ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Pazar günü ABC televizyonuna verdiği mülakatta, Washington'ın İran'ın nükleer silah edinmesini engelleyecek bir anlaşmaya varamayabileceğini belirtti. Wright, "böyle bir anlaşma olmayabilir" diyerek, diplomatik çabaların başarısızlıkla sonuçlanma ihtimalini kabul etti. Bu açıklama, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini son yılların en yüksek seviyesine çıkardığı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile denetim işbirliğinin azaldığı bir dönemde geldi. ABD yönetimi, uzun süredir İran'ın nükleer programını kısıtlamak için müzakereler yürütüyor ancak somut bir sonuç alınamadı.
Müzakerelerdeki tıkanıklık ve İran'ın nükleer ilerlemesi
İran ile ABD arasındaki nükleer müzakereler, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) sonrasında inişli çıkışlı bir seyir izledi. ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla süreç raydan çıktı. Tahran, anlaşma kapsamındaki taahhütlerini kademeli olarak askıya alarak uranyum zenginleştirme oranını %60'a kadar yükseltti; bu oran, silah üretimi için gereken %90'a oldukça yakın. UAEA, İran'ın stoklarının silah üretimi için yeterli olabileceğini raporladı. Diplomatik kaynaklara göre, ABD ve İran arasındaki dolaylı görüşmeler Umman ve Katar'da sürdü ancak taraflar arasındaki güven bunalımı aşılamadı.
Wright'ın açıklaması, Beyaz Saray'ın İran stratejisinde bir belirsizliğe işaret ediyor. Enerji Bakanı olarak nükleer enerji ve silahlanma konularında söz sahibi olan Wright, "İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için elimizden geleni yapıyoruz ancak her şeyin bir anlaşmayla çözüleceğini garanti edemeyiz" mesajı verdi. Uzmanlar, bu tür açıklamaların hem İran'a baskı yapmak hem de olası bir başarısızlığa kamuoyunu hazırlamak amacı taşıdığını belirtiyor.
Bölgesel gerilim ve küresel yansımalar
İran'ın nükleer programı, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güç dengesini daha da geriyor. İsrail, İran'ın nükleer silah edinmesini "kırmızı çizgi" olarak nitelendiriyor ve askeri seçeneği masada tutuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de İran'ın nükleer kapasitesinden endişe duyuyor; Riyad, Tahran'ın silah edinmesi durumunda kendi nükleer programını başlatabileceğini ima etti. Bu durum, bölgede bir nükleer silahlanma yarışını tetikleyebilir. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, İran ekonomisini zorlarken halk üzerindeki baskıyı artırıyor. Öte yandan, Rusya ve Çin'in İran ile artan enerji ve askeri işbirliği, Batı'nın yaptırım rejimini delmeye başladı. Küresel petrol piyasaları, olası bir askeri çatışma veya yeni yaptırımlar karşısında dalgalanmaya hazır.
Diplomatik bir çözüm umudu azalırken, ABD'nin müttefikleriyle istişare halinde alternatif stratejiler üzerinde çalıştığı biliniyor. Ancak askeri bir müdahalenin bölgesel istikrarsızlığı derinleştireceği ve küresel ekonomiyi sarsacağı endişesi, Washington'ın elini kolunu bağlıyor. Wright'ın sözleri, bu ikilemin bir yansıması olarak okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile uzun bir sınırı olan ve bölgesel istikrarı doğrudan etkileyen bir ülke olarak nükleer müzakerelerdeki tıkanıklıktan yakından etkileniyor. İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşması, Türkiye'nin güvenlik çevresini olumsuz etkiler; olası bir nükleer yarış, bölgede gerilimi tırmandırır. Türkiye, İran ile ticari ve enerji bağlarını sürdürürken Batı yaptırımlarına uymak zorunda kalıyor. Ayrıca, milyonlarca İranlı mülteciye ev sahipliği yapma riski ve sınır güvenliği, Ankara'nın öncelikleri arasında. Diplomatik bir çözüm, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve ekonomik çıkarları açısından en arzu edilen senaryo olmaya devam ediyor.