Hükümetlerarası bir rapor, ABD'de demokrasinin temel göstergelerinin 50 yılın en düşük seviyesine gerilediğini ortaya koydu. Rapor, Trump yönetiminin yurt içinde ve küresel ölçekte hukukun üstünlüğünü ciddi şekilde zayıflattığını belirtiyor. Ülkedeki demokratik kurumlara duyulan güvenin azalması, yargı bağımsızlığına yönelik baskılar ve seçim sistemine dair endişeler, düşüşün başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.
Demokrasi Göstergelerindeki Düşüşün Arka Planı
Rapora göre, ABD'de ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve seçim bütünlüğü gibi demokratik göstergeler, son 50 yılın en düşük seviyelerine indi. Özellikle 2020 seçimlerinden sonra artan kutuplaşma, seçim sonuçlarına yönelik asılsız iddialar ve Kongre baskını gibi olaylar, demokratik normları aşındırdı. Trump yönetiminin pandemi döneminde aldığı kararlar, federal kurumların bağımsızlığını sorgulattı. Ayrıca, göçmen politikaları, azınlık hakları ve çevre düzenlemeleri gibi alanlarda yapılan değişiklikler, hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı bulundu.
Rapor, ABD'nin küresel demokrasi sıralamalarındaki yerinin de gerilediğini gösteriyor. Freedom House ve V-Dem gibi kuruluşların verilerine göre, ABD artık "kusurlu demokrasi" kategorisinde değerlendiriliyor. Trump yönetiminin uluslararası anlaşmalardan çekilmesi, müttefiklerle ilişkileri germesi ve otoriter liderlere yakın durması, küresel demokrasiye olan güveni sarstı. Raporda, ABD'nin demokrasi ihracındaki etkisinin azaldığı ve otoriter rejimlerin bu durumdan cesaret aldığı vurgulanıyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
ABD'deki demokratik gerileme, sadece ülke içiyle sınırlı kalmayıp küresel dengeleri de etkiliyor. NATO ve Avrupa Birliği gibi kurumlar, ABD'nin güvenilirliğini sorgulamaya başladı. Çin ve Rusya gibi otoriter rejimler, kendi sistemlerini meşrulaştırmak için ABD'deki sorunları örnek gösteriyor. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde demokrasi yanlısı hareketler, ABD'nin desteğini kaybetmekten endişe ediyor. Rapor, uluslararası kurumların da bu erozyondan etkilendiğini, BM ve diğer çok taraflı yapıların etkinliğinin azaldığını belirtiyor.
Trump yönetiminin dış politikada izlediği tek taraflı çizgi, ticaret savaşları ve yaptırımlar yoluyla müttefikleri de hedef aldı. Bu durum, Batı ittifakında çatlaklara yol açtı. Avrupa ülkeleri, savunma ve ekonomide daha bağımsız hareket etme arayışına girdi. Asya-Pasifik'te ise Çin, ABD'nin bölgedeki liderliğini sorgulayarak kendi etki alanını genişletmeye çalışıyor. Rapor, demokrasinin küresel ölçekte gerilediğini ve bunun uluslararası istikrarı tehdit ettiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki demokratik gerileme, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, NATO müttefiki olarak ABD ile stratejik ortaklığını sürdürürken, Washington'daki istikrarsızlık savunma ve ekonomi alanındaki iş birliğini zorlaştırabilir. Özellikle F-35 krizi, yaptırımlar ve Suriye politikası gibi konularda Trump yönetiminin öngörülemez tutumu, Ankara için risk oluşturuyor. Ayrıca, ABD'nin demokrasi alanındaki itibar kaybı, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni denge arayışlarını gündeme getirebilir. Küresel demokrasinin zayıflaması, otoriter eğilimleri güçlendirerek Türkiye'nin bölgesel konumunu da etkileyebilir.