ABD Hazine Bakanlığı, piyasa likiditesini desteklemek amacıyla uyguladığı geri alım operasyonlarının kapsamını genişletiyor. Bakanlıktan yapılan resmi açıklamaya göre, uzun vadeli nominal kupürlü menkul kıymetler için uygulanan likidite destekli geri alım operasyonlarının tavan büyüklüğü en az iki katına çıkarılarak operasyon başına en az 4 milyar dolara yükseltilecek. Yeni uygulama, 9 Eylül 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak. Karar, Bloomberg Television'da Michael McKee tarafından duyuruldu ve küresel piyasalarda yakından takip ediliyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Hazine Bakanlığı, 2024 yılında başlattığı geri alım programıyla tahvil piyasasındaki likiditeyi artırmayı hedefliyor. Program kapsamında, Hazine'nin vadesi gelmemiş tahvillerini ikincil piyasadan satın alarak piyasaya nakit enjekte ediyor ve piyasa yapıcıların stoklarını eritmelerine yardımcı oluyor. Bu sayede, özellikle stres dönemlerinde yaşanan fiyat oynaklıklarının azaltılması ve piyasa fonksiyonlarının sağlıklı işlemesi amaçlanıyor.
Mevcut durumda, uzun vadeli (10 yıl ve üzeri vadeli) tahviller için operasyon başına uygulanan limit 2 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Yeni kararla bu limit en az 4 milyar dolara çıkarılacak. Hazine yetkilileri, bu artışın piyasa katılımcılarının talepleri doğrultusunda yapıldığını ve programın etkinliğini artırmayı amaçladığını belirtiyor. Ayrıca, kısa vadeli tahviller için de benzer bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı konusunda henüz resmi bir açıklama bulunmuyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Bu adım, küresel tahvil piyasaları için önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor. ABD Hazine tahvilleri, dünyanın en büyük ve en likit borçlanma araçları arasında yer alıyor. Hazine'nin geri alım operasyonlarını genişletmesi, tahvil fiyatlarının desteklenmesine ve piyasa oynaklığının azalmasına katkı sağlayabilir. Özellikle, uzun vadeli tahvil getirileri üzerindeki baskıyı hafifletebilir ve Hazine'nin borçlanma maliyetlerini dengelemeye yardımcı olabilir.
Uzmanlar, bu kararın merkez bankalarının para politikalarına bir müdahale olarak algılanmaması gerektiğini, aksine Hazine'nin piyasa altyapısını güçlendirme çabası olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak, benzer bir uygulamanın diğer ülkeler tarafından da örnek alınabileceği ve gelişmekte olan ülkelerin tahvil piyasalarında da likidite artırıcı önlemler alınabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye ekonomisi için dolaylı ancak önemli etkiler barındırıyor. ABD Hazine tahvillerinin likiditesinin artması, küresel risk iştahını olumlu etkileyebilir ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını hızlandırabilir. Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için bu durum, cari açığın finansmanında rahatlama sağlayabilir. Ayrıca, tahvil getirilerindeki düşüş, gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini de aşağı çekebilir. Ancak, ABD Merkez Bankası Fed'in faiz politikalarına bağlı olarak küresel likidite koşullarının ne yönde şekilleneceği belirsizliğini koruyor. Bu nedenle Türkiye'nin, sermaye hareketlerindeki dalgalanmalara karşı dikkatli politikalar izlemesi gerekiyor.