ABD ile İran arasındaki anlaşma, Ortadoğu'da yıllardır süren gerilimin ardından tarafların karşılıklı tavizlerle vardığı bir mutabakat olarak öne çıkıyor. Bu anlaşma, nükleer programdan vazgeçme karşılığında ekonomik yaptırımların hafifletilmesini içeriyor. Peki bu gelişme bölgesel güç dengelerini nasıl etkiledi? Filistin meselesinden Yemen'e, Suriye'den Irak'a kadar birçok dosyada yeni bir dönemin kapısı mı aralanıyor?
Gelişmenin arka planı
ABD'nin İran'a karşı başlattığı savaş, aslında bir güç dengesi değişikliği hedefliyordu. Washington, Tahran'ın bölgedeki nüfuzunu kırmak ve müttefiklerini korumak için askeri ve diplomatik araçları bir arada kullandı. Ancak savaşın maliyeti ve insani bedeli, beklenen sonuçları vermedi. İran, direnç gösterdi ve nükleer programını sürdürdü. Bu süreçte, özellikle İsrail ve Suudi Arabistan'ın endişeleri arttı. Anlaşma, bu endişeleri gidermeye yönelik maddeler içeriyor. Örneğin, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesinin sınırlandırılması ve uluslararası denetimlere izin verilmesi gibi taahhütler bulunuyor.
Anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte, İran ekonomisinde kısmi bir rahatlama görüldü. Petrol ihracatı arttı ve enflasyon düşmeye başladı. Ancak iç siyasette muhalif sesler, anlaşmanın İran'ın egemenliğine aykırı olduğunu savundu. ABD tarafında ise Kongre'de anlaşmaya karşı çıkanlar oldu. Yine de, her iki ülke de diplomasi masasında kalmayı tercih etti.
Bölgesel veya küresel boyut
Filistin meselesi açısından bakıldığında, İran'ın Hamas ve İslami Cihad gibi gruplara verdiği desteğin anlaşma sonrası sınırlanması bekleniyor. İran, nükleer programından vazgeçerken milis güçlerine verdiği desteği de azaltma sözü verdi. Bu durum, İsrail için güvenlik tehdidinin azalması anlamına geliyor. Ancak öte yandan, İran'ın bölgesel nüfuzunun tamamen sona ermediği, sadece yöntem değiştirdiği yorumları yapılıyor.
Yemen'deki Husiler, Suriye'de İran destekli gruplar ve Irak'taki Şii milisler bu anlaşmadan doğrudan etkilenecek. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, anlaşmayı temkinli karşıladı. Onlara göre, İran'ın nükleer faaliyetlerinin denetlenmesi olumlu ama vekalet savaşlarının sona ermesi için daha fazla adım atılması gerekiyor. Rusya ve Çin ise anlaşmayı memnuniyetle karşıladı, zira bu durum Ortadoğu'da istikrarı artırarak enerji fiyatlarını etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile sınır komşusu olması ve enerji ithalatı nedeniyle bu anlaşmadan doğrudan etkileniyor. Anlaşma sayesinde İran'ın ekonomik toparlanması, Türkiye ile ticaret hacmini artırabilir. Doğalgaz ve petrol fiyatlarındaki istikrar, Türkiye'nin cari açığı üzerinde olumlu etki yaratabilir. Güvenlik boyutunda ise, İran'ın Suriye ve Irak'taki nüfuzunun azalması, Türkiye'nin sınır güvenliği için avantaj sağlayabilir. Özellikle PKK/YPG'ye karşı mücadelede İran'ın tutumu kritik. Ancak Türkiye, anlaşmanın İran'ın bölgesel faaliyetlerini tamamen sınırlamadığının farkında. Bu nedenle Ankara'nın, Tahran ile hem diyalog hem de caydırıcılık içeren dengeli bir politika izlemesi bekleniyor.