ABD ekonomisi, haziran ayında 2026 FIFA Dünya Kupası'nın başlaması ve İran ile yürütülen barış görüşmelerinin petrol fiyatlarını baskılamasıyla bir nebze olsun rahatladı. Ancak ekonomistler, bu olumlu gelişmelere rağmen ülkenin hâlâ resesyon tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuyor. Enflasyonun yüksek seyretmesi ve Fed'in faiz artırımlarının etkileri sürerken, küresel talepteki yavaşlama ve jeopolitik riskler büyümeyi tehdit ediyor.
Düşen Petrol Fiyatları ve Dünya Kupası Etkisi
Petrol fiyatları, İran ile sağlanan geçici ateşkes ve OPEC+'ın üretim artırma kararı sonrası varil başına 75 doların altına geriledi. Bu düşüş, ABD'de benzin fiyatlarını da aşağı çekerek tüketici harcamalarına kısa vadeli bir soluk aldırdı. Aynı dönemde başlayan 2026 Dünya Kupası ise turizm, konaklama ve perakende sektörlerinde hareketlilik yarattı. Özellikle ev sahibi şehirlerde otel doluluk oranları yüzde 90'ı aşarken, maç biletleri ve taraftar ürünleri satışları beklenenin üzerinde seyretti.
Ancak bu etkilerin kalıcı olmadığına dikkat çeken uzmanlar, turnuvanın bitmesiyle talebin normale döneceğini ve petrol fiyatlarındaki düşüşün arz fazlasından kaynaklandığını, bunun da küresel talepteki zayıflığın bir yansıması olduğunu belirtiyor. Nitekim ABD İmalat PMI verileri haziranda 48,9'a gerileyerek sektörde daralmaya işaret etti. İşsizlik maaşı başvuruları da son 10 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.
İran Gerginliği ve Yaptırımların Gölgesi
İran ile nükleer program ve bölgesel faaliyetler konusunda devam eden müzakereler, petrol piyasalarını bir süreliğine sakinleştirmiş olsa da, ABD'nin İran'a yönelik yaptırım rejimi hâlâ yürürlükte. İran'ın nükleer faaliyetlerini hızlandırdığına dair raporlar ve Körfez'de yaşanan gerginlikler, enerji piyasalarında yeniden fiyat artışı riskini gündeme getiriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran'la diplomatik çözümden yana olduklarını ancak gerekirse yeni yaptırımlar devreye sokacaklarını açıkladı.
Bu belirsizlik, ABD ekonomisi için önemli bir kırılganlık oluşturuyor. Zira enerji fiyatlarındaki olası bir sıçrama, enflasyonu yeniden yukarı çekerek Fed'in faiz indirim beklentilerini boşa çıkarabilir. Öte yandan Çin ekonomisindeki yavaşlama ve Avrupa'da enerji krizinin yeniden alevlenmesi, ABD ihracatını olumsuz etkiliyor. Moody's ve S&P gibi kredi derecelendirme kuruluşları, ABD'nin not görünümünü 'negatif'e çevirmeyi değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ekonomisindeki bu dalgalı seyir, Türkiye için hem fırsat hem risk barındırıyor. Düşen petrol fiyatları, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını hafifletebilir ve cari açığı azaltabilir. Dünya Kupası'nın yarattığı turizm hareketliliği, özellikle İstanbul ve Antalya gibi destinasyonlarda dolaylı olarak hissedilebilir. Ancak ABD'de resesyon endişeleri, Türk ihracatçılar için en büyük pazar olan ABD'ye satışları zora sokabilir. Ayrıca İran yaptırımlarının sıkılaşması, Türkiye'nin İran ile enerji ve ticaret ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, hem Washington ile diplomatik temaslarını artırmalı hem de alternatif enerji tedarik yolları geliştirmelidir.