ABD'de ekonomik büyümenin yavaşladığına dair son resmi veriler ve enflasyonun hâlâ yüksek seyretmesi, Kongre'deki Cumhuriyetçileri seçimler öncesi son bir hamleyle ekonomiyi canlandırma ve seçmenleri memnun etme konusunda ikiye bölmüş durumda. Temsilciler Meclisi Çoğunluk Lideri Steve Scalise'in (Louisiana) başını çektiği grup, ekonomik teşvik yasasını çıkarmak için son bir girişim başlatmayı savunurken, parti içindeki diğer kanat ise mali disiplin ve enflasyonla mücadele endişeleriyle bu girişime karşı çıkıyor. Bu anlaşmazlık, 5 Kasım'da yapılacak başkanlık ve Kongre seçimlerine kısa bir süre kala, hem Cumhuriyetçi Parti'nin iç çekişmesini hem de ABD ekonomisinin karşı karşıya olduğu zorlukları gözler önüne seriyor.
Teşvik Paketi Tartışmasının Arka Planı
ABD Ticaret Bakanlığı'nın geçtiğimiz hafta açıkladığı verilere göre, ülkenin gayri safi yurt içi hasılası (GSYİH) yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda %1,6 oranında büyüdü. Bu oran, ilk çeyrekteki %3,4'lük büyümenin oldukça altında kaldı ve ekonominin soğuduğuna dair endişeleri artırdı. Öte yandan, kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi, enflasyonun hâlâ %3,5 gibi yüksek bir seviyede bulunduğunu gösteriyor. Bu tablo, Federal Rezerv'in faiz oranlarını uzun süre yüksek tutmasına neden olurken, hane halkı ve işletmeler üzerindeki mali baskıyı da artırıyor.
Bu gelişmeler üzerine, Temsilciler Meclisi'ndeki bazı Cumhuriyetçiler, seçmenlerin cebini rahatlatacak ve ekonomik büyümeyi hızlandıracak yeni bir teşvik paketinin Kongre'den geçirilmesi gerektiğini savunuyor. Scalise liderliğindeki bu grup, özellikle orta sınıfa yönelik vergi indirimleri, işletmelere yatırım teşvikleri ve altyapı harcamalarını içeren bir yasa tasarısı hazırlanması çağrısında bulunuyor. Ancak bu öneri, partinin muhafazakâr kanadındaki bazı isimler tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor. Örneğin, Senato Bütçe Komitesi Başkanı olan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham (Güney Karolina), yeni harcamaların ulusal borcu daha da artıracağını ve enflasyonu körükleyeceğini belirterek, bu tür bir pakete karşı olduğunu açıkladı. Benzer şekilde, Temsilciler Meclisi Özgürlük Grubu'nun (Freedom Caucus) bazı üyeleri de hükümet harcamalarının kontrol altına alınması gerektiğini vurguluyor.
Cumhuriyetçiler arasındaki bu bölünme, Demokratların ve Başkan Joe Biden'ın politikalarına karşı ortak bir cephe oluşturma çabalarını da zayıflatıyor. Başkan Biden, ekonomik iyileşmenin kendi yönetiminin başarısı olduğunu savunurken, Cumhuriyetçiler enflasyon ve ekonomik yavaşlamadan onu sorumlu tutmak istiyor. Bu durum, seçim kampanyalarının merkezine oturan ekonomi politikalarında partinin net bir mesaj verememesine yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu siyasi çekişme, yalnızca iç politika açısından değil, küresel ekonomi üzerindeki etkileri bakımından da büyük önem taşıyor. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'nin büyüme hızının yavaşlaması, küresel tedarik zincirlerinden gelişmekte olan ülkelerin ihracatına kadar birçok alanda dalga etkisi yaratıyor. Özellikle Çin, Avrupa Birliği ve Japonya gibi büyük ticaret ortakları, ABD talebindeki daralmanın kendi ekonomilerine olumsuz yansıyacağından endişe ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) son raporunda, ABD ekonomisinin bu yılki büyüme tahminini %2,7'den %2,1'e düşürdü. Bu revizyon, küresel ekonomik görünüme ilişkin belirsizlikleri artırdı ve ülkelerin merkez bankalarının para politikalarını şekillendirirken ABD'deki gelişmeleri daha yakından izlemesine yol açtı. Fed'in faiz kararları, özellikle gelişmekte olan ülkelerin sermaye akışlarını ve döviz kurlarını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle, ABD Kongresi'nde teşvik paketi konusunda yaşanan tıkanıklık, sadece Amerikan seçmenini değil, aynı zamanda dünya genelindeki yatırımcıları ve politika yapıcıları da yakından ilgilendiriyor.
Analistler, seçimler yaklaşırken Cumhuriyetçilerin olası bir teşvik paketinde uzlaşma sağlamasının zor göründüğünü, ancak ekonominin kötüye gitmesi hâlinde her iki partinin de sorumluluk üstlenmek zorunda kalabileceğini belirtiyor. Bu durum, küresel piyasalarda dalgalanmalara neden olabilir ve doların değerinde değişimlere yol açabilir. Uzmanlar, kısa vadede ABD'de ekonomik politikaların seçim yatırımlarına göre şekillenebileceğini, ancak uzun vadede mali sürdürülebilirliğin asıl belirleyici olacağını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ekonomik yavaşlama ve teşvik tartışmaları, Türkiye'nin ihracatı ve dış finansman koşulları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye'nin ABD'ye yaptığı ihracat, toplam ihracatının yaklaşık %5'ini oluşturmakta ve bu oran, ABD talebindeki bir düşüşten doğrudan etkilenebilir. Ayrıca, ABD faiz oranlarının yüksek seyretmesi, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına neden olarak Türk lirası üzerinde baskı yaratabilir. Öte yandan, Türkiye'nin enflasyonla mücadele politikaları, ABD'deki faiz kararlarıyla yakından ilişkilidir; Fed'in olası bir faiz indirimi, Türkiye'nin dış borç yükünü hafifletebilir. Bu nedenle, Ankara'nın Washington'daki bu gelişmeleri yakından takip etmesi ve ekonomik politikalarını buna göre şekillendirmesi büyük önem taşıyor.