ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 2009 yılında Texas'taki Fort Hood askeri üssünde 13 kişiyi öldüren Nidal Hasan'ın kurşuna dizilerek idam edileceğini duyurdu. Hegseth, açıklamayı sağcı influencer Jack Posobiec ile yaptığı röportajda yaptı. Bu karar, ABD askeri adalet sisteminde son yılların en tartışmalı infaz yöntemi tercihlerinden biri olarak kayda geçti.
Olayın Arka Planı ve Hasan'ın Durumu
Nidal Hasan, ABD ordusunda psikiyatrist olarak görev yaparken 5 Kasım 2009'da Fort Hood'da (şimdiki adıyla Fort Cavazos) askeri üsse silahlı saldırı düzenledi. Saldırıda 13 kişi hayatını kaybetti, 30'dan fazla kişi yaralandı. Hasan, olay yerinde yakalanmış ve 2013 yılında askeri mahkeme tarafından 13 kez ölüm cezasına çarptırılmıştı. O tarihten bu yana Hasan, Kansas'taki Fort Leavenworth askeri hapishanesinde tutuluyor. Askeri temyiz süreci devam ederken infaz tarihi belirsizliğini koruyordu. Hegseth'in açıklaması, infazın infaz yöntemiyle ilgili ilk resmi sinyal oldu.
ABD ordusunda ölüm cezası nadiren uygulanır. Son askeri infaz 1961 yılında gerçekleşti. O tarihten bu yana verilen ölüm cezaları çeşitli hukuki itirazlar ve temyiz süreçleri nedeniyle infaz edilemedi. Hasan'ın avukatları, müvekkillerinin akli dengesinin yerinde olmadığını savunarak temyiz başvurularında bulunmuştu. Ancak askeri temyiz mahkemesi bu itirazları reddetti. Hegseth'in açıklaması, infazın hızlandırılması yönünde bir iradeyi gösteriyor.
Kurşuna dizerek infaz, ABD askeri hukukunda yasal bir yöntem olarak yer alıyor. Ancak modern dönemde neredeyse hiç kullanılmadı. Son kurşuna dizme infazı 19. yüzyılda gerçekleşmişti. Hegseth'in bu yöntemi seçmesi, sembolik bir mesaj olarak yorumlanıyor: Askeri personeli hedef alan saldırılara karşı sert bir caydırıcılık mesajı verilmek isteniyor. Öte yandan, infazın kamuya açık yapılıp yapılmayacağı belirsiz. Hegseth'in ifadeleri "public execution" (kamuya açık infaz) olarak yorumlansa da, ABD yasaları askeri infazların kapalı kapılar ardında yapılmasını öngörüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, ABD'nin idam cezası politikaları açısından geniş yankı uyandırabilir. Avrupa Birliği ve insan hakları örgütleri, idam cezasının kaldırılması yönünde uzun süredir baskı yapıyor. ABD'nin askeri mahkeme eliyle bir infazı hızlandırması, transatlantik ilişkilerde insan hakları boyutunda yeni bir tartışma başlatabilir. Ayrıca, Nidal Hasan'ın Müslüman kimliği ve saldırının arkasında herhangi bir örgütsel bağlantı olup olmadığı tartışmaları, kararın uluslararası kamuoyunda farklı algılanmasına yol açabilir. Hasan, saldırıyı tek başına gerçekleştirdiğini söylemiş, herhangi bir terör örgütüyle bağlantısı olduğu kanıtlanamamıştı. Yine de olay, o dönemde ABD'de "radikal İslamcı terör" söylemiyle ilişkilendirilmişti.
Askeri adalet sisteminde infaz yöntemi olarak kurşuna dizme, diğer ülkelerde de nadiren uygulanır. Çin, İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde hâlâ yasal olmakla birlikte, uygulamada farklılıklar gösterir. ABD'nin bu yöntemi seçmesi, insan hakları savunucuları tarafından "ortaçağ usulü" olarak eleştirilebilir. Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump döneminde federal infazlar yeniden başlatılmış, 2020-2021 arasında 13 federal mahkum idam edilmişti. Bu bağlamda Hegseth'in açıklaması, Trump yönetiminin idam cezasını caydırıcılık aracı olarak kullanma politikasının bir uzantısı olarak görülebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, idam cezasını 2004 yılında kaldırarak AB uyum süreci kapsamında önemli bir adım atmıştı. Ancak son yıllarda kamuoyunda idam cezasının geri getirilmesi tartışmaları zaman zaman gündeme geliyor. ABD'nin askeri bir mahkum için kurşuna dizme gibi sembolik bir yöntemi seçmesi, Türkiye'deki idam tartışmalarını doğrudan etkilemese de, küresel ölçekte idam cezasının meşruiyeti konusundaki ayrışmayı derinleştirebilir. Türkiye'nin insan hakları alanındaki uluslararası taahhütleri göz önüne alındığında, bu tür infaz yöntemleri Ankara'nın Batı ile ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru olmayacaktır; zira Türkiye idam cezasını kaldırmış durumda. Yine de ABD'nin bu adımı, NATO müttefikleri arasında insan hakları ve hukuk devleti ilkeleri bakımından farklı yaklaşımların altını çizebilir.