Washington — Trump yönetimi, H-1B yüksek vasıflı göçmen vizesi sahiplerinin işlerini kaybetmeleri durumunda yasal olarak ülkede kalmalarına olanak tanıyan 60 günlük ek sürenin kaldırılmasını önerdi. Cuma günü açıklanan düzenleme taslağı, yabancı işgücüne yoğun şekilde bağımlı olan Amerikan teknoloji şirketleri için potansiyel bir darbe niteliğinde. Şu anda federal kurallar, H-1B sahiplerinin işten çıkarılmaları halinde yeni bir iş bulmak veya statülerini değiştirmek için 60 günlük bir süre tanıyor. Yeni öneri, bu süreyi tamamen ortadan kaldırarak, vize sahiplerinin işsiz kaldıkları anda yasadışı duruma düşmelerine yol açabilir.
Gelişmenin Arka Planı
H-1B vizesi, ABD'li işverenlerin teorik olarak uzmanlık gerektiren pozisyonlar için yabancı profesyonelleri geçici olarak işe almasına izin veriyor. Her yıl 85.000 vize veriliyor ve bunların büyük bir kısmı Hindistan ve Çin vatandaşlarına gidiyor. Teknoloji sektörü, bu programı kritik bir yetenek kaynağı olarak görüyor. Ancak Trump yönetimi, uzun süredir H-1B programının Amerikalı işçilerin aleyhine işlediğini ve kötüye kullanıldığını savunuyor.
Önerilen değişiklik, Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası'nın bazı hükümlerini değiştiren bir kural taslağı olarak yayımlandı. 60 günlük ek sürenin kaldırılması, işten çıkarılan bir H-1B sahibinin derhal ülkeyi terk etmesi veya başka bir geçerli statüye (örneğin öğrenci vizesi) geçiş yapması gerektiği anlamına geliyor. Uygulamada, bu tür bir geçiş için gereken süre ve prosedürler göz önüne alındığında, birçok kişinin yasadışı kalma riskiyle karşı karşıya kalacağı belirtiliyor.
Kural taslağı, yayımlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kamuoyu görüşüne açık olacak. Ardından nihai hale getirilmesi ve uygulanması bekleniyor. Göçmenlik avukatları, değişikliğin özellikle aileleriyle birlikte ABD'de yaşayan binlerce kişiyi olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, işverenlerin de ani istihdam kayıpları nedeniyle projelerinde aksama yaşayabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
H-1B programı, ABD ekonomisinin küresel yetenekleri çekme kapasitesinin sembolü haline gelmiş durumda. Özellikle Silikon Vadisi'ndeki dev şirketler (Google, Microsoft, Amazon, Apple gibi) her yıl binlerce H-1B çalışanı istihdam ediyor. Bu şirketler, yeni düzenlemenin yenilikçilik ve rekabet gücünü zayıflatacağını savunuyor. Öte yandan, bazı sendikalar ve göçmenlik karşıtı gruplar, öneriyi Amerikalı işçileri koruma yönünde olumlu bir adım olarak değerlendiriyor.
Küresel ölçekte, Kanada, Avustralya ve Almanya gibi ülkeler son yıllarda yüksek vasıflı göçmenleri çekmek için daha esnek politikalar benimsiyor. ABD'nin H-1B kısıtlamaları, bu ülkelerin nitelikli işgücü havuzunu genişletmesine olanak tanıyabilir. Ayrıca, Hindistan hükümeti konuyu yakından takip ediyor; zira Hindistan, H-1B vizesi alanların en büyük grubunu oluşturuyor. Hindistan Dışişleri Bakanlığı, vatandaşlarının mağduriyetini önlemek için ABD ile görüşmeler yapabileceğini duyurdu.
Trump yönetiminin göçmenlik politikaları, 2017'den bu yana çeşitli yasal zorluklarla karşılaştı. Bu son önerinin de mahkemelere taşınması ve uygulanmasının yıllar alması muhtemel. Ancak taslağın yayımlanması bile, ABD'deki yabancı çalışanlar arasında belirsizlik ve endişe yaratmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin H-1B vize düzenlemesi, doğrudan Türkiye'yi hedeflemese de küresel nitelikli işgücü hareketliliğini etkileyen bir adım. Türkiye'den de her yıl binlerce mühendis, yazılımcı ve bilim insanı H-1B vizesiyle ABD'de çalışıyor. Ek sürenin kaldırılması, bu kişilerin işsiz kalmaları halinde Türkiye'ye dönüşlerini hızlandırabilir. Bu durum, tersine beyin göçü açısından bir fırsat yaratabilir; ancak aynı zamanda Türk profesyonellerin ABD'deki kariyer planlarını belirsizleştiriyor. Türkiye'nin son yıllarda nitelikli işgücünü çekmeye yönelik politikaları (Teknofest, Ar-Ge teşvikleri) göz önüne alındığında, düzenleme Ankara için stratejik bir fırsat olabilir.