ABD'de yapılan bir kamuoyu yoklaması, Amerikalıların enflasyon korkusunun rekor seviyeye ulaştığını gösteriyor. Gallup araştırma şirketinin Nisan 2025'te 1.000 kişiyle gerçekleştirdiği anket, katılımcıların yüzde 35'inin enflasyonu ülkenin en önemli sorunu olarak gördüğünü ortaya koydu. Bu oran, şirketin 1985'te başlattığı "Amerika'nın En Önemli Sorunu" anket serisinde enflasyon için kaydedilen en yüksek değer. Bir önceki rekor, petrol fiyatlarındaki artışın yaşandığı 1981 yılında yüzde 32 olarak ölçülmüştü.
Enflasyon korkusu neden artıyor?
Uzmanlar, enflasyon korkusundaki keskin yükselişi birkaç faktöre bağlıyor. Öncelikle, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) son iki yılda faiz oranlarını agresif bir şekilde artırmasına rağmen enflasyonun hedeflenen yüzde 2 seviyesinin oldukça üzerinde, yüzde 3,5 civarında seyretmesi endişeleri canlı tutuyor. Gıda, enerji ve konut gibi temel ihtiyaç kalemlerindeki fiyat artışları, özellikle düşük ve orta gelirli haneler üzerinde baskı yaratıyor. Siyasi kutuplaşma da bu algıyı güçlendiriyor: Demokrat seçmenler enflasyonu yüzde 17 oranında ilk sıradaki sorun olarak görürken, Cumhuriyetçilerde bu oran yüzde 48'e ulaşıyor. Ekonomistler, tüketicilerin fiyat artışlarını hissetmeye devam ettiği sürece bu endişelerin azalmayacağını belirtiyor.
Küresel etkiler ve seçim atmosferi
Anket sonuçları, 2024 başkanlık seçimlerinin ardından da enflasyonun siyasi gündemde kalmaya devam edeceğini gösteriyor. Başkan Joe Biden'ın ekonomik politikalarına duyulan güven, enflasyon endişeleri nedeniyle zayıflamış durumda. Uzmanlara göre enflasyon korkusu, tüketici harcamalarını ve yatırım kararlarını olumsuz etkileyerek ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir. ABD'deki bu gelişme, diğer ülkelerde de enflasyonla mücadele stratejilerini etkiliyor. Avrupa Merkez Bankası ve diğer merkez bankaları, Fed'in politikalarını yakından takip ediyor. Küresel piyasalarda ABD enflasyon verileri, döviz kurları ve emtia fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki enflasyon korkusunun rekor kırması, Türkiye ekonomisi için doğrudan bir etki yaratmasa da dolaylı yoldan önemli sonuçlar doğurabilir. Fed'in enflasyonla mücadele için faizleri yüksek tutmaya devam etmesi, küresel sermaye akışlarını ve döviz kurlarını etkileyebilir. Gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de sermaye çıkışları ve TL üzerinde baskı oluşabilir. Ayrıca ABD'deki talep daralması, Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin kendi enflasyon sorunuyla mücadele ederken, küresel enflasyon dinamiklerini yakından takip etmesi gerekiyor. Merkez Bankası'nın para politikalarında ABD kaynaklı olası şoklara karşı esneklik sağlaması, ekonomik istikrar açısından kritik önem taşıyor.