ABD Hava Kuvvetleri, 2027 yılından itibaren Oregon eyaletindeki Kingsley Field üssüne iki düzineden fazla F-35 Lightning II savaş uçağı konuşlandırma kararını resmiyet kazandırdı. Hava Kuvvetleri Sekreteri Troy Meink'in 5 Ekim'de resmi karar tutanağını imzalamasıyla, Ulusal Hava Muhafızları üssünün hizmetin üçüncü F-35 filosuna ev sahipliği yapmasının önündeki son bürokratik engel ortadan kalktı.
Kararın Arka Planı ve Süreç
Söz konusu karar, ABD Hava Kuvvetleri'nin F-35 programı kapsamında yürüttüğü kapsamlı altyapı ve konuşlandırma planlamasının bir parçası. Kingsley Field, uzun yıllar boyunca F-15 Eagle uçaklarıyla eğitim görevlerini yürüten bir üs olarak biliniyordu. Üsse F-35 konuşlandırılması, hem fiziksel altyapının modernizasyonunu hem de personel yapısında önemli değişiklikleri beraberinde getirecek.
Hava Kuvvetleri Sekreteri Troy Meink tarafından imzalanan resmi karar tutanağı, çevresel değerlendirmeler, altyapı hazırlıkları ve operasyonel gereksinimlerin tamamlanmasının ardından atılan son adım oldu. Bu imzayla birlikte üssün F-35 filosuna ev sahipliği yapmasının önündeki idari ve hukuki süreç tamamlanmış oldu. Kingsley Field'ın seçilmesinde, üssün mevcut eğitim altyapısı, coğrafi konumu ve hava sahası kapasitesi gibi faktörlerin etkili olduğu belirtiliyor.
F-35 Lightning II, ABD ve müttefikleri tarafından geliştirilen beşinci nesil çok amaçlı bir savaş uçağı. Gelişmiş radar sistemleri, düşük görünürlük özelliği ve ağ merkezli harp kabiliyetiyle öne çıkan bu uçak, hava üstünlüğü, taarruz ve istihbarat-gözetleme-keşif görevlerinde kullanılabiliyor. ABD Hava Kuvvetleri, F-35'leri hem aktif görev birliklerinde hem de Ulusal Hava Muhafızları bünyesinde konuşlandırarak operasyonel esnekliği artırmayı hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin F-35 konuşlandırma kararları, yalnızca ülke içi savunma planlaması açısından değil, küresel güvenlik dengeleri bakımından da önem taşıyor. F-35 programı, ABD'nin müttefikleriyle yürüttüğü ortak savunma projelerinin merkezinde yer alıyor. Türkiye'nin de dahil olduğu bu programdan çıkarılması süreci, NATO içi ilişkilerde önemli bir kırılma noktası oluşturmuştu.
ABD Hava Kuvvetleri'nin kendi üslerinde F-35 filosunu genişletmesi, aynı zamanda Çin ve Rusya'nın gelişmiş savaş uçağı programlarına karşı teknolojik üstünlüğü koruma stratejisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Özellikle Pasifik bölgesinde artan gerilim, ABD'nin beşinci nesil savaş uçağı envanterini güçlendirmesini hızlandıran faktörler arasında.
Kingsley Field'a yapılacak konuşlandırma, ABD'nin batı kıyısındaki savunma altyapısını güçlendirmeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçası. Oregon'daki üs, Pasifik Okyanusu'na açılan stratejik bir noktada bulunuyor ve olası kriz durumlarında hızlı müdahale kapasitesi sunuyor. F-35'lerin burada konuşlandırılması, ABD'nin Hint-Pasifik bölgesindeki askeri varlığını destekleyici bir unsur olarak öne çıkıyor.
Savunma sanayii açısından bakıldığında, F-35 programı on binlerce istihdam yaratıyor ve yüz milyarlarca dolarlık bir ekonomik hacme sahip. Yeni üslerin programa dahil edilmesi, yerel ekonomilere de önemli katkılar sağlıyor. Kingsley Field çevresindeki yerleşim yerlerinde inşaat, hizmet ve lojistik sektörlerinde yeni iş imkanlarının doğması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin F-35 programını genişletme yönündeki bu adımı, Türkiye'nin programdan çıkarılma sürecini yeniden gündeme getirebilir. Türkiye, S-400 hava savunma sistemi alımı nedeniyle 2019'da F-35 programından çıkarılmış ve teslim edilmeyen uçaklar için ödediği yaklaşık 1,4 milyar doların iadesi konusunda uzun süre müzakere yürütmüştü. F-35 üretim zincirindeki Türk sanayi payı ve program ortaklığı, Ankara'nın savunma sanayii açısından önemli bir kayıp olarak değerlendiriliyor.
ABD'nin F-35 envanterini genişletmeye devam etmesi, Türkiye'nin kendi yerli savaş uçağı projesi KAAN'ı hızlandırma çabalarını da dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye'nin alternatif tedarikçi arayışları ve Avrupa ile savunma işbirliğini artırma yönündeki adımları, bu sürecin bir parçası olarak okunabilir.