ABD Yüksek Mahkemesi, Donald Trump yönetiminin, ülkelerindeki çatışma ve doğal afetler nedeniyle geçici olarak koruma altına alınan Haitili ve Suriyeli göçmenlere yönelik Geçici Koruma Statüsü'nü (TPS) sonlandırma yönündeki girişimine destek verdi. Mahkemenin 7-2 oyla aldığı bu karar, yaklaşık 300 bin Haitili ve 7 bin Suriyelinin yasal statüsünü doğrudan etkiliyor. TPS programı, ABD'nin insani bir kaldıraç olarak kullandığı geçici bir düzenleme olup, kararın ardından bu kişiler ülkeyi terk etmek veya yasal statülerini değiştirmek zorunda kalacak.
Gelişmenin arka planı
Geçici Koruma Statüsü, ABD Kongresi tarafından 1990 yılında çıkarılan bir yasayla oluşturulmuş olup, ülkesinde savaş, doğal afet veya olağanüstü koşullar yaşayan bireylere geçici olarak ABD'de kalma ve çalışma izni veriyor. Haiti, 2010 yılında yaşanan yıkıcı depremin ardından TPS kapsamına alınırken, Suriye ise 2012 yılında iç savaş nedeniyle bu listeye dahil edildi. Trump yönetimi, başlangıçta bu statülerin geçici olduğunu ve koşulların düzeldiğini savunarak 2017 ve 2018 yıllarında TPS'yi sonlandırma kararı aldı. Ancak, alt mahkemelerde açılan davalar bu kararları askıya aldı. Yüksek Mahkeme'nin nihai kararı, özellikle Haiti'de devam eden güvenlik ve ekonomik kriz nedeniyle eleştirilere yol açtı.
Kararın uygulanması, göçmenlik avukatları ve insan hakları örgütleri tarafından sert bir dille kınandı. American Civil Liberties Union (ACLU) gibi kuruluşlar, TPS statüsünün sonlandırılmasının aileleri ayıracağını ve birçok kişinin ülkelerinde şiddet ve yoksullukla karşı karşıya kalacağını belirtiyor. Bununla birlikte, ABD hükümeti, kararın yasal olduğunu ve yürütme erkinin yetkileri dahilinde olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, yalnızca ABD'nin iç göç politikasını değil, aynı zamanda uluslararası düzeyde benzer statüleri de etkileyebilir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), TPS'nin kaldırılmasının düzensiz göçü teşvik edebileceği ve bölgesel istikrarı zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor. Haiti'de Devlet Başkanı Jovenel Moïse'nin 2021'de suikast sonucu öldürülmesinin ardından derinleşen siyasi kriz ve çete şiddeti, ülkede yaşam koşullarını dayanılmaz hale getirdi. Benzer şekilde, Suriye'de Esad rejiminin kontrolü sağlamasına rağmen savaşın yaraları hala taze ve büyük bir mülteci krizi devam ediyor.
Kararın küresel çapta yaratacağı yankılar arasında, diğer ülkelerin benzer geçici koruma politikalarını gözden geçirmesi de sayılabilir. Avrupa Birliği, Türkiye gibi ülkelerin uyguladığı geçici koruma statüleri de benzer hukuki tartışmalara yol açabilir. ABD'nin bu hamlesi, uluslararası toplumda geçici korumanın kalıcı bir çözüm olmadığı yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin kendi geçici koruma politikaları ve uluslararası göç yönetimi açısından önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye, Suriye krizinin başından bu yana 3,6 milyondan fazla Suriyeliye geçici koruma sağlıyor ve TPS'nin sonlandırılması, Türkiye'nin uyguladığı geçici koruma statüsünün sürdürülebilirliği hakkında soruları gündeme getiriyor. Öte yandan, ABD'nin bu kararı, Suriyeli mültecilerin üçüncü ülkelere yerleştirilmesi fırsatlarını azaltabilir, bu da Türkiye üzerindeki mülteci yükünün hafifletilmesi çabalarını olumsuz etkileyebilir. Bölgesel olarak, Haiti ve Suriye gibi kırılgan devletlerden gelen kitlesel geri dönüşlerin yaratacağı istikrarsızlık, Türkiye'nin çevresindeki güvenlik ortamını da dolaylı olarak etkileyebilir.