ABD ve Çin, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Trump-Xi zirvesinin ardından, karşılıklı olarak uygulanan gümrük vergilerini düşürmeyi amaçlayan bir anlaşmanın detaylarını kamuoyuna açıkladı. Washington ve Pekin yönetimleri, toplam 60 milyar dolarlık ticaret hacmini kapsayan ürünlerde gümrük tarifelerinin indirilmesi konusunda mutabakata vardı. Anlaşma, iki ülke arasında yıllardır süren ticaret savaşında önemli bir yumuşama sinyali olarak değerlendiriliyor.
Ticaret Savaşının Arka Planı
ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında gerçekleşen zirve, 2018 yılından bu yana devam eden ve küresel ekonomiyi olumsuz etkileyen ticaret savaşında bir dönüm noktası olarak görülüyor. İki lider, karşılıklı olarak uygulanan yüksek gümrük vergilerinin her iki ülke ekonomisine de zarar verdiğini kabul ederek, belirli ürün gruplarında indirime gitme konusunda anlaştı.
Anlaşma kapsamında, ABD'nin Çin'den ithal ettiği bazı tüketim ürünleri, elektronik eşyalar ve tarım ürünlerinde gümrük vergileri düşürülecek. Çin tarafı ise ABD'den aldığı soya fasulyesi, otomobil ve enerji ürünlerinde indirime gidecek. İki ülke heyetleri, hangi ürünlerin listede yer alacağını belirlemek için haftalardır müzakereler yürütüyordu.
Trump yönetimi, anlaşmayı "tarihi bir ticaret zaferi" olarak nitelendirirken, Çin Ticaret Bakanlığı yaptığı açıklamada, anlaşmanın "karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde" sağlandığını vurguladı. Uzmanlar, anlaşmanın tam olarak uygulanmasının zaman alacağını ve iki ülke arasındaki yapısal sorunların devam ettiğini belirtiyor.
Küresel Ekonomiye Etkileri
ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı, 2018'den bu yana küresel ticaret hacmini daraltmış, birçok ülkenin ekonomik büyümesini yavaşlatmıştı. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, ticaret savaşının küresel GSYH üzerinde yarattığı baskıya dikkat çekmişti. Varılan anlaşma, piyasalarda olumlu bir hava yarattı; Asya ve Avrupa borsaları anlaşmanın açıklanmasının ardından yükselişe geçti.
Ancak analistler, anlaşmanın sınırlı kapsamına dikkat çekiyor. 60 milyar dolarlık ticaret hacmi, iki ülke arasındaki toplam ticaretin yalnızca bir kısmını oluşturuyor. ABD'nin Çin'e yönelik toplam ithalatı yıllık 500 milyar doları aşarken, anlaşmanın geri kalan ürünleri kapsamaması, ticaret savaşının tamamen sona ermediğini gösteriyor. Ayrıca, fikri mülkiyet hakları, teknoloji transferi ve devlet sübvansiyonları gibi yapısal konularda henüz somut bir ilerleme sağlanmış değil.
Öte yandan, anlaşmanın uygulanması için belirlenen takvim ve denetim mekanizmaları henüz netleşmedi. ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), indirimlerin aşamalı olarak ve belirli koşullara bağlı olarak yürürlüğe gireceğini bildirdi. Çin tarafı ise ABD'den yapılacak tarım ürünleri alımlarının artırılacağını taahhüt etti. Bu taahhütlerin yerine getirilip getirilmeyeceği, önümüzdeki aylarda yapılacak denetimlerle belirlenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin ticaret anlaşması, küresel ticaret hacmini canlandırarak Türkiye gibi ihracat odaklı ekonomilere dolaylı olarak olumlu yansıyabilir. Ancak anlaşmanın, Türkiye'nin ABD ve Çin ile olan ticari ilişkilerine doğrudan etkisi sınırlı olacak. Türkiye, her iki ülkeyle de dengeli bir ticaret politikası izliyor; ABD ile yaşanan siyasi gerilimler ve Çin ile artan işbirliği, Ankara'nın pozisyonunu belirliyor. Anlaşma sonrası küresel piyasalarda yaşanabilecek dalgalanmalar, TL üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji kısıtlamaları, Türkiye'nin savunma sanayii ve teknoloji ithalatını da etkileyebilir. Türkiye, ticaret savaşının yarattığı belirsizlik ortamında, ihracat pazarlarını çeşitlendirmeye ve yerli üretimi güçlendirmeye öncelik vermeli.