ABD, İran'a yönelik olası operasyonlar için ciddi mühimmat kapasitesini koruduğu ancak gelişmiş önleyici füze stoklarının baskı altına girdiği bildirildi. Bloomberg Intelligence Kıdemli Savunma Analisti Albay Wayne Sanders, Bloomberg This Weekend programında Christina Ruffini ve Jeff Mason'a yaptığı açıklamada, Washington'un füze üretimini hızlandırmak için yoğun çaba harcadığını belirtti. Sanders, "ABD'nin İran'a karşı operasyonlar yürütmek için hâlâ önemli bir mühimmat kapasitesi var, ancak sofistike önleyici füzeler söz konusu olduğunda stoklar üzerindeki baskı artıyor" dedi. Bu durum, ABD'nin savunma sanayiinde üretim hattını genişletme ve tedarik zincirini güçlendirme yönünde acil adımlar atmasına yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'nin füze önleyici stoklarındaki azalmanın temel nedeni, son yıllarda Orta Doğu'da artan gerilim ve özellikle İran destekli grupların gerçekleştirdiği saldırılar. Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan ve BAE'ye yönelik füze ve İHA saldırıları, Irak ve Suriye'deki ABD üslerine yapılan roketatarlar, İsrail'e yönelik füze tehditleri, ABD'nin bölgedeki hava savunma sistemlerini yoğun şekilde kullanmasına neden oldu. Ayrıca Ukrayna savaşı, Batı'nın hava savunma füzelerine olan talebini artırdı; NASAMS, Patriot ve IRIS-T gibi sistemlerin üretimi yıllık kapasitenin üzerinde seyrediyor. ABD'nin elindeki gelişmiş önleyici füzelerin bir kısmı İsrail'e transfer edildi veya Ukrayna'ya sağlandı. Bu da ABD'nin kendi stoklarını eritti. Albay Sanders'ın işaret ettiği üzere, ABD hâlâ İran'a karşı geniş bir mühimmat yelpazesine sahip; ancak hassas güdümlü füzeler ve balistik füze savunma sistemleri gibi kritik alanlarda üretim hızı ihtiyacı karşılamıyor.
Savunma sanayii devleri Raytheon, Lockheed Martin ve Northrop Grumman, artan talebi karşılamak için üretim hatlarını genişletme kararı aldı. Ancak tedarik zinciri sorunları, kalifiye iş gücü eksikliği ve bazı kritik bileşenlerde (örneğin yarı iletkenler ve nadir toprak elementleri) dışa bağımlılık, üretim artışını yavaşlatıyor. ABD Kongresi, savunma bütçesinde füze üretimine ayrılan payı artırmak için yasa tasarıları üzerinde çalışıyor. Beyaz Saray ise savunma sanayii ile koordinasyonu güçlendirmek için bir görev gücü oluşturdu. Uzmanlar, üretim kapasitesinin artırılmasının yıllar alabileceğini, bu sürede ABD'nin stratejik riskleri yönetmek için müttefikleriyle iş birliğini derinleştireceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin füze üretimini hızlandırma çabası, küresel güvenlik dengeleri açısından kritik bir dönemeçte. İran nükleer programını ilerletirken ve bölgesel milisleri aracılığıyla saldırılarını sürdürürken, ABD'nin caydırıcılık kapasitesini koruması gerekiyor. Ancak füze stoklarındaki azalma, Washington'un aynı anda hem İran'a hem de Rusya'ya karşı taahhütlerini yerine getirme kabiliyetini sorgulatıyor. NATO müttefikleri de benzer sıkıntılar yaşıyor; Avrupa ülkeleri hava savunma sistemlerini güçlendirmek için ortak projeler başlattı. Çin'in Tayvan çevresindeki askeri faaliyetleri ve Kuzey Kore'nin füze denemeleri, Asya-Pasifik'te de füze savunma ihtiyacını artırıyor. ABD'nin üretim artışı, küresel savunma sanayii piyasasını da etkiliyor; hisse senetleri yükselirken, savunma harcamalarının artacağı beklentisiyle yatırımcılar pozisyon alıyor. Öte yandan, füze üretimindeki darboğaz, ABD'nin askeri müdahale seçeneklerini sınırlayabilir ve diplomatik çözümlere yönelmesine neden olabilir.
Uzmanlar, ABD'nin füze stoklarındaki baskının, İran'a karşı olası bir askeri operasyonun kapsamını ve süresini etkileyebileceğini belirtiyor. Eğer stoklar kritik seviyenin altına düşerse, ABD yalnızca sınırlı hedeflere yönelebilir veya müttefiklerinden destek talep edebilir. Bu durum, Orta Doğu'daki güç dengesini de etkileyebilir; İran, ABD'nin füze açığını fırsat bilerek daha cesur adımlar atabilir. Ayrıca, ABD'nin füze üretimini artırması, küresel silahlanma yarışını da körükleyebilir; Rusya ve Çin, kendi füze kapasitelerini genişletmek için harekete geçebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin füze üretimini hızlandırma çabası, Türkiye'nin savunma ve dış politika öncelikleri açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, NATO üyesi olarak İran'a karşı olası bir operasyonda müttefikleriyle uyumlu hareket etme baskısıyla karşılaşabilir; ancak füze stoklarındaki sıkıntı, ABD'nin Türkiye'nin hava savunma sistemlerine (S-400 ve Patriot) olan ihtiyacını artırabilir. Öte yandan, ABD'nin üretim artışı, Türk savunma sanayiine yönelik ihracat kısıtlamalarını gevşetmesine yol açabilir; bu da Türkiye'nin yerli füze projelerini (örneğin HİSAR ve SİPER) hızlandırması için fırsat yaratır. Ayrıca, füze tedarik zincirindeki küresel darboğaz, Türkiye'nin savunma ihracatını olumlu etkileyebilir. Bölgesel istikrar açısından, ABD'nin İran'a yönelik caydırıcılığının zayıflaması, Türkiye'nin güney sınırlarında riskleri artırabilir.