enerji bağlarını sürdürürken, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına karşı çıkıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırabilir ve savunma sanayii iş birliklerini etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın İHA teknolojisindeki ilerlemesi, Türkiye'nin bölgesel askeri dengelerdeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara'nın, yaptırımların kapsamını yakından takip ederek diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor.