ABD ile İran arasında varılan ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri düzenleyen yeni bir anlaşma, denizcilik sektöründe tedirginliğe yol açtı. Sektör temsilcileri, anlaşmanın dilinin, Tahran yönetimine 60 günlük bir sürenin ardından geçiş ücreti alma veya Malakka Boğazı'ndakine benzer bir fon oluşturma imkânı tanıyabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, küresel petrol ve ticaret akışının en kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda yeni bir maliyet ve belirsizlik dalgası yaratabilir.
Anlaşmanın arka planı ve sektörün endişeleri
Anlaşma, iki ülke arasındaki uzun süreli gerilimin ardından, boğazda güvenli geçiş ve deniz ticaretinin sürekliliğini sağlamak amacıyla müzakere edildi. Ancak uzmanlar, anlaşma metnindeki muğlak ifadelerin, İran'a ilerleyen dönemde çeşitli mekanizmalar oluşturma yetkisi verebileceğini belirtiyor. Özellikle, boğazdan geçen gemilerden alınacak ücretler veya bir güvence fonu kurulması gibi düzenlemelerin, anlaşmanın 60. gününde yürürlüğe girebileceği ifade ediliyor.
Denizcilik şirketlerinin yöneticileri, bu tür ek maliyetlerin navlun fiyatlarını artıracağını ve küresel tedarik zincirlerine ek yük getireceğini vurguluyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Bu nedenle, geçiş koşullarındaki herhangi bir değişiklik, enerji piyasalarında ani fiyat hareketlerine yol açabiliyor. Benzer bir uygulama, Malakka Boğazı'nda Singapur ve Endonezya tarafından yürütülen bir fon sistemiyle mevcut. Ancak bu fon, gönüllü katkılara dayanıyor ve zorunlu bir geçiş ücreti niteliği taşımıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinde tarihsel olarak sahip olduğu etki, anlaşmanın uygulanması durumunda Tahran'ın elini güçlendirebilir. Bu durum, Körfez ülkeleri ve başta Suudi Arabistan olmak üzere bölgedeki diğer petrol ihracatçıları için doğrudan bir endişe kaynağı. ABD ise anlaşmanın, boğazda güvenliği artırmayı ve gereksiz tırmanmaları önlemeyi amaçladığını savunuyor. Ancak sektör temsilcileri, uygulamanın pratik sonuçlarının henüz net olmadığını ve ticari gemilerin karşı karşıya kalacağı belirsizliğin, küresel deniz ticaretini olumsuz etkileyebileceğini dile getiriyor. Özellikle petrol tankerleri ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşıyan gemiler, bu gelişmelerden en çok etkilenecek araçlar arasında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü ithal etmekte ve bu ithalatın büyük kısmı Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşmektedir. Anlaşma kapsamında olası geçiş ücretleri veya fon uygulaması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini doğrudan artırabilir. Ayrıca, Türk bandıralı gemiler ve Türk limanlarına yönelik ticaret de bu düzenlemeden etkilenebilir. Ankara'nın, hem ithalatçı konumu hem de bölgesel bir güç olarak, bu tür gelişmeleri yakından izlemesi ve olası ek maliyetlere karşı önlem alması gerekmektedir. Ayrıca, Malakka Boğazı benzeri bir fon uygulaması, Türkiye'nin deniz ticaretinde alternatif rotalar arayışını hızlandırabilir.