Küresel piyasalarda petrol fiyatlarındaki gerileme, enflasyon görünümüne ilişkin iyimserliği artırırken, tahvil yatırımcıları ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bu yıl içinde faiz artırımına gideceğine yönelik bahislerini önemli ölçüde azalttı. CME Group'un FedWatch aracına göre, para piyasaları Fed'in Aralık toplantısında faiz oranlarını değiştirmeme ihtimalini yüzde 60'ın üzerinde fiyatlıyor. Bu durum, merkez bankasının sıkılaşma döngüsünün sonuna yaklaştığı yönündeki algıyı güçlendiriyor.
Petrol fiyatlarındaki düşüşün enflasyon üzerindeki etkisi
Brent petrolün varil fiyatı, son haftalarda jeopolitik risk primlerindeki azalma ve küresel talepteki zayıflıkla birlikte 80 doların altına geriledi. ABD ham petrolü (WTI) ise 75 dolar seviyelerinde işlem görüyor. Enerji fiyatlarındaki bu düşüş, özellikle gelişmiş ülkelerdeki merkez bankalarının enflasyonla mücadelesine yardımcı oluyor. Tahvil piyasasında, 10 yıllık ABD Hazine tahvili getirisi yüzde 3,5'in altına inerek son bir yılın en düşük seviyelerini test etti. Bu hareket, yatırımcıların fiyat baskılarının hafifleyeceğine ve Fed'in bu yıl faiz artırımına gitmek yerine mevcut politikayı koruyacağına dair beklentilerini yansıtıyor.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve müttefiklerinin (OPEC+) üretim kesintilerine rağmen, arz fazlası endişeleri fiyatları baskılıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) raporları, küresel petrol stoklarının artabileceğine işaret ederken, ABD'nin stratejik petrol rezervlerinden yaptığı satışlar da piyasayı dengeliyor. Bu gelişmeler, enflasyonun merkez bankalarının hedeflediği seviyelere gerileyeceği umudunu besliyor.
Fed'in para politikası ve piyasa tepkileri
Fed Başkanı Jerome Powell ve diğer yetkililer, faiz oranlarının 'yeterince kısıtlayıcı' seviyelere ulaştığını ve gelecekteki kararların verilere bağlı olacağını açıkladı. Powell, son konuşmasında enflasyonun yüzde 2 hedefine sürdürülebilir şekilde inene kadar sıkılaşmacı politikaların süreceğini vurgulasa da, piyasa aktörleri bu yılın ikinci yarısından itibaren faiz indirimlerinin gelebileceğini fiyatlıyor.
Fed'in bir sonraki toplantısı 19-20 Eylül'de yapılacak. Para piyasaları bu toplantıda faiz artırımı olasılığını yüzde 15'in altında fiyatlıyor. Bu durum, tahvil getirilerinin düşmesine ve hisse senedi piyasalarında risk iştahının artmasına neden oluyor. Wall Street'te S&P 500 endeksi, son bir ayda yüzde 4'ten fazla değer kazanırken, teknoloji hisseleri öncülüğünde toparlanma sürüyor.
Ancak bazı analistler, petrol fiyatlarındaki düşüşün geçici olabileceği konusunda uyarıyor. Çin ekonomisindeki yavaşlama ve küresel resesyon endişeleri, talebin zayıf kalmasına neden olurken, arz tarafında OPEC+'ın üretim kesintileri devam ediyor. Bu belirsizlikler, merkez bankalarının politika kararlarını da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarındaki düşüş, enerji ithalatçısı bir ülke olan Türkiye için cari açık üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Türkiye'nin enerji faturası, bu yılın ilk yarısında yüksek petrol fiyatları nedeniyle artmıştı. Petrol fiyatlarındaki gerileme, enflasyonla mücadelede de önemli bir faktör olabilir; çünkü enerji maliyetlerindeki düşüş, üretim maliyetlerini ve dolayısıyla tüketici fiyatlarını aşağı çekebilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) sıkılaşma adımlarıyla birlikte petrol fiyatlarındaki bu düşüş, yıl sonuna doğru enflasyonda beklenen gerilemeyi destekleyebilir. Ayrıca, Fed'in faiz artırım döngüsünü sonlandırması, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını hızlandırabilir ve Türk lirası varlıkları üzerindeki baskıyı hafifletebilir.