İran devletine yakın Mehr haber ajansı, ABD ile nükleer program konusunda varılması muhtemel bir anlaşmanın taslak metnini yayımladı. Taslağa göre, iki taraf arasında 60 günlük bir müzakere süreci öngörülüyor ve bu süre zarfında İran'ın yurt dışında dondurulmuş 24 milyar dolarlık varlığının serbest bırakılması planlanıyor. Haber, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, anlaşmanın kesinleşmesi halinde bölgedeki jeopolitik dengeleri değiştirebilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Taslağın detayları ve müzakerelerin arka planı
Mehr ajansının yayımladığı belgeye göre, ABD ile İran arasında iki aşamalı bir süreç işleyecek. İlk 60 günlük dilimde, İran'ın nükleer faaliyetlerini belirli bir seviyede sınırlaması karşılığında, dondurulmuş 24 milyar dolarlık varlığın serbest bırakılması hedefleniyor. Bu varlıklar, özellikle Güney Kore ve Irak'taki bankalarda tutulan petro-dolar gelirlerinden oluşuyor. İkinci aşamada ise, daha kapsamlı bir nükleer anlaşmaya varılması ve ABD yaptırımlarının tamamen kaldırılması planlanıyor. Taslak, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'tan yüzde 3.67'ye düşürmesini ve uluslararası denetimlere izin vermesini şart koşuyor.
Kaynaklar, bu taslağın henüz resmi bir anlaşma metni olmadığını, ancak müzakerelerin temelini oluşturduğunu belirtiyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, konuyla ilgili yaptığı açıklamada 'Henüz bir anlaşmaya varılmadı, müzakereler devam ediyor' ifadelerini kullandı. ABD cephesinde ise Beyaz Saray resmi bir yorum yapmazken, Dışişleri Bakanlığı sözcüsü 'İran'ın nükleer programına yönelik endişelerimizi diplomatik yollarla çözmek için çalışıyoruz' açıklamasında bulundu.
Taslağın bölgesel ve küresel yansımaları
Olası bir ABD-İran anlaşması, Ortadoğu'da uzun süredir devam eden nükleer gerginliği sona erdirebilir. Bu adım, 2015'te imzalanan ancak 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılması yönünde önemli bir ilerleme olarak görülüyor. Analistler, anlaşmanın İran ekonomisini rahatlatacağını ve bölgesel güç dengesini etkileyeceğini belirtiyor. Suudi Arabistan ve İsrail'in ise olası bir ABD-İran yumuşamasına şüpheyle yaklaştığı biliniyor. Öte yandan, Rusya ve Çin, İran'ın uluslararası topluma entegrasyonunu desteklediklerini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, nükleer anlaşmaya varılması halinde İran ile ekonomik iş birliğini derinleştirme fırsatı bulabilir. İran'ın dondurulmuş varlıklarının çözülmesi, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatında yeni bir tedarikçi haline gelmesini sağlayabilir. Ancak anlaşma, ABD'nin bölgede İran'a daha fazla alan açması anlamına geliyorsa, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarıyla çelişebilir. Ankara, İran'ın nükleer programa hâkim olma yönündeki tarihsel çabanın, bölgesel güvenlik dinamiklerini değiştirebileceğini ve bu süreçte kendi pozisyonunu dikkatle ayarlaması gerektiğini bilmektedir. Türk diplomasisi, hem Batı ile hem de Tahran'la dengeli bir ilişki kurma arayışını sürdürecek.