ABD ile İran arasında varılan ve bölgedeki gerilimi düşürmesi beklenen anlaşmaya rağmen İsrail'in Lübnan'a yönelik hava saldırıları son günlerde de devam ediyor. Beyrut ve güney bölgelerinde art arda patlama sesleri duyulurken, saldırılarda özellikle Hizbullah'ın askeri altyapısının hedef alındığı belirtiliyor. Anlaşmanın duyurulmasının ardından çatışmalarda kısmi bir azalma gözlemlenmiş olsa da, tam anlamıyla bir duruş sağlanamadı. İsrail ordusu, hava operasyonlarının İran destekli milislerin sınır boyunca oluşturduğu tehditleri bertaraf etmeyi amaçladığını açıkladı.
Arka plan: ABD-İran anlaşması ve bölgeye yansımaları
Washington ile Tahran arasında dolaylı yollardan yürütülen müzakereler sonucunda varılan anlaşma, nükleer programın sınırlandırılması ve bazı yaptırımların hafifletilmesi gibi maddeler içeriyor. Anlaşmanın Ortadoğu'da tansiyonu düşürmesi beklenirken, İsrail yönetimi anlaşmaya temkinli yaklaşıyor. Netanyahu hükümeti, İran'ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla tehdit oluşturmaya devam ettiğini savunuyor. Bu çerçevede Lübnan, Suriye ve Gazze'deki operasyonların süreceği sinyali veriliyor.
Lübnan'da son bir haftada en az 10 hava saldırısı kaydedilirken, sivil kayıplara ilişkin net bir bilgi bulunmuyor. Hizbullah ise saldırılara roket atışlarıyla karşılık verdiğini duyurdu. Taraflar arasındaki bu karşılıklı eylemler, anlaşmanın sahadaki yansımalarının sınırlı kaldığını gösteriyor. BM Lübnan Özel Koordinatörü, ateşkes çağrılarının sonuçsuz kaldığına dikkat çekerek taraflara itidal çağrısında bulundu.
Bölgesel boyut: İran-İsrail rekabeti ve Lübnan'ın kırılganlığı
Lübnan, uzun yıllardır İran ile İsrail arasındaki vekalet savaşının en sıcak cephelerinden biri konumunda. Hizbullah'ın İran'dan aldığı askeri destek, İsrail için doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Anlaşma metninde Lübnan'daki milis güçlerine yönelik herhangi bir hüküm bulunmaması, İsrail'in kendi güvenliği için tek taraflı adımlar atmasını meşrulaştırdığı bir zemin sunuyor.
ABD yönetimi, anlaşmanın amacının geniş çaplı bir savaşı önlemek olduğunu belirtse de, sahadaki veriler ateşkesin kalıcı olmadığını ortaya koyuyor. Bölgedeki diplomatik kaynaklar, İsrail'in askeri operasyonlarını anlaşmanın sağladığı diplomatik alanın izin verdiği ölçüde sürdüreceğini öngörüyor. Bu durum, Lübnan hükümetinin egemenliğini zayıflatırken, ülkenin zaten kırılgan olan ekonomisine ve siyasi istikrarına ek yük bindiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki çatışmaların tırmanmasından endişe duyuyor. Bölgede derinleşen İsrail-İran rekabeti, Doğu Akdeniz enerji projelerini ve Türkiye'nin bölgesel ticaret yollarını doğrudan etkileyebilir. Ankara, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve siyasi istikrarını desteklerken, İsrail'in saldırılarının sivilleri hedef almasına karşı çıkıyor. Türk Dışişleri Bakanlığı, taraflara itidal çağrısında bulunmakla birlikte, krizin çözümü için kapsamlı bir bölgesel diyaloğun gerekliliğini vurguluyor. Türkiye'nin Lübnan'daki mevcut ekonomik ve askeri bağları, bu gelişmeleri yakından izlemesini gerektiriyor.