Partners Group Baş Yatırım Stratejisti Anastasia Amoroso, Bloomberg Brief programında Vonnie Quinn'in konuğu olarak ABD ekonomisinin mevcut durumunu değerlendirdi. Amoroso, Challenger işten çıkarma verileri ve tahvil getirilerindeki yükselişe dikkat çekerek ekonominin "gerçekten sağlam bir temele oturduğunu" ifade etti. Açıklamalar, küresel piyasaların ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikası adımlarını ve resesyon riskini yakından izlediği bir dönemde geldi.
İşgücü Piyasası ve Challenger Verileri
Challenger, Gray & Christmas tarafından açıklanan Eylül ayı işten çıkarma verileri, ABD işgücü piyasasının soğuduğuna dair sinyaller içeriyor. Ancak Amoroso, bu verilerin tek başına ekonomik bir çöküşü işaret etmediğini vurguladı. İşten çıkarmaların belirli sektörlerde yoğunlaştığını, genel istihdam piyasasının ise dirençli kaldığını belirtti. Uzman, işgücü piyasasındaki yavaşlamanın Fed'in enflasyonla mücadelesinde beklediği bir gelişme olduğunu, bunun "yumuşak iniş" senaryosunu güçlendirdiğini söyledi.
Amoroso'ya göre, işten çıkarma oranlarındaki artışa rağmen işsizlik maaşı başvuruları tarihsel ortalamaların altında seyrediyor. Bu durum, işini kaybedenlerin büyük bölümünün kısa sürede yeni iş bulabildiğini gösteriyor. Hizmet sektörü ve sağlık gibi alanlarda istihdam artışı devam ederken, teknoloji ve finans gibi yüksek ücretli sektörlerdeki daralma dikkat çekiyor. Amoroso, bu ayrışmanın ekonomik büyümenin kompozisyonunu değiştirdiğini ancak toplam talep üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığını ifade etti.
Tahvil Getirilerindeki Yükseliş ve Fed Politikası
ABD 10 yıllık tahvil getirileri son haftalarda 2007'den bu yana en yüksek seviyelere tırmandı. Amoroso, bu yükselişin arkasında güçlü ekonomik veriler, artan bütçe açığı ve Fed'in "daha uzun süre yüksek faiz" mesajının bulunduğunu belirtti. Yüksek getirilerin hisse senedi değerlemeleri üzerinde baskı oluşturduğunu ancak bunun aynı zamanda piyasanın ekonomik dayanıklılığa duyduğu güvenin bir yansıması olduğunu söyledi.
Amoroso, Fed'in enflasyonu %2 hedefine indirmek için faiz oranlarını bir süre daha yüksek tutabileceğini, ancak ekonominin resesyona girmeden bu süreci atlatabileceğini öngörüyor. "Ekonomi gerçekten sağlam bir temele oturdu" diyen uzman, tüketici harcamalarının ve şirket kârlılıklarının bu görüşü desteklediğini ekledi. Yine de jeopolitik riskler, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve Çin'deki yavaşlamanın küresel görünümü tehdit edebileceği uyarısında bulundu.
Amoroso'nun değerlendirmeleri, yatırımcıların Fed'in bir sonraki hamlesine odaklandığı bir dönemde önem taşıyor. Piyasalar, yıl sonuna kadar bir faiz artırımı daha yapılıp yapılmayacağını ve ardından indirim döngüsünün ne zaman başlayacağını merak ediyor. Uzman, enflasyonun kontrol altına alınmasıyla birlikte 2024'te faiz indirimlerinin gündeme gelebileceğini ancak bunun ekonomik verilere bağlı olduğunu belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ekonomisinin sağlam seyri ve Fed'in faiz politikası, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için kritik öneme sahip. Yüksek ABD faizleri, küresel sermayenin gelişmekte olan piyasalardan çekilmesine ve Türk Lirası üzerinde baskı oluşmasına yol açabilir. Ayrıca, güçlü dolar ihracatçı Türk şirketlerinin rekabet gücünü azaltabilir. Ancak ABD'de yumuşak iniş senaryosunun gerçekleşmesi, küresel talebin canlı kalmasını sağlayarak Türkiye'nin ihracat pazarlarını destekleyebilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikası kararlarında Fed'in adımlarını dikkate alması gerekecek. Jeopolitik risklerin azalması ve küresel finansal koşulların iyileşmesi, Türkiye'ye sermaye girişini artırabilir.