ABD'de içme suyu kaynaklarında bulunan ve sağlık üzerinde ciddi riskler oluşturan 'sonsuz kimyasallar' (PFAS) kirliliğine ilişkin yeni veriler, ülke genelinde en az 1.700 kamu su sisteminde federal maksimum kirlilik seviyesinin aşıldığını ortaya koydu. Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından belirlenen sınırların çok üzerinde tespit edilen bu kimyasallar, özellikle endüstriyel bölgelerde ve askeri üslerin yakınlarında yoğunlaşıyor. Harita üzerinde yapılan inceleme, kirliliğin yalnızca birkaç eyaletle sınırlı olmadığını, ülkenin dört bir yanına yayıldığını gösteriyor.
PFAS Kirliliğinin Boyutu ve Sağlık Riskleri
PFAS (per- ve polifloroalkil maddeler), doğada kolayca parçalanmadıkları için 'sonsuz kimyasallar' olarak adlandırılıyor. Bu kimyasallar, yangın söndürme köpüklerinden gıda ambalajlarına, su geçirmez giysilerden elektronik eşyalara kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor. Son verilere göre, 1.700'den fazla kamu su sistemi, EPA'nın belirlediği 4 part per trilyon (ppt) sınırını aşan PFAS seviyelerine sahip. Bu sistemlerden bazıları milyonlarca kişiye hizmet veriyor.
Bilimsel çalışmalar, yüksek düzeyde PFAS maruziyetinin kanser, karaciğer hasarı, bağışıklık sistemi zayıflaması ve doğum defektleri gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini gösteriyor. Özellikle çocuklar ve hamile kadınlar risk altında. EPA, 2023 yılında PFAS için içme suyunda izin verilen maksimum seviyeleri güncellemiş ve bu kimyasalların bazı türleri için sıfıra yakın sınırlar getirmişti. Ancak yeni veriler, mevcut kirliliğin boyutunun bu düzenlemelerin çok ötesinde olduğunu ortaya koyuyor.
Bölgesel Dağılım ve Altyapı Sorunları
Kirliliğin coğrafi dağılımı, endüstriyel faaliyetlerin yoğun olduğu bölgelerde ve askeri tesislerin çevresinde kümelendiğini gösteriyor. Özellikle Michigan, California, New York, Texas ve Kuzey Karolina gibi eyaletlerde yüksek sayıda ihlal tespit edildi. Bu eyaletlerdeki su sistemleri, genellikle eski altyapıya sahip ve filtreleme teknolojileri yetersiz. Ayrıca, bazı kırsal bölgelerde su kalitesi izleme ve raporlama eksiklikleri nedeniyle gerçek kirlilik seviyesinin daha da yüksek olabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, sorunun çözümü için hem filtreleme sistemlerinin iyileştirilmesi hem de PFAS kullanımının kısıtlanması gerektiğini vurguluyor. Ancak altyapı yatırımları ve düzenleyici maliyetler, özellikle küçük ve yoksul topluluklar için büyük bir yük oluşturuyor. Federal hükümet, 2021'de kabul edilen Altyapı Yatırım ve İşler Yasası kapsamında PFAS temizliği için 10 milyar dolar ayırmış olsa da, bunun ihtiyacın yanında sınırlı kaldığı ifade ediliyor.
Siyasi ve Küresel Yansımalar
ABD'deki bu gelişme, dünya genelinde PFAS düzenlemelerine ilişkin tartışmaları da alevlendiriyor. Avrupa Birliği, PFAS kullanımını büyük ölçüde yasaklamayı planlarken, ABD'deki eyaletler arasında da farklı düzenlemeler bulunuyor. Bazı eyaletler kendi sınırlarını belirlerken, federal düzeyde daha katı kurallar getirilmesi çağrıları artıyor. Çevre örgütleri, EPA'nın mevcut düzenlemelerini yetersiz buluyor ve sanayi lobilerinin etkisiyle kuralların sulandırıldığını savunuyor.
Bu kirlilik sorunu, aynı zamanda çevresel adalet meselesini de gündeme getiriyor. Düşük gelirli ve azınlık topluluklarının yaşadığı bölgelerde su kalitesinin daha kötü olması, sosyal eşitsizlikleri derinleştiriyor. Araştırmalar, bu bölgelerdeki su sistemlerinin daha az denetlendiğini ve temizlik çalışmalarının daha yavaş ilerlediğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki PFAS kirliliği, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da küresel kimyasal yönetişimi açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye'de de sanayi bölgelerinde ve askeri tesis çevrelerinde benzer kimyasalların kullanımı ve su kaynaklarına karışma riski bulunuyor. ABD'deki gelişmeler, Türkiye'nin içme suyu standartlarını gözden geçirmesi ve PFAS gibi kalıcı kimyasallar için düzenleyici çerçeve oluşturması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, AB ile uyum sürecinde kimyasal güvenlik düzenlemelerinin önemi artıyor. Türkiye, su kalitesi izleme ve arıtma altyapısına yatırım yaparak halk sağlığını koruyabilir ve gelecekteki olası krizleri önleyebilir.