ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE), operasyonlarında kullanılmak üzere robot köpekler için 2 milyon dolara kadar harcama yapmayı planlıyor. İç Güvenlik Bakanlığı'nın (DHS) Edinme Planlama Tahmin Sistemi'nde Perşembe günü yayınlanan bir finansman belgesine göre, ajans bu bütçeyle dört ayaklı robotların satın alımını öngörüyor. Bu gelişme, teknolojinin göçmenlik uygulamalarında kullanımına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. ICE sözcüsü daha önce yaptığı açıklamada, bu tür robotların "ajanların hayatını riske atmadan güvenli mesafeden gözlem yapma imkanı sağlayacağını" belirtmişti. Ancak insan hakları örgütleri, bu adımın sınır bölgelerinde gözetimi artıracağı ve etik kaygıları beraberinde getirdiği uyarısında bulunuyor. Robotların, özellikle Teksas ve Arizona gibi sınır eyaletlerindeki devriye görevlerinde kullanılması bekleniyor.
Gelişmenin Arka Planı
DHS'nin yayımladığı belge, ICE'in bu robotları satın almak için ihale sürecini başlatacağını ve 2025 mali yılı sonuna kadar teslimatın yapılmasının beklendiğini ortaya koyuyor. Belgede, robotların "sınır ötesi operasyonlarda keşif ve gözetim" amacıyla kullanılacağı, ayrıca doğal afetlerde arama kurtarma çalışmalarına yardımcı olabileceği ifade ediliyor. Bu robotlar, Boston Dynamics'in ürettiği Spot modeli benzeri cihazlar olarak tanımlanıyor. Söz konusu robotlar, zorlu arazilerde yürüyebilme, merdiven çıkabilme ve engelleri aşabilme kapasitesine sahip. Ayrıca üzerlerine monte edilebilen kamera ve sensörlerle çevreyi tarayabiliyorlar. ICE, daha önce de sınır devriyelerinde drone ve gözetleme kuleleri gibi teknolojileri kullanmıştı. Ancak robot köpek satın alımı, ilk kez bu kadar yüksek bir bütçeyle gündeme geliyor.
Uzmanlar, bu teknolojinin göçmen kaçakçılığıyla mücadelede etkili olabileceğini, ancak etik ve yasal sorunları da beraberinde getireceğini belirtiyor. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) gibi kuruluşlar, robotların gözetim amacıyla kullanılmasının mahremiyet ihlali yaratabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, yapay zeka destekli bu cihazların karar alma süreçlerinde önyargıya yol açabileceği endişesi dile getiriliyor. ICE yetkilileri ise bu robotların tamamen insan kontrolünde olduğunu ve yalnızca istihbarat toplama amacıyla kullanılacağını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD'nin göçmenlik politikalarındaki teknolojik dönüşümün bir parçası olarak görülüyor. Özellikle son yıllarda ABD-Meksika sınırında artan göçmen akını, yönetimi daha sert önlemler almaya itiyor. Robot köpekler, sınır güvenliğinde insan gücüne olan bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Ancak bu durum, özellikle göçmen hakları savunucuları tarafından "insanlık dışı" olarak nitelendiriliyor. Benzer robotlar, dünya genelinde polis teşkilatları ve askeri birimler tarafından da kullanılmaya başlandı. Örneğin, Fransa'da polis, COVID-19 salgını sırasında halkı uyarmak için robot köpeklerden yararlanmıştı. Bu durum, robotların güvenlik güçlerinde kullanımının küresel bir trend haline geldiğini gösteriyor. Ancak bu teknolojinin göçmenler üzerindeki etkisi, uluslararası insan hakları hukuku açısından yeni tartışmalar doğurabilir.
Ayrıca, bu tür silahsızlandırılmış robotların zamanla silahlandırılması ihtimali de endişe yaratıyor. Bazı uzmanlar, robot köpeklerin üzerine biber gazı veya plastik mermi atıcılar monte edilmesinin mümkün olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmenin Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir yönü bulunmamakla birlikte, göçmenlik ve sınır güvenliği alanındaki teknolojik yenilikler dünya genelinde yakından takip ediliyor. Türkiye, Suriye'den göç dalgasıyla mücadele ederken sınır güvenliğinde duvar, sensör ve gözetleme kuleleri gibi teknolojilere yatırım yapmış durumda. Bu tür robotik sistemlerin gelecekte Türkiye'nin de ilgisini çekebileceği değerlendiriliyor. Özellikle terörle mücadele ve sınır ötesi operasyonlarda kullanılabilecek bu tür teknolojiler, Türkiye'nin savunma sanayisindeki yerli üretim hamleleriyle örtüşebilir. Ancak göçmen hakları bağlamında etik tartışmaların da göz önünde bulundurulması gerekiyor. Türkiye'nin bu konudaki deneyimi, ABD'ye de örnek olabilecek niteliktedir.