Beyaz Saray'dan yapılan sürpriz açıklamaya göre, ABD ile İran arasında haftalardır süren vurma-karşı vurma saldırılarını sona erdirme ve doğrudan müzakerelere dönme konusunda bir anlaşmaya varıldı. Ancak Tahran yönetiminden henüz resmi bir teyit gelmezken, Hürmüz Boğazı'ndaki kırılgan ateşkesin geleceği belirsizliğini koruyor. Anlaşma, iki ülke arasında son dönemde tırmanan ve küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyen gerginliği düşürme potansiyeli taşıyor.
Gelişmenin arka planı
Son aylarda ABD ile İran arasında, özellikle Suriye ve Irak'taki üsler ile Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik karşılıklı saldırılar yaşanıyordu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a bağlı grupların ABD çıkarlarını hedef aldığını iddia ederken, Tahran da ABD'nin yaptırımlarını artırarak dolaylı saldırıları teşvik ettiğini savunuyordu.
Anlaşmanın, Umman Dışişleri Bakanı'nın arabuluculuğunda gerçekleşen gizli görüşmelerin ardından geldiği belirtiliyor. ABD'li yetkililere göre, anlaşma kapsamında iki taraf da sivilleri ve askeri hedefleri vurmayı durduracak, ardından üç hafta içinde nükleer müzakereler de dahil olmak üzere kapsamlı bir diyalog başlatılacak. İran tarafından herhangi bir resmi açıklama yapılmazken, devlet medyası anlaşmayı 'doğrulanmamış haber' olarak nitelendirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir geçit. Son haftalarda İran destekli Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara ve navlun maliyetlerinde artışa yol açtı. Uluslararası Enerji Ajansı, olası bir geniş çaplı çatışmanın petrol fiyatlarını varil başına 20 dolar artırabileceği uyarısında bulunmuştu.
Anlaşmanın başarılı olması halinde, yalnızca enerji piyasaları değil, aynı zamanda İsrail-Suudi Arabistan normalleşmesi ve Yemen ateşkesi gibi bölgesel dosyalar da olumlu etkilenebilir. Ancak İran'ın teyit vermemesi ve İsrail'in anlaşmaya şüpheyle yaklaşması, sürecin kırılgan olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, özellikle ABD'de yaklaşan başkanlık seçimlerinin, anlaşmanın uygulanmasını zorlaştırabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran'la komşu hem de ABD ile NATO müttefiki olarak bu gerginlikten doğrudan etkileniyor. Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini artırırken, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle zaten yüksek olan cari açığı daha da kötüleştirebilir. Anlaşmanın başarılı olması, Türkiye'nin İran'la ticaretini ve enerji işbirliğini kolaylaştırabilir, ancak ABD yaptırımlarının devam etmesi halinde Ankara'nın manevra alanı sınırlı kalacaktır. Ayrıca, Tahran'ın Suriye ve Irak'taki nüfuzu, Türkiye'nin güneydoğu sınırındaki terörle mücadele stratejisini doğrudan ilgilendiriyor; bu nedenle ABD-İran yumuşaması Ankara için hem fırsat hem risk barındırıyor.