ABD ekonomisi, eski Başkan Donald Trump döneminde uygulamaya konulan ve "MAGA vergisi" olarak adlandırılan gümrük tarifelerine rağmen, küresel ölçekte en hızlı büyüyen gelişmiş ekonomi olarak dikkat çekiyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, ABD'nin 2024 yılı büyüme oranı yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşirken, bu oran Euro Bölgesi'nin yüzde 0,8'lik büyümesinin oldukça üzerinde. Ancak uzmanlar, bu başarının sürdürülebilirliği konusunda endişeli.
Gelişmenin arka planı
Donald Trump'ın 2017-2021 yılları arasında uygulamaya koyduğu gümrük tarifeleri, başta Çin olmak üzere birçok ülkeden yapılan ithalata ek vergiler getirmişti. "Amerika'yı Yeniden Büyük Yap" (MAGA) sloganının bir yansıması olan bu politikalar, yerli üretimi korumayı ve ticaret açığını kapatmayı hedefliyordu. Ancak ekonomistler, bu vergilerin özellikle tüketici fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu belirtiyor. Buna rağmen ABD ekonomisi, güçlü tüketim harcamaları, teknoloji sektöründeki dev yatırımlar ve enerji ihracatındaki artış sayesinde beklenenden daha iyi bir performans sergiliyor. Federal Rezerv'in faiz artırımlarına rağmen işsizlik oranının yüzde 3,5 seviyesinde kalması, ekonominin direncini gösteriyor.
Ancak bu tablonun bir de gölge tarafı var. Ticaret savaşlarının yol açtığı belirsizlik, özellikle yarı iletken, otomotiv ve tarım sektörlerinde tedarik zinciri sorunlarına neden oluyor. Ayrıca ABD'nin yüksek kamu borcu ve bütçe açığı, uzun vadeli büyüme potansiyelini sınırlayabilecek riskler arasında sayılıyor. Kongre Bütçe Ofisi'nin (CBO) tahminlerine göre, federal bütçe açığının 2025 yılında gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 6,2'sine ulaşması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD ekonomisinin bu performansı, küresel büyüme için bir lokomotif işlevi görse de diğer ülkeler üzerinde de dolaylı etkiler yaratıyor. Özellikle yükselen piyasalar, ABD'nin yüksek faiz politikası nedeniyle sermaye çıkışı ve para birimlerinde değer kaybıyla karşı karşıya kalıyor. Öte yandan, ABD'nin enerji ihracatını artırması, küresel enerji piyasalarında arz fazlasına yol açarak petrol fiyatlarını aşağı çekebiliyor. Bu durum, enerji ithalatçısı ülkeler için olumlu bir gelişme olarak değerlendirilirken, enerji ihracatçısı ülkeler açısından gelir kaybı anlamına geliyor. Ayrıca ABD-Çin ticaret savaşları, küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılanmasına neden olurken, Meksika ve Vietnam gibi ülkeler bu durumdan kazançlı çıkıyor. Dünya Ticaret Örgütü (WTO) verilerine göre, 2018'den bu yana Çin'den ABD'ye yapılan ihracat yüzde 15 azalırken, Vietnam'dan ABD'ye yapılan ihracat yüzde 40 arttı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ekonomisindeki bu güçlü büyüme, Türkiye için karmaşık bir tablo sunuyor. Bir yandan ABD'nin yüksek faiz politikası, Türk lirası üzerinde baskı oluştururken, sermaye girişlerini de sınırlıyor. Diğer yandan ABD'nin güçlü tüketim talebi, Türk ihracatçıları için bir fırsat yaratıyor. Özellikle otomotiv yan sanayi, tekstil ve demir-çelik sektörlerinde ABD pazarına yönelik ihracatın artması bekleniyor. Ancak MAGA vergilerinin devam etmesi halinde, Türk ürünlerinin ABD pazarında Çin ve diğer rakiplerine karşı rekabet gücü zayıflayabilir. Ayrıca ABD'nin enerji ihracatındaki artış, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını düşürebilecek bir faktör olarak öne çıkıyor. Küresel belirsizliklerin Türkiye'nin finansal istikrarı üzerindeki etkileri ise yakından izlenmeli.