ABD ile İran arasında haftalardır süren müzakereler sonucunda varılan anlaşmanın 28 Mart Cuma günü İsviçre'nin Zürih kentinde imzalanması planlanıyor. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, anlaşma metni her iki tarafın da üzerinde mutabık kaldığı nükleer programın sınırlandırılması ve yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını içeriyor. Törene ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin katılması bekleniyor.
Anlaşmanın Arka Planı
ABD ile İran arasındaki nükleer müzakereler, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekilmesiyle askıya alınmıştı. Ardından ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları yeniden yürürlüğe girmiş, İran da uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak nükleer anlaşmanın sınırlarını aşmıştı. Son iki yıldır Umman ve Katar arabuluculuğunda yürütülen dolaylı görüşmeler, bu yılın başında doğrudan müzakerelere dönüştü. Anlaşmanın temel hükümleri arasında İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 3,67 ile sınırlandırması, mevcut stoklarının büyük kısmını yurt dışına göndermesi ve IAEA denetimlerine tam uyum sağlaması yer alıyor. Karşılığında ABD, İran'a uyguladığı petrol ve bankacılık yaptırımlarını aşamalı olarak kaldıracak ve dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakacak.
Anlaşmanın imza törenine İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis'in de ev sahipliği yapması bekleniyor. İsviçre, ABD'nin İran'daki çıkarlarını temsil eden bir ülke olarak uzun süredir iki ülke arasında arabuluculuk rolü üstleniyor. Ayrıca BM, AB ve bazı bölgesel aktörlerin temsilcilerinin de törene katılması planlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşmanın imzalanması, Ortadoğu'da önemli yansımalara yol açacak. İran'ın nükleer programının sınırlandırılması, özellikle Suudi Arabistan ve İsrail'in güvenlik endişelerini kısmen hafifletebilir. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmaya sert tepki göstererek, 'İran'ın bölgesel yayılmacılığını durdurmadığı sürece anlaşmanın sadece bir kâğıt parçası olduğunu' söyledi. Suudi Arabistan ise temkinli bir iyimserlikle anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını ancak uygulamanın yakından izleneceğini duyurdu.
Küresel piyasalarda anlaşma haberleriyle birlikte petrol fiyatlarında düşüş yaşandı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,5 gerileyerek 72 dolar seviyesine indi. Uzmanlar, İran'ın petrol ihracatına yönelik yaptırımların kalkmasıyla küresel petrol arzında artış olacağını ve bunun fiyatları aşağı çekeceğini öngörüyor. Öte yandan, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest kalması, ülke ekonomisinde kısa vadede bir rahatlama sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ekonomik çıkarları açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, doğal gaz ve petrol ithalatında İran'a bağımlı bir ülke olarak yaptırımların kalkmasıyla enerji maliyetlerinde düşüş bekleyebilir. Ayrıca, İran ile ticaret hacminin artması ve iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin normalleşmesi, Türkiye'nin bölgesel ticaret merkezi olma hedefine katkı sağlayabilir. Güvenlik boyutunda ise, anlaşma İran'ın nükleer faaliyetlerini denetim altına alarak bölgede olası bir silahlanma yarışını önleyebilir. Ancak anlaşmanın uygulanması ve kalıcılığı konusundaki belirsizlikler, Türkiye'nin temkinli bir iyimserlikle süreci takip etmesini gerektiriyor.