ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington'un İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden navlun ücreti talep etmesine izin verecek herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini belirtti. Rubio, böyle bir durumun 'tam bir kaos' yaratacağı uyarısında bulundu. Bakan'ın açıklamaları, bir gemiye yapılan saldırının Birleşmiş Milletler'i denizci tahliyelerini durdurmaya zorlamasının ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
Rubio, ABD'nin İran ile nükleer anlaşma müzakerelerinde esneklik gösterebileceğini ancak Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin kırmızı çizgi olduğunu vurguladı. 'Biz bir anlaşma istiyoruz, ama her bedel değil' diyen Rubio, Tahran'ın boğazda uygulamaya kalkışacağı her türlü navlun ücretinin küresel enerji ticaretini felç edeceğini söyledi. Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu.
Son günlerde bölgede tırmanan gerilim, bir ticari gemiye düzenlenen saldırıyla yeni bir boyut kazandı. Saldırının ardından BM, bölgedeki denizci tahliyelerini geçici olarak durdurdu. Olayın faili henüz belirlenemezken, uluslararası toplum İran'ı dolaylı olarak suçluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, yalnızca İran ve ABD için değil, tüm küresel enerji piyasası için kritik öneme sahip. Boğaz'da yaşanacak bir kriz, petrol fiyatlarını hızla yukarı çekebilir ve küresel enflasyonu tetikleyebilir. Rubio'nun açıklamaları, ABD'nin İran'a karşı askeri seçenekleri masada tuttuğu şeklinde yorumlanıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve diğer bölgesel aktörler, diyalog çağrılarını yineliyor.
İran ise henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak geçmişte Tahran, Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinde bulunmuş ve bu tehdit zaman zaman gerilimi artırmıştı. Uzmanlar, yeni ABD yönetiminin İran'a karşı daha sert bir duruş sergileyebileceğini, ancak doğrudan bir çatışmadan kaçınmak istediğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nda olası bir kriz, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Orta Doğu'dan karşılıyor; boğazın kapanması veya navlun ücretlerinin artması, enerji maliyetlerini yükseltebilir. Ayrıca Türkiye'nin bölgedeki deniz ticareti ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi bağlamında Karadeniz'deki çıkarları da bu gelişmelerden etkilenebilir. Ankara'nın, hem ABD hem de İran'la dengeli bir diplomasi yürütmesi beklenir.