ABD, 30 Eylül 2025 tarihinde Irak'taki son muharip birliklerini ülkeden çekerek 23 yıl süren askeri varlığına son verdi. Irak'ın başkenti Bağdat'ta düzenlenen resmi bir törenle son ABD askerlerinin ayrılışı duyuruldu. Bu çekilme, 2003 yılında 'Şok ve Dehşet' (Shock and Awe) adı verilen hava saldırılarıyla başlayan ve yüz binlerce sivilin ölümüyle sonuçlanan savaşın resmi olarak kapanışı anlamına geliyor. Ancak geride bıraktığı bilanço ve bölgesel etkileri hâlâ tartışılıyor.
Savaşın Arka Planı ve Çekilme Süreci
ABD'nin Irak'taki askeri varlığı, 2003 yılında dönemin ABD Başkanı George W. Bush yönetiminin, Saddam Hüseyin'in kitle imha silahlarına sahip olduğu iddiasıyla başlattığı işgalle başladı. İddiaların asılsız çıkmasına rağmen savaş, Irak'ın siyasi ve toplumsal yapısını derinden sarstı. 2011'de birliklerin büyük kısmı çekilmiş olsa da IŞİD'in ortaya çıkmasıyla ABD yeniden asker konuşlandırdı. Son çekilme, 2024'te Irak hükümetiyle yapılan anlaşma çerçevesinde aşamalı olarak gerçekleştirildi. ABD Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, kalan askerlerin bir kısmı Irak güvenlik güçlerine eğitim vermek üzere ülkede kalabilir; ancak muharip görev sona erdi.
Çekilme süreci, ABD'nin Orta Doğu'daki stratejik önceliklerini yeniden gözden geçirmesiyle aynı döneme denk geldi. Washington, son yıllarda Çin ve Rusya'ya karşı Büyük Güç Rekabeti'ne odaklanırken, Orta Doğu'daki askeri ayak izini azaltma eğiliminde. Irak'taki çekilme, bu politikanın bir yansıması olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Orta Doğu'da güç dengelerini etkileyecek. İran, Irak'taki nüfuzunu artırabilir; zira ülkedeki Şii milis gruplar ve siyasi partiler üzerinde önemli etkiye sahip. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ise İran'ın genişlemesinden endişe duyuyor. Öte yandan, Irak ordusunun IŞİD'e karşı koyma kapasitesi sorgulanıyor; ABD destekli koalisyonun hava gücü olmadan Irak güçlerinin direnci zayıflayabilir. Rusya ve Çin, ABD'nin çekilmesini fırsat bilerek Irak'ta ekonomik ve askeri ilişkilerini derinleştirebilir. Çin, Irak'ın en büyük ticaret ortaklarından biri ve petrol sektöründe önemli yatırımları var.
Küresel anlamda ise ABD'nin bir savaşı daha sonlandırması, ülkenin askeri müdahale doktrininde bir değişim sinyali olarak yorumlanıyor. 2003 işgali, uluslararası hukuku hiçe sayan tek taraflı bir müdahale olarak geniş eleştiri almıştı. Bugün ise ABD, benzer büyük ölçekli kara savaşlarından kaçınma eğiliminde. Bu durum, gelecekteki çatışmalarda daha çok vekalet savaşları, insansız hava araçları ve siber operasyonların ön planda olacağına işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Irak'tan çekilmesi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika öncelikleri açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığı ve Irak merkezi hükümetinin zayıflaması, Türkiye'nin sınır güvenliği için risk oluşturabilir. ABD askerlerinin ayrılmasıyla oluşabilecek güç boşluğu, PKK ve uzantılarının hareket alanını genişletebilir. Öte yandan, Türkiye ile Irak arasındaki ekonomik ilişkiler ve Kalkınma Yolu Projesi gibi girişimler, istikrarlı bir Irak'ı gerektiriyor. Türkiye, Irak'taki siyasi süreçte dengeyi gözeterek hem İran hem de ABD ile ilişkilerini yönetmek durumunda. Ayrıca, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltması, Türkiye'nin savunma sanayii ve güvenlik işbirliklerinde yeni arayışlara yönelmesine neden olabilir.