ABD’de tarım sektörünün temel girdilerinden olan azotlu gübre fiyatları, İran savaşının yarattığı arz şokunun ardından hızlı bir düşüşle savaş öncesi seviyelere geriledi. Uzmanlar, bu düşüşün küresel tedarik zincirlerinin yeniden dengelenmesi ve talep tarafındaki yavaşlamayla ilişkili olduğunu belirtiyor. Üre için pound başına fiyat, 2023 yılının ilk çeyreğinde görülen zirve seviyelerin yaklaşık yüzde 40 altında seyrediyor. Bu durum, özellikle mısır ve buğday gibi yoğun azot tüketen ürünlerin yetiştiricileri için maliyetlerde önemli bir rahatlama anlamına geliyor.
Gelişmenin arka planı: İran savaşı ve gübre piyasası
İran savaşı, 2022 sonlarında başladığında, dünyanın en büyük üretici ve ihracatçılarından biri olan İran’ın gübre üretim tesisleri büyük ölçüde devre dışı kalmıştı. Bu durum, özellikle ABD ve Avrupa’daki çiftçileri vurmuş, gübre fiyatları tarihi zirvelere tırmanmıştı. O dönemde üre fiyatı ton başına 1.000 doların üzerine çıkmış, bazı bölgelerde kıtlık yaşanmıştı. Ancak savaşın ilk şoku atlatıldıktan sonra, alternatif tedarik yolları devreye girdi. Katar, Rusya ve Suudi Arabistan gibi ülkeler üretimlerini artırarak boşluğu doldurdu. Ayrıca, Çin’in ihracat kısıtlamalarını gevşetmesi de arzı artıran bir faktör oldu.
ABD Tarım Bakanlığı’nın yayımladığı verilere göre, Nisan 2024 itibarıyla üre fiyatı ton başına 470 dolara geriledi. Bu seviye, savaş öncesi 2021 ortalaması olan 450 doların sadece yüzde 4 üzerinde. Analistler, fiyatların yaz aylarında daha da düşebileceğini, ancak enerji maliyetleri ve navlun ücretlerindeki oynaklığın aşağı yönlü riskleri sınırlayabileceğini ifade ediyor.
Talep tarafında ise, yüksek faiz oranları ve enflasyonist baskılar nedeniyle çiftçilerin gübre alımlarını ertelemesi fiyatları baskıladı. ABD’de mısır ekim alanlarının geçen yıla göre yüzde 3 azalması, azotlu gübre talebini düşüren bir diğer etken oldu.
Bölgesel ve küresel boyut: Tedarik zincirleri yeniden yapılanıyor
Gübre fiyatlarındaki düşüş, yalnızca ABD için değil, küresel gıda güvenliği açısından da olumlu bir sinyal. Azotlu gübreler, dünya gıda arzının yaklaşık yarısını destekleyen bir girdi. Fiyatların düşmesi, özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda üretim maliyetlerini hafifletebilir.
Bununla birlikte, piyasadaki bu rahatlama kalıcı mı, yoksa geçici bir düzeltme mi sorusu önemini koruyor. İran savaşının sona ermesi halinde, ülkenin üretim kapasitesinin yeniden devreye girmesi arz fazlası yaratabilir. Öte yandan, Rusya’ya uygulanan yaptırımlar ve Çin’in ihracat politikalarındaki belirsizlikler, piyasayı kırılgan kılıyor.
ABD’li gübre üreticileri, bu dönemde stok yönetimini sıkı tutuyor. CF Industries ve Nutrien gibi büyük şirketler, üretim kesintileriyle fiyatları desteklemeye çalışsa da, küresel arz bolluğu karşısında başarılı olamadı. Analistler, 2024 yılı sonuna kadar fiyatların mevcut seviyelerde kalmasını bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, dünyanın en büyük gübre ithalatçıları arasında yer alıyor ve azotlu gübrede dışa bağımlılığı yüksek. ABD ve küresel piyasalardaki bu fiyat düşüşü, Türk çiftçisinin girdi maliyetlerini doğrudan etkileyebilir. Ancak Türkiye, gübre alımlarının büyük kısmını İran ve Rusya gibi alternatif kaynaklardan yapıyor. İran savaşı nedeniyle bu kaynaklardan tedarikte yaşanan aksaklıklar, Türkiye’yi farklı pazarlara yönelmeye itmişti. Şimdi küresel arzın rahatlaması, Türkiye’nin ithalat maliyetlerini düşürebilir ve enflasyonla mücadeleye katkı sağlayabilir. Ancak döviz kuru hareketleri ve lojistik maliyetler, bu avantajı sınırlayabilir. Uzun vadede, Türkiye’nin yerli gübre üretimini artırma çabaları bu tür küresel şoklara karşı kırılganlığı azaltacaktır.