ABD yönetimi, İngiltere'nin Avrupa Birliği ile düzenleyici ve ekonomik yakınlaşmasını Washington'un çıkarları açısından bir 'sorun' olarak değerlendiriyor. Financial Times'ın FirstFT bülteninde yer alan habere göre, ABD'li yetkililer Londra'nın Brüksel ile artan uyumunu, özellikle ticaret ve teknoloji düzenlemeleri alanında, transatlantik ilişkilerde gerilim yaratabilecek bir gelişme olarak görüyor. Haberde ayrıca, Brexit sonrası dönemde İngiltere'nin dış politika yönelimi ve ekonomik stratejisi masaya yatırılıyor.
İngiltere-AB Yakınlaşmasının Arka Planı
İngiltere'nin 2020'de AB'den ayrılmasının ardından ticaret ve düzenlemelerde ayrışma yaşanmıştı. Ancak son dönemde Londra, özellikle Kuzey İrlanda protokolü ve hizmet sektörü erişimi konusunda Brüksel ile diyaloğu güçlendirdi. Bu durum, ABD'nin İngiltere'yi kendi düzenleyici çerçevesine çekme çabalarıyla çelişiyor. ABD, İngiltere'nin AB'nin dijital hizmetler yasası (DSA) ve yapay zeka düzenlemelerine uyum sağlamasını, kendi teknoloji şirketleri için dezavantaj olarak görüyor. Ayrıca, İngiltere'nin AB ile yakınlaşması, ABD'nin Çin'e karşı oluşturmaya çalıştığı teknoloji ittifakında bir zayıflama olarak yorumlanıyor.
FirstFT bülteninde ayrıca, Brexit yanlısı kampanyacı Nigel Farage'a yönelik bir 'tuzak' iddiası ve OpenAI'nin yeni yapay zeka modeliyle ilgili gelişmeler yer alıyor. Farage'ın banka hesaplarının kapatılması ve siyasi faaliyetlerinin engellenmesi iddiaları, İngiltere'de ifade özgürlüğü tartışmalarını alevlendirmişti. OpenAI'nin yeni modeli ise, yapay zeka regülasyonu konusunda AB ve ABD arasında süregelen rekabeti yeniden gündeme getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İngiltere-AB yakınlaşmasına yönelik endişeleri, aslında daha geniş bir jeopolitik rekabetin parçası. ABD, Çin ile teknoloji ve ticaret savaşında müttefiklerini kendi safında tutmaya çalışırken, Avrupa'nın kendi düzenleyici özerkliğini ilan etmesi Washington'ı rahatsız ediyor. İngiltere ise Brexit sonrası 'Küresel Britanya' vizyonu ile ABD ile özel ilişkisini korumak, ancak aynı zamanda AB pazarına erişimini de güvence altına almak istiyor. Bu denge arayışı, İngiltere'nin dış politikasında yeni bir sınav olarak öne çıkıyor.
Uzmanlara göre, İngiltere'nin AB ile yakınlaşması, ABD'nin İngiltere üzerindeki etkisini azaltabilir ve transatlantik ittifakta yeni bir güç dengesi yaratabilir. Özellikle yapay zeka, veri akışı ve yeşil teknoloji gibi alanlarda AB'nin belirleyici rol oynaması, ABD şirketlerinin rekabet gücünü zayıflatabilir. Bu nedenle Washington, Londra'ya AB düzenlemelerinden uzak durması yönünde baskı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin AB ile yakınlaşması ve ABD'nin bu duruma tepkisi, Türkiye'nin dış ticaret ve güvenlik politikaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, hem AB hem de İngiltere ile güçlü ekonomik bağlara sahip; Brexit sonrası İngiltere ile serbest ticaret anlaşması imzalayan Türkiye, Londra'nın Brüksel ile yakınlaşmasını, kendi AB üyelik sürecine olumlu yansıyabilecek bir gelişme olarak görebilir. Ancak ABD'nin baskısı, Türkiye'nin Batı içi dengelerde manevra alanını daraltabilir. Ayrıca, yapay zeka ve dijital düzenlemelerde AB'nin ağırlık kazanması, Türkiye'nin kendi regülasyonlarını şekillendirirken AB'yi referans almasını gerektirebilir. Jeopolitik olarak, transatlantik gerilim Türkiye'nin stratejik özerkliğini artırma fırsatı sunabilir.