ABD Dışişleri Bakanlığı, 2026 Mali Yılı Mali Şeffaflık Raporu'nda Çin'in denizaşırı kredilerine yönelik eleştirilerini artırdı. Raporda, Çin'in sağladığı kredilerdeki şeffaflık eksikliğinin, gelişmekte olan ülkelerde beklenmedik temerrütler ve borç yeniden yapılandırmaları riskini artırabileceği belirtildi. ABD, özellikle Afrika ve Asya'daki borçlu ülkelerin mali durumlarını doğru değerlendirememesinden endişe duyuyor.
Raporun detayları ve eleştiriler
Salı günü yayımlanan 2026 Mali Yılı Mali Şeffaflık Raporu'nda, Çin'in kredi uygulamalarına yönelik sert ifadeler yer aldı. Raporda, Çin'in kredi koşullarını gizleme eğiliminin, borçlu ülkelerin mali sürdürülebilirliğini tehdit ettiği ve uluslararası finans mimarisini zayıflattığı öne sürüldü. ABD, özellikle Çin'in altyapı projeleri için verdiği kredilerdeki faiz oranları, geri ödeme süreleri ve koşulların kamuoyuyla paylaşılmadığını vurguladı.
Raporda ayrıca, Çin'in borçlu ülkelere uyguladığı baskı araçlarının, bu ülkelerin IMF ile yaptığı anlaşmaları olumsuz etkileyebileceği ifade edildi. ABD, Çin'in kredi verirken siyasi koşullar öne sürdüğünü ve bu durumun borçlu ülkelerin dış politika bağımsızlığını kısıtladığını savundu. Özellikle Çin'in "Kuşak ve Yol" girişimi kapsamında verdiği krediler, şeffaflık konusunda en çok eleştirilen alanlar arasında.
Uzmanlar, ABD'nin bu raporunun, Çin'in küresel kreditörlük rolünü denetleme çabalarının bir parçası olduğunu belirtiyor. Çin, son yirmi yılda Asya, Afrika ve Latin Amerika'da milyarlarca dolarlık kredi sağladı ve bu kredilerin birçoğu, borçlu ülkelerin kamu borçlarının önemli bir kısmını oluşturuyor. ABD'nin bu hamlesi, iki ülke arasındaki jeopolitik rekabetin mali alana yansıması olarak değerlendiriliyor.
Yükselen piyasalar için artan riskler
ABD'nin raporunda, özellikle Pakistan, Sri Lanka ve Zambiya gibi Çin'e borçlu gelişmekte olan ülkelerin risk altında olduğu belirtildi. Bu ülkeler, önceki yıllarda Çin'den aldıkları kredileri geri ödemekte zorlanmış ve borç yapılandırmasına gitmişti. Ancak Çin'in kredi koşullarını açıklamaması, bu ülkelerin mali yükümlülüklerinin tam kapsamını gizliyor ve uluslararası kreditörlerin risk değerlendirmesi yapmasını engelliyor.
Raporda, Çin'in devlet bankaları ve ihracat kredi kuruluşları aracılığıyla verdiği kredilerin, borçlu ülkelerin merkez bankaları ve maliye bakanlıkları tarafından dahi tam olarak izlenemediği ifade edildi. Bu durum, ani ödeme dengesi krizlerine yol açabilir ve borçlu ülkelerin dış finansman ihtiyaçlarını artırabilir. ABD, sorunun çözümü için Çin'in kredi verilerini uluslararası standartlara uygun şekilde açıklamasını ve borç yapılandırma müzakerelerine katılmasını talep ediyor.
Öte yandan Çin, bu eleştirilere karşı çıkıyor ve kredilerinin kalkınma odaklı olduğunu, borçlu ülkelerle "karşılıklı saygı" temelinde anlaşmalar yaptığını savunuyor. Çin Dışişleri Bakanlığı, daha önce yaptığı açıklamalarda, borç sürdürülebilirliği konusunda uluslararası çabalara katkı sağladığını ve bazı ülkelere borç erteleme kolaylıkları sunduğunu hatırlatmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Çin ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeye çalışırken, bu tür şeffaflık tartışmaları Türkiye'nin borç yönetimi ve dış finansman stratejilerini etkileyebilir. Türkiye, IMF ve dünya mali kuruluşlarıyla iş birliği içinde, Çin'den sağladığı kredilerde şeffaflığı önemsiyor. Türkiye'nin özellikle enerji ve altyapı yatırımlarında Çin finansmanına ihtiyaç duyduğu göz önüne alındığında, ABD'nin bu raporu, Türkiye'nin kredi sözleşmelerindeki şeffaflık standartlarına uyma konusundaki baskıları artırabilir. Ancak Türkiye, bağımsız dış politikası gereği bu tür baskılara rağmen Çin ile ekonomik iş birliğini sürdürme kararlılığında.