ABD, daimi ikamet izni (yeşil kart) başvurularında köklü bir değişikliğe gidiyor. Yeni yönetmelikle birlikte, başvuru sahiplerinin sağlık sigortası ve sosyal yardım kullanımları çok daha kapsamlı bir incelemeye tabi tutulacak. Bu düzenleme, 2022 yılında Biden yönetimi tarafından getirilen ve göçmenlerin kamu hizmetlerinden yararlanmasını kolaylaştıran kuralların yerine geçecek. Uzmanlar, yeni çerçevenin özellikle düşük gelirli göçmenleri olumsuz etkileyebileceğini ve ABD göç sisteminde önemli bir kırılmaya işaret ettiğini belirtiyor.
Yeni Kuralların Detayları
Resmi Gazete'de yayımlanan ve önümüzdeki aylarda yürürlüğe girmesi beklenen yeni yönetmelik, yeşil kart başvuru sürecinde 'kamu yükü' (public charge) testinin kapsamını önemli ölçüde genişletiyor. Buna göre, başvuru sahiplerinin son üç yıl içinde Medicaid, gıda yardımı (SNAP), konut yardımı gibi devlet destekli programlardan yararlanıp yararlanmadığı detaylı bir şekilde incelenecek. Ayrıca, sağlık sigortasına sahip olup olmamak da başvuruların reddedilmesinde belirleyici bir faktör haline gelecek. Düzenleme, özellikle hamile kadınlar ve çocuklar gibi savunmasız grupların sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlayacağı gerekçesiyle sivil toplum örgütleri tarafından eleştiriliyor.
Yetkililer, bu değişikliğin amacının 'kamu kaynaklarının korunması' olduğunu savunuyor. Ancak göçmen hakları savunucuları, uygulamanın ayrımcılığa yol açabileceğini ve göçmen ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılamaktan vazgeçmelerine neden olacağını ifade ediyor. Özellikle COVID-19 salgını sonrası sağlık sisteminin kırılganlığının ortaya çıktığı bir dönemde, bu tür kısıtlamaların toplum sağlığı açısından risk oluşturabileceği vurgulanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu düzenleme, sadece ABD içindeki göç politikalarını değil, aynı zamanda küresel göç dinamiklerini de etkileme potansiyeline sahip. ABD, dünyanın en büyük göç alma merkezlerinden biri olarak, bu tür politikalarıyla diğer ülkelere de örnek oluşturuyor. Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere pek çok gelişmiş ülke, benzer kamu yükü testlerini tartışıyor. Uzmanlar, bu tür kısıtlayıcı politikaların göçmenlerin ülkelere katkısını azaltabileceğini ve ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.
Özellikle Latin Amerika ve Asya ülkelerinden gelen göçmenlerin yoğunlukta olduğu ABD'de, bu yeni kuralların göçmen toplulukları üzerindeki sosyal ve psikolojik etkileri de mercek altında. Göçmenlerin, sınır dışı edilme korkusuyla sağlık hizmetlerinden ve sosyal yardımlardan kaçınması, toplumda eşitsizliklerin artmasına neden olabilir. Aynı zamanda, bu durumun ABD'nin uluslararası itibarı üzerinde de olumsuz bir etkisi olabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin bu yeni düzenlemesinden doğrudan etkilenen ülkeler arasında yer almıyor. Ancak, Türk vatandaşlarının ABD'ye göç etme talepleri göz önünde bulundurulduğunda, bu değişiklikler olası göçmenler için önemli bir engel teşkil edebilir. Özellikle eğitim veya iş amaçlı ABD'ye yerleşmeyi düşünen orta ve düşük gelirli Türk vatandaşları, sağlık sigortası ve sosyal yardım kullanımları konusunda daha dikkatli olmak zorunda kalacak. Türkiye'nin güçlü sağlık altyapısı ve sosyal güvenlik ağı, vatandaşlarının bu süreçte dezavantaj yaşamasını önleyebilir; ancak yine de ABD'nin sıkılaştırılmış göç politikalarının, Türkiye'den ABD'ye yönelik nitelikli göçü olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor.