ABD'de iklim bilimcileri, Kongre'deki Cumhuriyetçilerin iklim sorumluluğu davalarını yasaklama girişimleri de dahil olmak üzere, iklim değişikliğinin insan kaynaklı olduğunu kanıtlayan 'ilişkilendirme bilimine' yönelik 'geniş bir saldırıyla' karşı karşıya olduklarını belirtiyor. Bilim insanları, bu saldırının bilimi 'gömmeye' yönelik koordineli bir çabanın parçası olduğunu ve fosil yakıt endüstrisinin çıkarlarına hizmet ettiğini ifade ediyor.
İlişkilendirme bilimine yönelik saldırı
İklim değişikliğinin belirli aşırı hava olaylarıyla bağlantısını kuran ilişkilendirme bilimi, son yıllarda iklim davalarının temelini oluşturuyor. Özellikle, California ve New York gibi eyaletlerde, fosil yakıt şirketlerinin iklim değişikliğine katkıları nedeniyle tazminat ödemelerini talep eden davalar açıldı. Bu davalarda, bilim insanlarının kanıtları kritik rol oynuyor.
Cumhuriyetçi yasa yapıcılar, bu davaların ekonomiyi olumsuz etkileyeceğini ve enerji şirketlerine haksız yük getireceğini öne sürerek, iklim sorumluluğu davalarını yasaklamayı hedefleyen yasa tasarıları sunuyor. Bilim insanları, bu girişimlerin bilimsel gerçekleri çarpıtma ve iklim eylemini engelleme amacı taşıdığını vurguluyor.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden (MIT) iklim bilimci Prof. Kerry Emanuel, 'Bu, bilimin kendisine değil, bilimin sonuçlarına yönelik bir saldırı. İlişkilendirme bilimi, iklim değişikliğinin etkilerini anlamamızda devrim yarattı. Bunu engellemeye çalışmak, yangın söndürücüyü yasaklamaya benziyor' dedi.
Fosil yakıt lobisinin etkisi
Fosil yakıt endüstrisinin, iklim bilimini baltalama çabaları yeni değil. ExxonMobil'in 1970'lerden itibaren iklim değişikliği araştırmalarını bildiği ancak kamuoyunu yanıltmaya yönelik kampanyalar yürüttüğü ortaya çıkmıştı. Benzer şekilde, bugün de çeşitli düşünce kuruluşları ve lobi grupları aracılığıyla şüphe yaratma çabaları sürüyor.
Bilim insanları, özellikle Teksas ve Florida gibi eyaletlerde hükümetlerin bilimsel raporları sansürleme girişimlerine de dikkat çekiyor. Örneğin, Florida'da 'iklim değişikliği' ifadesinin resmi belgelerde kullanılmasının yasaklandığı iddiaları gündeme gelmişti. Bu tür uygulamalar, iklim krizinin aciliyetini gizleme amacı taşıyor.
Columbia Üniversitesi'nden iklim bilimci Dr. Radley Horton, 'Bilimsel verileri sansürlemek ya da araştırmaları engellemek, toplumun gerçeklerden uzaklaşmasına neden olur. Bu, iklim değişikliğiyle mücadelede atacağımız adımları da geciktirir' şeklinde konuştu.
Küresel etkiler ve bilim diplomasisi
ABD'deki bu gelişmeler, küresel iklim politikalarını da doğrudan etkiliyor. Bilim insanları, ABD'nin iklim araştırmalarına yönelik kısıtlamalarının, diğer ülkelerdeki araştırmacılarla iş birliğini zayıflatabileceğini ve uluslararası iklim müzakerelerinde ABD'nin güvenilirliğini zedeleyebileceğini belirtiyor.
Ayrıca, iklim değişikliğinin etkileri küresel ölçekte hissedilirken, bilimsel araştırmaların engellenmesi, özellikle gelişmekte olan ülkelerde iklim uyum ve azaltım çalışmalarını da olumsuz etkiliyor. İklim bilimciler, bu saldırıların sadece ABD'yi değil, tüm dünyayı etkileyecek sonuçları olduğu konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı giderek daha hassas bir konumda. Kuraklık, orman yangınları ve sel gibi aşırı hava olayları son yıllarda sıklıkla yaşanıyor. Bu nedenle, ABD'de iklim araştırmalarının engellenmesi, Türkiye'nin de iklim bilimine dayalı politikalar geliştirme kapasitesini etkileyebilir. Türkiye'nin, iklim değişikliğiyle mücadelede bilimsel verilere dayalı kararlar alması ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmesi önem taşıyor. Ayrıca, ABD'deki bu gelişmeler, iklim değişikliğinin küresel bir sorun olduğunu ve hiçbir ülkenin tek başına bu sorunla başa çıkamayacağını bir kez daha hatırlatıyor.