ABD'de perakende dizel fiyatı ilk kez galon başına 6,50 doları aşarak ülke ekonomisinde yeni bir maliyet şoku yarattı. Savaşların tetiklediği küresel yakıt sıkışıklığı, nakliye, tarım ve sanayi maliyetlerini yukarı çekerek enflasyonu daha da körüklüyor. Uzmanlar, dizel fiyatlarındaki bu tırmanışın tüketici fiyatlarına gecikmeli de yansıyacağı uyarısında bulunuyor.
Dizel Fiyatlarındaki Artışın Arka Planı
ABD'de dizel fiyatları, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından başlayan dalgalanmanın son halkası olarak rekor seviyeye ulaştı. Ülke genelinde ortalama perakende dizel fiyatı galon başına 6,50 doların üzerine çıkarak tarihi bir zirveye işaret etti. Bu artış, Kovid-19 salgını sonrası toparlanan talebin arzla buluşamaması ve savaşın enerji piyasalarında yarattığı belirsizlikle birleşti.
Dizel, benzinin aksine ağır vasıta, kamyon, tren ve tarım makinelerinde yaygın olarak kullanılıyor. Bu nedenle fiyat artışı doğrudan lojistik ve gıda maliyetlerine yansıyor. ABD'de kamyon taşımacılığı, mal taşımacılığının yaklaşık %70'ini oluşturuyor. Dolayısıyla dizel fiyatındaki her artış, market raflarındaki fiyat etiketlerine birkaç hafta içinde yansıyor.
Uzmanlar, artışın sadece ABD ile sınırlı kalmadığını, Avrupa ve Asya'da da dizel fiyatlarının rekor seviyelere yaklaştığını belirtiyor. Küresel rafineri kapasitesinin sınırlı olması, Rusya'dan gelen dizel arzının yaptırımlarla kesilmesi ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık, arz güvenliğini tehdit ediyor.
Küresel Boyut: Savaşlar ve Enerji Güvenliği
Rusya-Ukrayna savaşı, küresel enerji haritasını yeniden çizdi. Batı'nın Rus petrol ve gazına yönelik yaptırımları, Moskova'nın Asya'ya yönelmesine neden olurken, Avrupa alternatif kaynak arayışında. Ancak dizel arzı, petrol kadar kolay çeşitlendirilemiyor. Rusya, dünya dizel ihracatının önemli bir bölümünü karşılıyordu. Yaptırımlar sonrası bu boşluk, Orta Doğu ve Asya rafinerilerinden karşılanmaya çalışılıyor; fakat nakliye maliyetleri ve süreler artıyor.
Orta Doğu'da İsrail-Hamas çatışmasının bölgeye yayılma riski, enerji piyasalarında tedirginlik yaratıyor. İran'ın petrol ihracatına yönelik olası yaptırımlar veya Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek bir kesinti, dizel dahil tüm petrol ürünlerinde fiyatları daha da yukarı çekebilir. ABD'de stratejik petrol rezervlerinin (SPR) düşük seviyede olması, olası bir arz kesintisinde tampon görevi görmesini zorlaştırıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), küresel petrol talebinin 2024'te artmaya devam edeceğini ancak arzın aynı hızda büyümediğini vurguluyor. OPEC+ ülkelerinin üretim kısıntıları, arz talep dengesizliğini derinleştiriyor. Özellikle dizel için rafineri marjları tarihi yüksek seviyelerde seyrediyor; bu da ham petrol fiyatları düşse bile pompa fiyatlarının neden düşmediğini açıklıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerjide dışa bağımlı bir ülke olarak küresel dizel fiyatlarındaki artıştan doğrudan etkileniyor. Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, zaten yüksek seyreden enflasyonu daha da körükleyerek taşımacılık, tarım ve sanayi maliyetlerini artırıyor. İthal dizel bağımlılığı nedeniyle cari açık üzerinde ek baskı oluşabilir. Ayrıca Rusya'dan yapılan dizel ithalatı, Batı yaptırımları ve ikincil yaptırım riskleri nedeniyle sürdürülebilirlik sorunu taşıyor. Türkiye'nin enerji arz güvenliğini çeşitlendirmesi ve rafineri kapasitesini artırması kritik önemde.