ABD’den sınır dışı edilerek Venezuela’ya gönderilen 100’den fazla kişinin kaldığı bir barınak, ülkenin kuzeydoğusunda meydana gelen iki şiddetli depremin ardından tamamen çöktü. En az iki kişinin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin ise enkaz altında kaldığı belirtiliyor. Olay, insan hakları örgütlerinin uzun süredir eleştirdiği ABD’nin sınır dışı politikalarının dramatik sonuçlarından biri olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin arka planı
Venezuela’nın Sucre eyaletine bağlı Cumaná kentinde bulunan barınak, 21 Ocak akşamı Richter ölçeğine göre 5.8 ve 5.2 büyüklüğünde iki depremle sarsıldı. İlk depremin ardından kısa süre içinde gelen ikinci sarsıntı, daha önce hasar gören binanın tamamen çökmesine neden oldu. Venezuela İçişleri Bakanlığı, barınakta o sırada 120 kişinin bulunduğunu, bunlardan 104’ünün ABD’den sınır dışı edilmiş Venezuelalı olduğunu açıkladı.
Kurtarma ekipleri enkaz altında kalanlara ulaşmak için çalışmalarını sürdürürken, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. Maduro, “Bu trajedi, ABD’nin insanlık dışı sınır dışı politikalarının bir sonucudur” ifadelerini kullandı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise olayı “üzücü” olarak nitelendirdi, ancak sınır dışı işlemlerinin uluslararası hukuka uygun olduğunu savundu.
Yerel kaynaklara göre barınak, sınır dışı edilenlerin geçici olarak yerleştirildiği, altyapısı yetersiz bir yapıydı. Depremlerin ardından bölgede artçı sarsıntılar devam ederken, yetkililer enkaz altında kalanların sayısının artabileceğini belirtiyor. Venezuela Sağlık Bakanlığı, yaralıların çevre hastanelere sevk edildiğini, bazılarının durumunun ağır olduğunu bildirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD’nin sınır dışı politikaları, özellikle Latin Amerika ülkeleriyle ilişkilerde sürekli bir gerilim kaynağı olmuştur. 2024 yılında ABD’den sınır dışı edilen Venezuelalı sayısı 200 bini aşarken, bu kişilerin ülkelerine döndüklerinde çoğu zaman yeterli barınma ve sağlık hizmetine erişemedikleri biliniyor. İnsan hakları örgütleri, ABD’yi sınır dışı ettiği kişilerin güvenliğini garanti altına almadığı için eleştiriyor.
Cumaná’daki depremler, aynı zamanda Venezuela’nın kırılgan altyapısını bir kez daha gözler önüne serdi. Ülke, uzun süren ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle binaların depreme dayanıklılığı konusunda ciddi sorunlar yaşıyor. Dünya Bankası verilerine göre Venezuela’da konutların yüzde 40’ından fazlası deprem yönetmeliklerine uygun değil.
Bu olay, ABD’nin göç politikalarıyla ilgili uluslararası tartışmaları yeniden alevlendirdi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), sınır dışı edilen kişilerin korunması için daha güçlü mekanizmalar oluşturulması çağrısında bulundu. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi ise sınır dışı işlemlerini “yasa dışı göçü caydırmak için gerekli” olarak savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, ABD’nin sınır dışı politikalarının insani sonuçlarına dikkat çekiyor. Türkiye, benzer şekilde Suriyeli sığınmacılarla ilgili geri gönderme tartışmaları yaşarken, bu tür trajedilerin uluslararası hukuk ve insan hakları boyutunu hatırlatması açısından önemlidir. Ayrıca, Venezuela’daki altyapı sorunları, deprem riski yüksek olan Türkiye için de bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye’nin göç ve afet yönetimi politikalarının insani boyutunu güçlendirmesi gerektiğini gösteren bu olay, küresel çapta sınır dışı uygulamalarının yeniden değerlendirilmesi çağrılarını da beraberinde getirebilir.