ABD ile İran arasında varılan nükleer anlaşma, Ortadoğu'da dengeleri yeniden şekillendirirken İsrail'i bölgesel olarak yalnızlaştırdı ve Başbakan Binyamin Netanyahu'yu iç politikada zor durumda bıraktı. Anlaşma, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını öngörüyor. Ancak Netanyahu hükümeti, anlaşmayı İran'ın nükleer silah kapasitesine giden yolda bir tehdit olarak görüyor ve ABD yönetimine sert tepki gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, selefi Donald Trump'ın 2018'de çekildiği nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak için aylardır dolaylı müzakereler yürütüyordu. Avusturya'nın başkenti Viyana'da gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda varılan anlaşma, İran'ın nükleer programını kısıtlarken uluslararası topluma yeniden entegre olmasının önünü açıyor. İsrail ise bu sürece en başından beri şüpheyle yaklaşıyordu. Netanyahu, anlaşmanın İran'ın bölgesel nüfuzunu artıracağını ve nükleer silah elde etmesine engel olamayacağını savunuyor.
İsrail Başbakanı, anlaşmanın imzalanmasının ardından yaptığı açıklamada, "Dünyanın en büyük terör destekçisi olan bir rejime milyarlarca dolar aktarmak tarihi bir hatadır" ifadelerini kullandı. Netanyahu, ABD Kongresi'ne yaptığı çağrıda anlaşmanın onaylanmaması için lobi faaliyetlerine hız vereceğini duyurdu. Ancak ABD yönetimi, İsrail'in endişelerini anladıklarını ancak anlaşmanın bölgesel istikrar için gerekli olduğunu belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, sadece İsrail'i değil, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerini de tedirgin etti. Bu ülkeler, İran'ın nükleer programının yanı sıra bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü nüfuz mücadelesinden endişe duyuyor. Öte yandan, anlaşma Avrupa Birliği ve Çin tarafından memnuniyetle karşılandı. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, anlaşmanın diplomasi yoluyla çözümün bir zaferi olduğunu söyledi. Rusya da anlaşmayı desteklediğini açıkladı. Bu gelişme, İsrail'in uluslararası alanda giderek yalnızlaştığına işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile nükleer müzakereleri başından beri yakından takip ediyor. Ankara, yaptırımların kalkmasının İran ile ticari ilişkilerini olumlu etkileyeceğini hesaplıyor. Ancak İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarıyla çatışabilir. Öte yandan, ABD-İran anlaşmasının İsrail'i yalnızlaştırması, Türkiye'nin Filistin politikası açısından fırsatlar yaratabilir. Ancak Ankara, bu süreçte İran'ın nükleer silah edinmesine karşı net bir tutum sergiliyor. Sonuç olarak, anlaşma Türkiye'ye hem ekonomik hem de diplomatik alanda yeni manevra alanı açıyor, ancak bölgesel rekabeti de derinleştirebilir.