ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Moskova'da gerçekleştirdikleri üç saatlik görüşmenin ardından Ukrayna'nın başkenti Kiev'e gidiyor. Beyaz Saray, görüşmeyi "kapsamlı" olarak nitelendirirken, Ukrayna'da bu son müzakerelere yönelik derin bir şüphecilik hakim. FRANCE 24 muhabiri Gulliver Cragg, Kiev'de "kötü bir işaret" olarak yorumlanan bu diplomasi trafiğinin Ukrayna cephesinde yarattığı endişeyi aktardı.
Müzakerelerin Arka Planı ve Ukrayna'nın Endişeleri
ABD heyetinin Moskova ziyareti, Trump yönetiminin Rusya ile doğrudan temaslarını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşti. Witkoff ve Kushner'ın Putin ile yaptığı görüşme, Beyaz Saray tarafından "esaslı" olarak tanımlandı. Ancak görüşmenin içeriğine dair resmi bir açıklama yapılmadı. Ukraynalı yetkililer, müzakerelerin şeffaf olmamasından ve kendi katılımları olmadan yürütülmesinden rahatsız.
Kiev'deki diplomatik kaynaklar, ABD'nin Rusya ile ayrı bir kanal yürütmesinin Ukrayna'nın çıkarlarını göz ardı edebileceği endişesini taşıyor. FRANCE 24'e konuşan muhabir Gulliver Cragg, Ukrayna kamuoyunda ve siyasi çevrelerde "kötü bir işaret" olarak nitelendirilen bir havanın oluştuğunu belirtti. Cragg'a göre, Ukraynalılar bu tür müzakerelerin kendileri aleyhine sonuçlar doğurabileceğinden korkuyor.
ABD heyetinin Kiev ziyareti, Moskova görüşmesinin hemen ardından gerçekleşiyor. Bu ziyaretin amacı, Ukrayna yönetimine Moskova'da ele alınan konular hakkında bilgi vermek ve muhtemelen ateşkes veya barış müzakereleri için zemin yoklamak. Ancak Ukrayna tarafı, görüşmelerin içeriği hakkında yeterince bilgilendirilmediğini düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa'nın güvenlik mimarisini derinden etkiledi. ABD'nin Rusya ile doğrudan görüşmeler yapması, Avrupa başkentlerinde de dikkatle izleniyor. Avrupa Birliği ve NATO üyeleri, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurgularken, ABD'nin tutumundaki olası bir değişiklik endişe yaratıyor.
Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana Rusya ile ilişkileri yeniden şekillendirme çabasında. Putin ile yapılan görüşmeler, Batı ittifakı içinde farklı algılanıyor. Bazı Avrupa ülkeleri, ABD'nin Rusya'ya yönelik yaptırımları hafifletme veya Ukrayna'dan taviz verme olasılığından kaygılı. Kiev'de ise müzakerelerin sonuçlarının ne olacağı belirsizliğini koruyor.
ABD heyetinin Kiev ziyareti, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile yapılacak görüşmeleri içeriyor. Zelenskiy, daha önce yaptığı açıklamalarda, Ukrayna'nın katılmadığı hiçbir anlaşmayı kabul etmeyeceğini belirtmişti. Ancak ABD'nin arabuluculuğuyla yürütülen süreçte Ukrayna'nın ne kadar söz sahibi olacağı tartışma konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında denge politikası izleyerek hem Kiev hem de Moskova ile diyalog kanallarını açık tuttu. ABD'nin doğrudan Rusya ile müzakerelere başlaması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zayıflatabilir. Ancak Ankara, tahıl koridoru anlaşması ve esir takası gibi somut başarılarla arabuluculuk kapasitesini kanıtladı. Olası bir ateşkes sürecinde Türkiye'nin garantörlük veya gözlemci statüsü talep etmesi muhtemel. Ayrıca, ABD-Rusya yakınlaşması, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu ve S-400 kaynaklı gerilimleri yeniden gündeme getirebilir. Karadeniz'deki güvenlik dengeleri de Türkiye için kritik önemde.