ABD demokrasisi, 250. yılını geride bırakırken derin çelişkiler ve artan kutuplaşma ile karşı karşıya. Bağımsızlık Bildirgesi'nden bu yana demokrasi, inatçı bir canavar olarak tanımlansa da, Donald Trump'ın Amerika'sında bu çelişkiler hiç olmadığı kadar belirgin hale geldi. Ülkenin kurucu ilkeleri ile güncel siyasi gerçeklik arasındaki uçurum, demokrasinin dayanıklılığını sorgulatıyor.
Demokrasinin Çelişkili Mirası
ABD'nin demokrasi serüveni, 1776'da atılan imzalarla başladı. Ancak o günden bu yana, özgürlük ve eşitlik idealleri ile kölelik, ırk ayrımcılığı ve oy hakkı kısıtlamaları gibi uygulamalar arasındaki gerilim hiç bitmedi. Kurucu babalar, halk egemenliğini ilan ederken, aynı zamanda köle sahipleriydi. Bu ikiyüzlülük, Amerikan demokrasisinin genlerine işlemiş durumda.
Trump döneminde bu çelişkiler, özellikle 6 Ocak 2021'de Kongre baskınıyla zirveye ulaştı. Seçim sonuçlarını reddetme girişimi, demokratik kurumlara yönelik benzeri görülmemiş bir saldırıydı. Trump, başkanlığı süresince basını "halkın düşmanı" ilan etti, yargıya ve seçim sistemine güveni sarstı. Bu söylemler, demokrasinin temel taşlarını aşındırdı.
Siyaset bilimciler, ABD'de demokrasinin gerilemesini "rekabetçi otoriterlik" veya "illiberal demokrasi" kavramlarıyla açıklıyor. Seçimler hâlâ yapılıyor ancak kurumlar zayıflatılıyor, muhalefet baskı altına alınıyor ve hukuk devleti erozyona uğruyor. Trump'ın yeniden seçilme ihtimali, bu endişeleri daha da artırıyor.
Küresel Etkiler ve Gelecek
ABD demokrasisindeki erozyon, sadece ülke içinde değil, küresel ölçekte de yankılanıyor. ABD, uzun yıllardır demokrasinin bayraktarı olarak görülüyordu. Ancak Trump döneminde uluslararası kurumlardan çekilme, müttefiklerle ilişkilerin bozulması ve otoriter liderlere verilen destek, bu imajı sarstı. Avrupa başkentlerinde ve Asya'da, ABD'nin güvenilirliği sorgulanıyor.
Öte yandan, ABD demokrasisinin hâlâ güçlü olduğunu savunanlar da var. Federal sistem, güçler ayrılığı ve sivil toplumun canlılığı, sistemin kendini düzeltme kapasitesini gösteriyor. 2020 seçimlerinde rekor katılım ve 2022 ara seçimlerinde demokrasi yanlısı adayların başarısı, direncin işaretleri olarak yorumlanıyor.
Ancak anketler, Amerikalıların demokrasiye olan güveninin tarihsel düşük seviyelerde olduğunu gösteriyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 2023 verilerine göre, halkın yalnızca %16'sı hükümetin çoğu zaman doğru iş yaptığına inanıyor. Bu güven erozyonu, demokrasinin işleyişi için ciddi bir tehdit.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD demokrasisindeki dalgalanma, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek jeopolitik sonuçlar doğuruyor. Washington'un iç istikrarsızlığı, NATO içindeki karar alma süreçlerini yavaşlatabilir ve savunma işbirliklerini zayıflatabilir. Özellikle F-16 satışı ve İsveç'in NATO üyeliği gibi konularda belirsizlik artabilir. Ayrıca, ABD'nin demokratik gerilemesi, otoriter eğilimleri güçlendiren küresel bir atmosfer yaratarak Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni dengeler gerektirebilir. Türkiye, bu dönemde stratejik özerkliğini koruyarak hem transatlantik hem de bölgesel aktörlerle ilişkilerini çeşitlendirmek zorunda kalabilir.