ABD'de hanehalkı borçluluğu, 2008 küresel finans krizinden bu yana en yüksek seviyeye ulaşarak ekonomistleri alarma geçirdi. Yapılan araştırmalar, servet eşitsizliğinin bir miktar azalmasına rağmen, borç ödeme kapasitesinin ciddi şekilde bozulduğunu ortaya koydu. Bu durum, Amerikan ekonomisinin dayanıklılığına dair soru işaretleri yaratıyor.
Borç Yükü Artıyor
ABD Merkez Bankası (Fed) ve bağımsız araştırma kuruluşlarının verilerine göre, kredi kartı, otomobil ve öğrenci kredilerindeki temerrüt oranları son çeyrekte belirgin şekilde arttı. Özellikle düşük gelirli hanelerde borç çevirme oranı %40'ı aşmış durumda. Bu, 2008 öncesi kriz dönemindeki seviyelere yakın bir tablo çiziyor. Araştırmacılar, pandemi döneminde sağlanan devlet desteklerinin sona ermesi ve enflasyonun alım gücünü eritmesiyle birlikte hanelerin borç yükünün sürdürülemez hale geldiğini vurguluyor.
Öte yandan, Fed'in faiz artırım döngüsü borçlanma maliyetlerini yükseltti. Konut kredisi faizleri 20 yılın zirvesine çıkarken, kredi kartı faizleri ortalama %22'yi aştı. Bu koşullar, borçluların yeni kredi bulmasını zorlaştırırken, mevcut borçların çevrilmesini de güçleştiriyor. Uzmanlar, hanehalkı borçluluğunun GSYH'ye oranının %75'e dayandığını ve bunun uzun vadede tüketimi baskılayarak büyümeyi yavaşlatabileceğini belirtiyor.
Küresel Yansımalar ve Riskler
ABD ekonomisi, küresel finansal sistemin merkezinde yer alıyor. Hanehalkı borç sorunlarının derinleşmesi, yalnızca ülke içinde değil, dünya genelinde de dalgalanmalara yol açabilir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, ABD'den gelecek talep daralması ve finansal koşulların sıkılaşmasından olumsuz etkilenebilir. Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel borçluluk seviyelerinin tarihsel zirvede olduğunu ve bunun finansal kırılganlığı artırdığını raporluyor.
Ayrıca, ABD'deki borç sorunu, ülkenin tahvil piyasalarına olan güveni sarsabilir. Devlet borçlanma maliyetlerindeki artış, bütçe açığını finanse etmeyi zorlaştırabilir ve doların rezerv para birimi statüsünü uzun vadede zayıflatabilir. Analistler, benzer bir krizin 2008'de olduğu gibi küresel bir resesyona yol açma riskinin düşük ama göz ardı edilemez olduğunu söylüyor. Beyaz Saray ve Kongre'den henüz somut bir borç rahatlatma planı gelmedi. Ekonomistler, hanehalkı borçlarının yeniden yapılandırılması ve gelir desteklerinin artırılması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki borç krizi, Türkiye ekonomisi için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. ABD, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarlarından biri; talepteki olası bir daralma, Türk ihracatçısını olumsuz etkiler. Ayrıca, küresel risk iştahının azalması, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını yavaşlatabilir ve TL üzerinde baskı yaratabilir. Türkiye'nin dış borç çevrimi ve cari açığı için ek finansman maliyeti anlamına gelir. Öte yandan, Fed'in faiz indirimine gitmesi halinde bu baskı hafifleyebilir. Türkiye, ihracat pazarlarını çeşitlendirerek ve iç tasarrufu artırarak bu tür şoklara karşı direncini güçlendirmeli.