ABD Hava Kuvvetleri, yeni nesil stratejik nükleer füzesi LGM-35A Sentinel'in pasif bir modelini 14 Eylül'de Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü'nde (Kaliforniya) sahaya dikti. Böylece Sentinel'in 2027'de yapılması planlanan ilk uçuş testi öncesinde önemli bir altyapı adımı atıldı. Hava Kuvvetleri yetkilileri, AFA'nın (Air & Space Forces Association) yıllık Hava, Uzay ve Siber Konferansı'nda, programın uzun süredir devam eden yeniden yapılandırma çalışmalarının tamamlanmasının hâlâ beklendiğini doğruladı. Sentinel, ABD'nin mevcut Minuteman III füzelerinin yerini alacak ve ülkenin kara konuşlu nükleer üçlüsünün omurgasını oluşturacak.
Sentinel Programının Arka Planı ve Mevcut Durum
LGM-35A Sentinel, ABD Hava Kuvvetleri'nin 1970'lerden bu yana hizmette olan Minuteman III kıtalararası balistik füzelerinin (ICBM) yerini almak üzere Northrop Grumman ana yükleniciliğinde geliştiriliyor. Program, 2020'de başlatılmış ve ilk başta 2030'ların başında operasyonel olması hedeflenmişti. Ancak maliyet artışları ve teknik zorluklar nedeniyle program 2024'te kritik bir eşiğe girdi. Hava Kuvvetleri, Nunn-McCurdy yasası kapsamında programı yeniden yapılandırmak zorunda kaldı; bu yasa, maliyet aşımlarını kontrol altına almak için önemli program değişikliklerini gerektiriyor.
Vandenberg Üssü'nde sahaya dikilen pasif model, gerçek bir fırlatma değil, füzenin yerleştirileceği silo ve çevresel altyapının test edilmesi amacıyla kullanılan bir maket. Bu tür testler, füzenin fiziksel boyutlarının, taşıma ve yerleştirme ekipmanlarıyla uyumunun doğrulanmasına yardımcı oluyor. Hava Kuvvetleri Hızlı Yetenek Ofisi (Rapid Capabilities Office) ve Northrop Grumman ekipleri, silo uyumluluk testlerini yıl boyunca sürdürecek. Pasif modelin dikilmesi, programın hâlâ ilerlediğini ve test aşamasına yaklaşıldığını gösteriyor; ancak yeniden yapılandırma süreci nedeniyle takvimde kaymalar yaşanabilir.
AFA konferansında konuşan yetkililer, yeniden yapılandırmanın 2027'deki ilk uçuş testine kadar tamamlanmasını beklediklerini belirttiler. Yeni yapılandırma kapsamında, komuta ve kontrol sistemleri, fırlatma tesisleri ve füze tasarımında bazı değişiklikler yapılıyor. Özellikle dijital mühendislik ve modüler açık sistem mimarisi kullanılarak maliyetlerin düşürülmesi ve gelecekteki yükseltmelerin kolaylaştırılması hedefleniyor. Sentinel'in 2029'da ilk operasyonel yeteneğe ulaşması planlanıyor; ancak bu tarih de yeniden yapılandırmaya bağlı olarak kayabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sentinel programı, ABD'nin nükleer caydırıcılığının modernizasyonu açısından kritik öneme sahip. Mevcut Minuteman III füzeleri 50 yılı aşkın süredir hizmette ve ömür uzatma programlarıyla ayakta tutuluyor. Sentinel, daha gelişmiş itki sistemleri, daha isabetli güdüm ve daha güvenli komuta-kontrol altyapısıyla ABD'nin stratejik üçlüsünün kara ayağını güçlendirecek. Bu modernizasyon, özellikle Rusya ve Çin'in nükleer arsenalini genişlettiği ve hipersonik füzeler gibi yeni teknolojilere yatırım yaptığı bir dönemde, ABD'nin caydırıcılık duruşunu koruması için gerekli görülüyor.
Programın maliyeti başlangıçta 100 milyar dolar olarak öngörülmüştü; ancak 2024'te yapılan değerlendirmede bu rakam 140 milyar doları aşabilir. Nunn-McCurdy ihlali sonrası yapılan yeniden yapılandırma, maliyetleri düşürmeyi ve programı rayına oturtmayı amaçlıyor. ABD Kongresi'nde bazı üyeler, programın maliyetini sorgularken, Savunma Bakanlığı nükleer modernizasyonun kaçınılmaz olduğunu savunuyor. Sentinel'in başarısı, ABD'nin 21. yüzyıldaki nükleer stratejisinin şekillenmesinde belirleyici olacak.
Uluslararası alanda ise Sentinel'in geliştirilmesi, diğer nükleer güçler tarafından dikkatle izleniyor. Rusya, ABD'nin nükleer modernizasyonunu kendi programları için bir gerekçe olarak kullanabilir. Çin de kendi ICBM filosunu genişletirken, ABD'nin Sentinel hamlesi Asya-Pasifik'teki stratejik dengeyi etkileyebilir. Ayrıca, Yeni START anlaşmasının geleceği belirsizken, ABD'nin yeni bir ICBM'i sahaya sürmesi, silahlanma kontrolü müzakerelerini zorlaştırabilir. Ancak ABD yetkilileri, Sentinel'in mevcut füzelerin yerini alacağını ve mevcut nükleer başlık sayısını artırmayacağını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Sentinel ICBM programı, doğrudan Türkiye'yi hedeflemese de küresel stratejik dengeyi etkileyen bir gelişme. NATO üyesi olarak Türkiye, ittifakın nükleer caydırıcılık politikalarının bir parçası; ancak kara konuşlu ICBM'ler ABD'nin ulusal yeteneği. Yine de ABD'nin nükleer modernizasyonu, NATO'nun Rusya karşısındaki duruşunu güçlendirirken, Türkiye'nin güvenlik ortamını da dolaylı olarak etkiliyor. Öte yandan, artan savunma harcamaları ve nükleer silahlanma yarışı, Türkiye'nin kendi savunma sanayii ve stratejik öncelikleri açısından dikkatle izlemesi gereken bir trend. Türkiye, denge politikası izleyerek hem NATO içindeki yükümlülüklerini sürdürmeli hem de bölgesel istikrarı korumalı.