ABD'de açıklanan Eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi, yatırımcıların Federal Reserve'ün (Fed) bu ay ve önümüzdeki yıl faiz oranlarını artıracağına yönelik bahislerini güçlendirdi. Beklentilerin aşılması, ABD Hazine tahvillerinde satış dalgasına yol açtı ve tahvil faizleri yükseldi. Rosenberg Research kurucusu David Rosenberg ve Bianco Research kurucusu Jim Bianco, Eylül ayı TÜFE verilerini değerlendirerek piyasalardaki gelişmeleri yorumladı.
Enflasyon Verisi ve Piyasa Tepkisi
ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, Eylül ayında TÜFE aylık bazda %0,4 artarken, yıllık bazda %3,7'ye yükseldi. Ekonomistlerin beklentisi aylık %0,3 ve yıllık %3,6 seviyesindeydi. Gıda ve enerji gibi değişken kalemlerin hariç tutulduğu çekirdek enflasyon ise aylık %0,3 ve yıllık %4,1 olarak gerçekleşti; beklentiler sırasıyla %0,3 ve %4,1'di. Ancak çekirdek enflasyondaki yıllık artış, Fed'in %2'lik hedefinin oldukça üzerinde seyrediyor. Verinin ardından ABD 10 yıllık Hazine tahvili faizi 15 baz puanın üzerinde artışla %4,7 seviyesini aşarak 2007'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. 2 yıllık tahvil faizi ise %5,2'nin üzerine çıktı. Dolar endeksi (DXY) %0,7 değer kazanırken, altın fiyatları geriledi. Hisse senedi vadeli işlemleri ise düşüş gösterdi.
Piyasa fiyatlamalarına göre, Fed'in 31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde yapılacak Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında faiz oranlarını sabit tutma olasılığı %70 civarında seyrederken, Aralık toplantısında 25 baz puanlık bir artırım ihtimali %40'a yükseldi. Ayrıca gelecek yıl için faiz indirimi beklentileri de ötelenmiş durumda. CME Group'un FedWatch aracına göre, yatırımcılar 2024 yılının ilk yarısında faiz indirimi beklentilerini azalttı.
Uzman Yorumları ve Fed'in Politikası
David Rosenberg, verinin ardından yaptığı değerlendirmede, enflasyondaki direncin Fed'in şahin duruşunu sürdürmesini gerektirebileceğini belirtti. Rosenberg, "Enflasyon verisi, Fed'in faiz oranlarını daha uzun süre yüksek tutacağına işaret ediyor. Piyasalar, Fed'in erken bir faiz indirimine gideceği beklentisini yeniden fiyatlamak zorunda kalabilir" dedi. Jim Bianco ise, tahvil piyasasındaki satışın, enflasyonun kontrol altına alınmasının zor olacağı endişesini yansıttığını vurguladı. Bianco, "Tahvil faizlerindeki yükseliş, Fed'in daha fazla sıkılaştırma yapması gerektiği algısını güçlendiriyor. Ayrıca artan faizler, ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşturabilir" ifadelerini kullandı.
Fed Başkanı Jerome Powell ve diğer yetkililer, son dönemde yaptıkları açıklamalarda, enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde %2'ye gerilediğinden emin olana kadar faiz oranlarını yüksek tutacaklarını belirtmişlerdi. Eylül ayı enflasyon verisi, bu duruşun değişmeyeceğine işaret ediyor. Fed'in bir sonraki toplantısına kadar açıklanacak veriler (istihdam, büyüme vb.) faiz kararında belirleyici olacak.
Küresel Etkiler ve Gelişmiş Piyasalar
ABD'deki enflasyon ve faiz beklentileri, küresel piyasaları da etkiliyor. Yükselen ABD tahvil faizleri, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturuyor ve sermaye akımlarını olumsuz etkiliyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) gibi diğer büyük merkez bankaları da benzer şekilde sıkı para politikaları izliyor. Ancak ABD'deki enflasyonun inatçı seyri, Fed'in diğerlerinden daha şahin olabileceği beklentisini artırıyor. Bu durum, doların güçlenmesine ve emtia fiyatlarının düşmesine neden olabilir. Ayrıca, yüksek faiz ortamı, küresel borçlanma maliyetlerini artırarak borç yükü yüksek ülkeler için risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki enflasyon ve Fed'in faiz artırımı beklentileri, Türkiye ekonomisi için önemli sonuçlar doğurabilir. Yükselen ABD tahvil faizleri ve güçlenen dolar, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturarak Türk lirasında değer kaybı riskini artırabilir. Ayrıca, küresel risk iştahının azalması, Türkiye'ye yönelik sermaye girişlerini olumsuz etkileyebilir ve dış finansman maliyetlerini yükseltebilir. Fed'in sıkılaştırma politikası, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikası üzerinde de baskı yaratabilir; zira TCMB, faiz kararlarında küresel gelişmeleri dikkate almak zorunda. Öte yandan, enerji fiyatlarının düşmesi, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını azaltarak cari açık üzerinde olumlu etki yapabilir. Ancak genel olarak, ABD'deki enflasyon görünümü ve Fed'in politikaları, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için kısa vadede risk unsuru olmaya devam ediyor.