ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi, iki gün önce İsrail'in Birleşmiş Milletler kararlarını ihlal ederek Golan Tepeleri'ni "hâlâ" işgal ettiğini söylemesinin ardından bu açıklamasını geri adım atarak Başkan Donald Trump'ın tartışmalı bölgeye ilişkin tutumuyla uyumlu hale getirdi. Pazar günü yapılan açıklamada, elçinin sözlerinin yanlış anlaşıldığı belirtilirken, İsrail'in 1967'den bu yana kontrolünde olan stratejik platonun statüsü konusundaki tartışma yeniden alevlendi.
Gelişmenin arka planı
Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, İsrail'in Golan Tepeleri'ni "işgal ettiğini" ve bu durumun BM Güvenlik Konseyi'nin 242 ve 497 sayılı kararlarına aykırı olduğunu söylemişti. Bu kararlar, İsrail'in 1967 Arap-İsrail Savaşı sırasında ele geçirdiği topraklardan çekilmesini öngörüyor. Ancak Trump yönetimi, Mart 2019'da Golan Tepeleri'ni resmen İsrail'in egemenliği altında tanıyan bir bildiri yayımlayarak uluslararası toplumdan ayrışmıştı. Jeffrey'nin bu ifadeleri, Beyaz Saray'ın resmi tutumuyla çelişmesi nedeniyle büyük yankı uyandırdı.
Pazar günü yapılan yazılı açıklamada Jeffrey, "Golan Tepeleri'nin statüsü konusunda Başkan Trump'ın 2019'da imzaladığı bildiriyi tamamen destekliyorum. Önceki ifadelerim bağlamından koparılarak aktarıldı" dedi. Elçinin bu geri adımı, özellikle İsrail'in kuzey sınırındaki güvenlik endişeleri ve İran'ın Suriye'deki varlığı göz önüne alındığında, bölgedeki jeopolitik dengelerin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. İsrail, 1981'de Golan'ı ilhak etmiş ancak bu adım uluslararası toplum tarafından tanınmamıştı. Suriye ise Golan'ın iadesini her türlü barış anlaşmasının ön koşulu olarak görüyor.
Jeffrey'nin ilk açıklaması, Ankara ile Washington arasında zaten gergin olan ilişkilerin yaşandığı bir dönemde Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel bir dengenin parçası olarak görülebilir. Türkiye, Suriye krizinde İsrail'in Golan işgalini defalarca kınamış ve BM kararlarının uygulanması çağrısında bulunmuştu. Bu nedenle Jeffrey'nin sözleri, Ankara'nın tezlerine geçici bir destek gibi görünse de, Washington'un resmi politikası değişmedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Golan Tepeleri, İsrail için su kaynakları ve askeri avantaj açısından stratejik bir öneme sahip. Bölge, Suriye'nin başkenti Şam'a yaklaşık 60 kilometre mesafede yer alıyor. 2019'da Trump'ın tanıma kararı, hem Arap dünyası hem de Avrupa Birliği tarafından sert şekilde eleştirilmişti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, kararın BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olduğunu vurgulamıştı.
Jeffrey'nin geri adımı, ABD'nin Orta Doğu politikasındaki çelişkileri de ortaya koyuyor. Bir yandan Washington, İsrail'in güvenliğine koşulsuz destek verirken; diğer yandan diplomatik kanallarda BM kararlarına atıf yapılabiliyor. Bu durum, ABD'nin bölgedeki müttefikleri olan Ürdün, Mısır ve Körfez ülkeleri nezdinde güvenilirliğini zedeleyebilir. Öte yandan, İsrail'in kuzey sınırında Hizbullah'ın İran'dan aldığı destekle güçlenmesi, Tel Aviv'in Golan'daki varlığını daha da kritik hale getiriyor. Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana İsrail, Golan sınırında İran'a bağlı güçlere yönelik yüzlerce hava saldırısı gerçekleştirdi.
Bu gelişme, uluslararası hukukun büyük güçlerin çıkarları karşısında ne kadar esneyebileceğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. BM kararlarının bağlayıcılığı tartışılırken, fiili durumun kuvvet kullanarak değiştirilmesinin önü açılıyor. Rusya, Çin ve Avrupa ülkeleri, Trump'ın tanıma kararına rağmen Golan'ı İsrail toprağı olarak tanımıyor. Bu durum, uluslararası toplumun bölünmüşlüğünü ve Orta Doğu'da kalıcı barışın önündeki engellerden birini oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye krizinin başından bu yana Golan Tepeleri'nin işgalini uluslararası hukuka aykırı bulduğunu ve İsrail'in buradan çekilmesi gerektiğini savunuyor. Jeffrey'nin ilk açıklaması, Türkiye'nin tezlerini destekler nitelikte olsa da, ABD elçisinin geri adım atması Ankara-Washington hattında güven bunalımını derinleştirebilir. Türkiye, özellikle Rusya ve İran'la Astana sürecinde Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunurken, Golan konusundaki BM kararlarının uygulanmasını bekliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel aktörlerle ilişkilerini etkileyebilir; ancak doğrudan bir askeri sonuç doğurması beklenmemektedir. Türkiye, stratejik olarak Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelere odaklanmış durumda; Golan, uluslararası hukuk bağlamında Ankara'nın gündeminde yer almaya devam edecektir.