ABD'de bir göçmenlik yargıcı, Filistin doğumlu imam Sarsour Salah'ın dış politika gerekçeleriyle ülkeden sınırdışı edilebileceğine karar verdi. Karar, Salah'ın avukatları tarafından temyiz edilecek. Salah, 2017 yılında ABD'ye yasal yollardan giriş yapmış ve New Jersey'de bir camide imamlık yapmaya başlamıştı. ABD hükümeti, Salah'ın ülkeden sınırdışı edilmesinin "dış politika çıkarları" açısından gerekli olduğunu savunuyor. Salah ise Batı Şeria'ya gönderilmesinin "hayatının sonu" anlamına geldiğini belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
Sarsour Salah, 2017 yılında ABD'ye öğrenci vizesiyle giriş yapmış, daha sonra dini çalışma vizesi almıştı. New Jersey'deki bir camide imam olarak görev yaparken, 2020 yılında göçmenlik yetkilileri tarafından gözaltına alındı. Yetkililer, Salah'ın ülkeye giriş yaparken bazı bilgileri sakladığını ve Filistin'deki bazı gruplarla bağlantılı olduğunu iddia etti. Salah'ın avukatları ise bu suçlamaları reddediyor ve müvekkillerinin siyasi gerekçelerle hedef alındığını öne sürüyor.
Dava sürecinde Salah, Filistin'deki ailesine yönelik baskılar nedeniyle ülkesine dönmesi durumunda can güvenliğinin tehlikede olacağını savundu. ABD'deki göçmenlik yargıcı, Salah'ın sınırdışı edilmesinin "dış politika" gerekçesiyle meşru olduğuna hükmetti. Karar, Trump yönetimi döneminde sıkça başvurulan bir uygulama olan "ideolojik sınırdışı" politikalarının bir devamı niteliğinde. İnsan hakları örgütleri, kararın ifade özgürlüğü ve din özgürlüğünü ihlal ettiğini belirterek tepki gösterdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, ABD'nin Filistin kökenli bireylere yönelik göçmenlik politikalarının bir yansıması olarak görülüyor. Özellikle 11 Eylül sonrası dönemde ABD, Müslüman ülkelerden gelen göçmenlere yönelik sıkı denetimler uygulamış, bazı durumlarda dış politika gerekçesiyle sınırdışı kararları vermişti. Trump döneminde bu tür kararlar artmış, Biden yönetiminde ise görece azalsa da devam etmişti. Salah davası, ABD'nin göçmenlik sistemindeki keyfiliği ve Filistin meselesinin ABD iç siyasetindeki hassasiyetini gözler önüne seriyor.
Uluslararası hukuk açısından, bir kişinin etnik kökeni veya siyasi görüşleri nedeniyle sınırdışı edilmesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne aykırılık teşkil edebilir. Ancak ABD, egemenlik hakkı çerçevesinde göçmenlik politikalarını belirleme yetkisini elinde tutuyor. Salah'ın avukatları, kararı temyiz edeceklerini ve gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracaklarını açıkladı. Bu dava, ABD'nin Filistin politikaları ve Müslümanlara yönelik tutumu konusunda uluslararası kamuoyunda tartışmalara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve Müslüman topluluklarla dayanışma politikası çerçevesinde bu tür gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD'de bir Filistinli imamın sınırdışı edilmesi, Türkiye'nin ABD'ye yönelik eleştirilerini artırabilir ve ikili ilişkilerde Filistin meselesi üzerinden yeni bir gerilim yaratabilir. Ayrıca Türkiye, kendi topraklarındaki Filistinli mültecilere ve Filistin kökenli vatandaşlarına yönelik politikalarını gözden geçirebilir. Bu dava, küresel ölçekte Müslümanlara yönelik ayrımcılık tartışmalarını alevlendirerek Türkiye'nin uluslararası platformlarda sesini yükseltmesine zemin hazırlayabilir.