ABD ile İran arasında, en az 6 milyar dolar değerindeki İran varlıklarının dondurulmasının kaldırılmasına yönelik dolaylı görüşmeler, Çarşamba günü Katar'ın başkenti Doha'da yeniden başlayacak. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kenani tarafından yapılan açıklamada, iki tarafın henüz yüz yüze bir araya gelmediği, ancak müzakerelerin aynı formatta devam edeceği belirtildi. Görüşmeler, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişi sağlama taahhüdü karşılığında, ABD'nin Irak'taki elektrik ve gıda alımları için dondurulan İran fonlarını serbest bırakmasını öngören mutabakatın uygulanması kapsamında yürütülüyor.
Gelişmenin arka planı
İran yönetimi, Ağustos 2023'te Katar ve Umman'ın arabuluculuğunda ABD ile imzaladığı anlaşma çerçevesinde, Irak'ta bloke edilen 6 milyar dolarlık petrol gelirinin, yalnızca insani amaçlarla (gıda, ilaç, elektrik alımı) kullanılmak üzere serbest bırakılmasını sağlamıştı. Anlaşma ayrıca, İran'ın ABD'li rehineleri serbest bırakmasını da içeriyordu. Ancak Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısı ve ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları, ABD ile İran arasındaki gerilimi yeniden tırmandırdı. ABD, İran'ın Hamas ve Hizbullah'a verdiği desteği gerekçe göstererek anlaşmanın uygulanmasını yavaşlattı. Katar'da devam edecek görüşmeler, bu fonların aktarımının nasıl denetleneceği ve insani kullanım şartlarının nasıl izleneceği gibi teknik ayrıntılara odaklanacak.
İran, bu görüşmelerde asıl önceliğinin, petrol ihracatına yönelik yaptırımların hafifletilmesi ve dondurulan varlıkların tamamen serbest bırakılması olduğunu vurguluyor. ABD ise, İran'ın nükleer programındaki ilerlemeler, bölgesel milislere verdiği destek ve insan hakları ihlalleri konularında somut adımlar atmadıkça, bu fonların tamamen serbest bırakılmasına yanaşmıyor. Özellikle İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %60 saflık seviyesine yükseltmesi, Batılı ülkeler tarafından ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Görüşmeler, sadece ikili ilişkiler değil, aynı zamanda Basra Körfezi'nin güvenliği ve küresel enerji piyasaları açısından da kritik önem taşıyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir geçit. İran, bu boğazı kontrol edebilecek askeri kapasiteye sahip olup, daha önce yaptırımların sıkılaştırılması durumunda boğazı kapatmakla tehdit etmişti. ABD ile varılan mutabakat, İran'ın boğazda güvenli geçişi taahhüt etmesi karşılığında petrol ihracatını kısmen rahatlatmıştı. Ancak anlaşmanın tam olarak uygulanmaması, bu güvenceyi zayıflatıyor. Dolayısıyla Doha görüşmelerinin başarısızlığı, petrol fiyatlarında dalgalanmaya ve Körfez'de askeri gerginliğin artmasına neden olabilir.
Öte yandan, İran ile Batı arasındaki bu dolaylı temas, nükleer müzakerelerin yeniden başlamasına zemin hazırlayabilir. Ancak Tahran yönetiminin, Rusya ile artan askeri işbirliği ve Ukrayna savaşındaki rolü (İHA tedariki), Batı ile ilişkileri daha da karmaşık hale getiriyor. ABD, İran'ın Rusya'ya balistik füze satma olasılığına karşı yeni yaptırımlar hazırlıyor. Bu durum, Doha'daki müzakereleri olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki varlık görüşmeleri, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel politikaları açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, doğal gaz ve petrol ihtiyacının önemli bir bölümünü komşusu İran ve diğer Körfez ülkelerinden karşılıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki istikrar, Türkiye'nin enerji arzı için kritik. Ayrıca Türkiye, İran ile sınır güvenliği, terörle mücadele ve ticaret konularında yakın işbirliği yürütüyor. İran'ın ekonomik olarak rahatlaması, Türkiye-İran ticaretini ve enerji anlaşmalarını olumlu etkileyebilir. Ancak ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının sürmesi, Türk şirketlerini ikincil yaptırım riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Türkiye, bu dengeyi yönetmek için hem ABD hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutarken, bölgesel arabuluculuk rolünü de güçlendirmeye çalışıyor.