New York Federal Rezerv Bankası'nın Salı günü yayımladığı Tüketici Beklentileri Anketi'ne göre, ABD'li tüketicilerin kısa ve orta vadeli enflasyon beklentileri haziran ayında yükseldi. Anket, tüketicilerin önümüzdeki yıl için enflasyon beklentisinin yüzde 3,5'e, üç yıl sonrası için ise yüzde 3,2'ye çıktığını ortaya koydu. Bu oranlar, mayıs ayında sırasıyla yüzde 3,3 ve yüzde 3,0 seviyesindeydi. Artışta özellikle tıbbi bakım maliyetleri ve kira fiyatlarına yönelik endişelerin etkili olduğu belirtiliyor. Tüketicilerin bir yıl sonrası için bekledikleri tıbbi bakım maliyeti artışı yüzde 8,7'ye yükselirken, kira artış beklentisi ise yüzde 9,1'e çıktı. Gıda fiyatlarında beklenen artış yüzde 5,0, benzin fiyatlarında ise yüzde 4,5 olarak kaydedildi.
Beklentiler ve ekonomik görünüm
Anket sonuçları, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyonla mücadelede karşılaştığı zorlukları bir kez daha gözler önüne serdi. Fed yetkilileri, faiz oranlarını yüksek tutma politikasını sürdürürken, piyasa katılımcıları yılın ikinci yarısında olası bir faiz indirimine odaklanmış durumda. Ancak tüketici beklentilerindeki bozulma, enflasyonun kalıcı olabileceği endişelerini artırıyor. New York Fed anketine göre, tüketicilerin işsizlik beklentisi de değişmedi: Önümüzdeki yıl işsizlik oranının artacağını düşünenlerin oranı yüzde 37,9 ile son üç yılın en düşük seviyesinde kaldı. Hanelerin mali durumlarına ilişkin değerlendirmeler ise daha olumsuz bir tablo çiziyor. Tüketicilerin yüzde 34,2'si bir yıl öncesine göre mali durumlarının kötüleştiğini belirtirken, krediye erişimde zorluk yaşadığını söyleyenlerin oranı yüzde 58,4 ile son dört yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Küresel etkiler ve piyasa yansımaları
ABD enflasyon beklentilerindeki yükseliş, küresel piyasalarda da yakından takip ediliyor. Dünyanın en büyük ekonomisinde enflasyonun beklenenden daha yavaş düşmesi, Fed'in para politikasını sıkı tutmaya devam edeceği anlamına geliyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarını hızlandırabilir ve doların diğer para birimleri karşısında değer kazanmasına yol açabilir. Özellikle yüksek borçlu ve cari açık veren ekonomiler, ABD faizlerinin yüksek kalmasından olumsuz etkilenebilir. Avrupa Merkez Bankası ve diğer büyük merkez bankaları da kendi enflasyon hedeflerine ulaşmak için faiz indirimlerini ertelemek zorunda kalabilir. Analistler, ABD tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) haziran ayı verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi durumunda, küresel risk iştahının daha da azalabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de enflasyon beklentilerindeki artış, Türkiye ekonomisi açısından dolaylı ancak önemli etkiler yaratabilir. Fed'in faiz indirimlerini ertelemesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sermaye çıkışlarını tetikleyebilir ve TL üzerinde baskıyı artırabilir. Ayrıca, küresel dolar likiditesinin sıkılaşması, Türkiye'nin dış finansman maliyetlerini yükseltebilir. Ancak Türkiye'nin kendi enflasyon sorunu, ABD kaynaklı bu gelişmelerden daha belirleyici. Merkez Bankası'nın sıkı para politikasını sürdürmesi ve yurt içi talebi kontrol altında tutması, küresel şoklara karşı en önemli savunma mekanizması olacak. Öte yandan, ABD'de enflasyonun kalıcı olması, Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki talep koşullarını da olumsuz etkileyebilir.